Advertisement

Advertisement

Çocukların duygularını ifade edebilme becerileri hakkında hiç düşündünüz mü?

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
01/02/2025


Ayla Kahraman Ayla Kahraman


Belki arada bir siz de çocukluğunuza dönme arzusu duymuşsunuzdur. Belleğimiz geçmişin anılarını canı istediği gibi kesip biçip yeniden yapıştırırken; kaygısız, umarsız ve güvende hissettiğimiz hayali bir geçmişe özlem duymuşsunuzdur. 

      “Hayali bir geçmiş” derken, gerçekte çocuk olmanın çok da kolay olmadığını, her devirde çocukluk düşlerinin karabasanlarla karıştığını, bellek dediğimiz onarıcı silginin yetişkin yaşamı kolaylaştırmak amacıyla iş başına geçmeye gönüllü olduğunu düşünürüm. 

      Evet, insan her yaş döneminde örselenir. Yani moda deyimi ile travma geçirebilir. Anne karnından başlar yolculuk ve son nefese kadar devam eder. Yazgı, kader, coğrafya vesaire… bir şekilde yola eşlik eder.

      Sıklıkla günümüz çocuklarının ve gençlerinin geçmiştekilere göre ne kadar da şanslı olduğu konuşulur. Tarihsel akışa baktığımızda, kara sayfaların önemli bir miktarının çocukların dramını anlattığını görürüz. Günümüzde en azından, çocuğu koruyan yasalar var. Ebeveyn, doğruların peşinde. Çocuk yetiştirme düzeninin en önemli parçası olarak, çocuklarını yaşadıkları koşullar ölçüsünde eğitmekte, bakmakta, toplumsal düzene hazırlamaya çalışmaktadır.

        Bu “merhaba” yazısına çocuklarla başlama arzumu canlandıran, hepinizin şahit olduğu, ilk sömestrin bitmesi, karneler, ödüller, cezalar, hayal kırıklıkları…ödenen özel ders ücretleri, çocuk merkezli çift ilişkilerinin çıkmazları ve daha nice çöküntü. Çocuklar ve aileleri 17 Şubat Pazartesi gününe kadar okuldan uzak olacaklar.

     Okulun başarı odaklı olması, aileyi de başarı odaklı yaptığında, ailenin ve çocuğun duygusal dengesi bundan etkilenir. Okul hem öğretim hem de eğitim yeridir. Aile ise çok daha fazlasıdır. Bu “çok daha fazla” kenara itilmemelidir. Aksine, okul, bunu destekleyecek önlemleri işlevsel hale getirmede, aile kurumunun yanında olmalıdır.

      Kaygı bozuklukları ve depresyon çocuklar için hiç bu kadar yüksek orana tırmanmamıştı.

      Yalnız hisseden çocuklar, hiç bu kadar kalabalık olmamıştı.

      Zorbalık yaşı, hiç bu kadar aşağı düşmemişti.

      Cinsel obje olarak görülmeleri, büyümeden ebeveyn olmaları konusuna girmeyelim bile.

      Çocukların duygularını ifade edebilme becerileri hakkında hiç düşündünüz mü?

      Dışlanmış, başarısız hissettiklerinde bunu nasıl yansıtırlar veya mutluluklarını nasıl dile getirirler? Başkalarını anlamayı, başkalarıyla paylaşmayı nasıl öğrenirler? Ne istediklerini kendi başlarına bulma konusunda, düşünsel beceriye sahip midirler?

      Bizler öfke, sevinç, mutluluk, hayal kırıklığı gibi duygularımızı yorumlayabiliyoruz. Veya yorumlayabildiğimizi düşünüyoruz. Üzüntüsünü öfkeyle karıştıran yetişkinler var, hayranlığı sevda ile. Neyse konumuz çocuklar ve onların duyguları.

       Bizi bile zorlayan duygularımızı anlama ve ifade edebilme işlemi, çocuk için elbette daha zordur ama mümkündür. En kıymetliniz olan çocuğunuz pek çok duyguyu yaşar: öfke, sevinç, hayal kırıklığı, değersizlik hissi, dışlanmışlık… Ancak her “ilk” duygu deneyimi zordur ve çocuğunuzun yardımınıza gereksinimi vardır.

      Onlar için atacağınız ilk adım, duygularını ifade edebilmelerine olanak tanımanızdır.

            Çocuklar hem evde hem de -okul dahil- sosyal yaşamının geçtiği alanlarda duygusal gelişmelerinin gerektirdiği süreci yaşarlar. Kimini dışa vurabilirken kimini saklamayı öğrenebilirler. Bu, duygularını iyi ve kötü; olumlu ve olumsuz diye ayırmasına neden olduğu için doğru değildir.

      Her duygunun ifade edilmeye değer olduğunu çocuklukta öğrenen; duygusal bütünlüğüne yönelik denge ve kontrolü de öğrenir. Hangi duyguyu yaşarsa yaşasın ifade edebildiğinde ve ebeveyn tarafından yargılanmadan duygusunu değerlendirmeyi başarabildiğinde çocuk kendini tanır. Duygularını yorumlayabilir, adlandırabilir ve kontrol edebilir. Ani öfke patlamaları buna dahildir. İstemediği bir şey olduğunda veya olmadığında duygusal tepkileri de olacaktır ve bunu yorumlamasına destek olacak iyi niyetli bir çevreye gereksinimi vardır.

      Aslında bu ebeveynin çocuğunu anlaması için de önemli bir girişimdir. Biz yetişkinler ve çocuklar farklı duygu dünyalarının üyeleri değiliz. Aksine, çocuklarla aynı duyguları yaşarız. Onlar, duygularını adlandıramayabilir, tanımayabilirler. Duygusal gelişmenin rengarenk dünyasına henüz girmektedirler çünkü. Düşünün ki duyguların kavramlaştırılması için gereken soyut düşünme becerileri bile henüz gelişmemiştir ve yardımımıza gereksinimleri vardır.

      Okuldan durgun, sessiz, yorgun veya sinirli dönmüştür ama bunun nedenini bir yetişkin gibi anlatamaz. Onu sorgulamak yerine rahatlamasını, dinlenmesini sağlayarak gününü anlatması için ona fırsat verebilirsiniz. Konuşmalarını, sessizliklerini veya huysuz görüntülerini kaynak alarak onlara yönlendirici olmayan sorular sorup duygularını anlamalarını ve anlatmalarını sağlayabilirsiniz.

      Duygusal açıdan dengeli olan çocuk, kendini iyi tanır ve başkalarını anlama becerisi dediğimiz empatik bağı kolaylıkla kurabilir. Bu, başarılı sosyal ilişkilerin de anahtarıdır. Araştırmalar, bu çocukların dikkat eksikliği, hiperaktivite gibi sorunları daha az yaşadıklarını göstermektedir. Bu da akademik başarı açısından çocuğun gelecek yaşamını kolaylaştırır.

      En önemli konu sevgili dostlar, her zaman yazdığım gibi, çocukları suçluluk ve utanç duygusuna boğmadan sorunu çözmek gerekir. Hissettikleri için utanmamalı, suçlu hissetmemelidir. İnsana, eşyaya zarar vermekten söz etmiyorum. Kendi ile olan bağına dikkat etmeliyiz. Suçlu veya utanç içinde veya işe yaramaz, başarısız, yetersiz hissetmesi onu yıkar, engeller.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Ayla Kahraman
MANŞETLER

HK Ayla Kahraman

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.