Advertisement

Advertisement

Soğuk su

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
03/09/2014


Arslan Menguç Arslan Menguç


 Son zamanlarda toplumumuzda yeni bir gelişme var. O da insanlar temelde karşı oldukları görüşleri, biraz hedef değiştirerek anlatmaya çalışıyor. Tabii, bir söz vardır; “Bana arkadaşının kim olduğunu söyle, sana nasıl biri olduğunu anlatayım,” şeklinde.

Bizim Rumsever çevreler Türkiye karşıtlığını sürdürebilmek için, konuyu sanki Erdoğan karşıtlığı gibi sunuyorlar.

Efendim, önceki gün Ada’mıza gelen Türkiye Cumhurbaşkanı birçoklarımızın gönlüne su serpecek açıklamalarda bulundu.

Özellikle “İki devletli” çözümün önemini vurguladı.

Türklerin Rum tarafını yıllar boyu beklemek niyetinde olmadıklarının altını çizdi.

Avrupa’nın şımartılmış çocuğuna, Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nun açılışı hakkında, “Önce Atina’da Cami yapılmasına izin ver,” dedi ve Yunanistan’ın hep almaya alıştığını, ama Ruhban okulunun açılabilmesi için üzerine düşen görevleri yapması gerektiğini hatırlattı.

Aslında Rumlar, Sayın Erdoğan’ın ağzından Kıbrıs Türklerinin teslim bayrağını çekeceğini umuyorlardı. O nedenle bir soğuk duş yaşadılar. Sayın Erdoğan’ın 1 Eylül Dünya Barış Günü yaptığı KKTC ziyaretini, Kıbrıs Türkü’nün “Teslim oluşu” şeklinde düşünüyorlardı. Hayallerinde kurdukları sırça camdan “Barış Sarayı” bir anda tuzla buz oldu.

Erdoğan’ın açıklamalarında yeni bir mesaj yoktu. Ama hayalperest Rum çevreleri, neye dayandıklarını pek anlayamadığımız bir yaklaşımla, bizim Türkiye tarafından yalnızlaştırılacağımızı ve kendi insaflarına terk edileceğimizi bekliyorlardı.

İşin ilginç yanı, bazı Türkiye karşıtı çevreler de aynı utanmazlıkla Anadolu Türkleriyle bizim aramızı açmaya çalışıp, nifak sokma gayreti içindeydi.

Efendim, hiç bir baba yavrusunu bu kadar kısa bir süreliğine ziyaret eder miymiş! Belki elin damadı kızını döver, söver, aç bırakırmış!

Ancak, onlardaki bu tepki, aslında hayal dünyalarındaki beklentilerinin gerçekleşmemesinden kaynaklanıyordu. Düşünülen, Kıbrıs Türk halkını Türkiye karşıtı gibi gösterip, KKTC’yi Türk halkının gözünden düşürmekti. Bu yaklaşım, uzun vadede Türkiye’nin Kıbrıs’tan soğuyarak Ada’dan elini ayağını çekmesini sağlamak, şeklinde tasarlanıyordu.

***

Sayın Erdoğan’ın günü birlik ziyaretinin yankıları bu kadarla sınırlı değil. Başta KTÖS ve benzeri bildik sendikaların yaptığı protesto yürüyüşüne katılanlar ile KTÖS’ün kongresine katılanların sayısı nedense hemen hemen aynıydı.

İkibinbeşyüz üyen olacak ve yüzyirmi üye ile kongre yapacaksın. Ardından tıpkı İngiltere’de olduğu gibi üyelerin arasında grev yoklaması yapmadan, çakma grevlere giderek eğitimi sabote edeceksin!

Türkiye Cumhurbaşkanı aramıza gelince, protesto yürüyüşü düzenleyip “İSTENMİYORSUN TAYYİP” diyeceksin, “ANKARA ELİNİ YAKAMIZDAN ÇEK” yazılı pankart açacaksın, ardından da internet ortamında babanın kızını aç bırakıp bırakmadığını sorgulayacaksın.

Yıllardır peşine takıldığımız hayalin gerçek olamaması doğrultusunda atılan bir adım da Anastasiadis’ten geldi. Hazret Eroğlu ile yaptığı her ikili görüşmede Türklerden toprak istiyormuş. Son görüşmede Güzelyurt’u vermezsen görüşmelere devam etmeyeceğim, demiş.

İşte böylesi bir ortamda Sayın Talat, CTP’deki eski yoldaşlarının kendisini seçmekte pek istekli olmadığını fark ederek Başkanlık için aday olmayacağını açıklaması, kanımca doğru yolda atılmış bir adım oldu.

Talat, Rum tarafının her görüşmede Türk kesiminde kalan bazı köylerin adlarını söyleyerek, onları istemesi karşısında masada ne yapabilirdi ki?

Aslından bu tutum, Rumların Türkleri görüşme masasından kaçırmak için uyguladığı bir taktikten başkası değildi.

Ancak top artık halkımızda, diye düşünüyorum.

Bunca yıllık ikili görüşmelerden sonra, tıpkı masallardaki gibi, “Az gittik, uz gittik bir arpa boyu yol gittik,” örneğinde olduğu gibi, kısır bir döngünün içinde yıllarımızı harcamamamız gerekiyor.

En azından yeni seçilecek Cumhurbaşkanından “Görüşmecilik” talebinde bulunmamalıyız.

Yeni Cumhurbaşkanımız halkı kucaklamalı, adil ve sağlıklı bir düzen kurulabilmesi için yoğun emek harcamalı.

Gelecek yıl seçilecek Cumhurbaşkanımız, ülkemizde kol gezen “Ayrımcılık” akımlarına “Dur” diyebilmeli.

Yeni Cumhurbaşkanımız, devletimizin çıkan çivisini yerine takabilecek dirayeti göstermeli. Bütün bunların gerçekleşebilmesi için ülkemizde de üç dönem uygulamasına hızla geçilmeli.

Rum kardeşlerimize Erdoğan şokunu üzerlerinden atabilmek için bir bardak soğuk su verilmesi gerektiğine inanıyorum.

“Asım, gardaşcıklarına bi kadefcik su veresin!..”

Efendim, saygılarımla!..

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: arslan menguc
MANŞETLER

HK Arslan Menguç

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.