Advertisement

Advertisement

Şafak Nöbeti’nin ardından

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
22/07/2014


Arslan Menguç Arslan Menguç


Salı günü anjio olacağım.

Türkiye’de değil, İsveç’te veya İngiltere’de değil.

Rum kesiminde hiç değil.

Salı günü anjio olacağım.

Eskiden olsa, zor bir işti.

Uçağa atlayıp, gideceksin. Hastaneni bulacaksın vs.

Şimdi öyle mi? Binip arabana YDÜ Hastanesi’nin kapısında park ediyorsun.

O nedenle önce Suat Günsel’e, ardından da Türkiye’nin yeni sağlık politikasına dua ediyorum. Eğer YDÜ ile Türkiye arasında bir anlaşma imzalanmamış olsa, hem YDÜ yeterince müşteri bulamadığı için sıkıntı çekecekti hem de hastaların tamamı YDÜ’nün verdiği hizmetlerinden yararlanamayacaktı.

Ancak içinde bulunduğumuz coğrafyada sigortası veya parası olan herkesin yararlanabileceği dörtdörtlük bir hastanemiz var.

İşte bu durumdan en fazla rahatsız olanlar arasında güneydeki komşularımız bulunuyor.

Onlarda olan bir hizmet sektörünün, bizde de olması, neden bazılarını rahatsız ediyor, bilemiyorum.

Ama Zübeyir Ağaoğlu YDÜ Hastanesi’nin varlığından çok rahatsız.

Aslına bakarsanız, Zübeyir, “Belki bir gün benim de ihtiyacım olabilir,” diye düşünebilecek kapasiyete sahip biri.

Ne var ki, o kendine verilen görevi yapmak durumunda.

Birileri ona git, YDÜ Hastanesi’ndeki hocaları rahatsız et, dedi. O da her kışkırtıcı ajan gibi görevini yaptı.

Cilt doktorum Doc. Dr. Aslı Kaptanoğlu’nun odasına girip hem hastalarıyla fotoğrafını çekmeye çalışmış, hem de “Neden buradasınız; gidin buradan” tehdidinde bulunmuş. Doktorum anlattı bütün bunları.

Bir zamanlar Erenköy Mücahitleri Derneği’nin başkanlığını da yapmış olan Zübeyir’e yıllar önce de sormuş ve yanıtını alamamıştım:

“Zübehir, sen Rumların kışkırtıcı ajanı mısın?”

Eğer insan benzeri kişiler ülkemizin en güzide kurumlarından birininin içine girip, hastalarına bakmakta olan saygıdeğer doktorlarımızı tehdit edebiliyorsa, bunda iki neden olabilir.

1. Akıl hastasıdır

2. Kışkırtıcı ajan.

Biz Zübeyir Ağaoğlu’nun Salamis Otel’de düzenlenen bir konferansta nasıl konukları taciz ederek provakasyonlar yaptığı günlerden tanırız.

Üstelik onu, DAÜ’de okuyan öğrencilerimizi çeşitli vaadlerle komisyon karşılığı Güney Kıbrıs’taki Cyprus University’e götürmeye çalıştığı günlerden de biliriz.

***

Efendim şimdi de sıra Şafak Nöbeti’nde.

Kutlay’a, Asım’a, Özdil’e müjde.

Artık bu arkadaşlar Şafak Nöbeti ile ilgili olarak acz içinde kıvranmayacaklar.

Artık Şafak Nöbeti’ni engelleyebilmek için ne yapmaları gerektiğini düşünmeyecekler.

Aramızda kalsın: Şafak Nöbeti hep yapılacak. O nedenle şimdiden üzülmeyin.

Türkiye Büyükelçisine gidip “Orada içki içiyorlar. Şehitlerimizin ruhları taciz olmasın diye nöbeti engelleyin,” gibi yalanlar uydurmalarına gerek kalmayacak.

Aslında Şafak Nöbeti, 20 Temmuz kutlamalarının halka mal olmuş şekli. Bazı hasta zihniyetliler Şafak Nöbetine içten içe içerliyorsa şu gerçeği akıllarından hiç çıkartmamalılar.

20 Temmuz Barış Harekatı’na katıldıktan sonra Kıbrıs’ta yerleşen Mehmetcikler, Güney’den göçüp Kuzey’i vatan bilenler, Londra’dan, Avustralya’dan dönüp gelenler ve Türkiye’den göç edip ekilebilir topraklara ve bahçelere sahip çıkanlar, yıllar boyu Kuzey’in köylerinde abluka altında yaşayanlarlahep birlikte elele verip Kuzey Kıbrıs’ı kurdular.

O nedenle bazıları çıkıp “Vergilerimizden ödeniyor”, “Adamlar mamayı götürüyor” gibi, adi ve ruhsuz saldırılarla Şafak Nöbeti’nin oluşturduğu o güzel havayı kirletmeye çalışmasınlar.

19 Temmuz gecesi, kendilerini sağlam sanan birkaç genç, nöbet yerine gelip

“Burayı dağıtırız” diye efelendiler ve dağıtmanın nasıl olacağı konusunda iyiden iyiye bilgi sahibi oldular.

Özetle: Şafak Nöbetine lütfedip de DP-UG’den kimsenin katıldığını görmedim. UBP’den Zorlu Töre ve Ersin Tatar dışında diğerlerini de göremedim.Diğer siyasi parti temsilcileri bilebildiğim kadarıyla katılmadı. Ötekiler, düğünlerde derneklerde boy gösterdiler. Ardından da neden gelemediklerini açıklamak için “Düğünlerimiz vardı gardaş” dediler.

O seçilmişler şu gerçeği unutmamalı. Düğünlerin en büyüğü, Şafak Nöbeti’nde yapılıyor. Halkımızın düğünlerine gelmeyenleri biz seçimlerde neden hatırlayalım?

Kanımca yakında halktan yeniden oy isteyecek bir Talat’ın da mikro milliyetçi seçmenine doğru yolu gösterip Şafak Nöbetine gelmesi gerekirdi. İnşallah Sayın Cumhurbaşkanı Eroğlu da, yoğun programına rağmen ,çok kısa bir süre için olsa da gelecek yılki kutlamalar sırasında aramızda görürüz.

Son olarak Sayın Beşir Atalay, Şafak Nöbeti’nin meşalesini yaktığına göre, diğer seçilmişler de Yavuz Çıkarma Plajı’nın yolunu öğrenirler, diye düşünüyorum.

Efendim, saygılarımla!..

 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: arslan menguç
MANŞETLER

HK Arslan Menguç

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.