Daha ne kadar oyulacak!
11/07/2025
Yağmur Düşer
İnsanın içine işleyen o görüntü… Her geçtiğimde, bir kez daha aynı acıyı hissediyorum. Girne-Değirmenlik yolu, yani herkesin bildiği “dağ yolu”, zaten başlı başına zorlu bir güzergâh; canımız burnumuzda ilerliyoruz. Kaç can aldı bu yol? Kaç kaza oldu? Neredeyse her gün haber merkezlerine, o yoldan bir trafik ihbarı düşüyor. Yolun bozukluğu kadar, insanların sürekli yaptığı hatalar da tehlikeyi artırıyor.
Yol sorunu kadar bir de taş ocakları sorunu var. Bu güzergâhın çevresindeki dağların göz göre göre oyulması, tahrip edilmesi… Ve ülkemizdeki diğer taş ocakları… Taş ocaklarının bulunduğu yerlerde bitki örtüsü, kalın bir toz tabakasıyla kaplanmış durumda. Bu manzara sadece çevresel bir sorun değil, sanki toplumun içten içe çürüyüşünün de bir yansıması.
Geçtiğimiz günlerde Ali Baturay ile Markaj programına konuk olan Eski Biyologlar Derneği Başkanı Hasan Sarpten, bu tabloyu açık ve net bir dille özetledi:
Taş ocakları bizde bir sorun değil, bir sonuçtur. Bu sorun, plansız ve kontrolsüz inşaat furyasının bir parçası. Talep bu kadar yüksek olduğu sürece, siz en doğru patlatma yöntemini de kullansanız, en iyi denetimi de yapsanız, tahribat durmaz. Bugün çevreyle ilgili yaşadığımız her şeyin temelinde, bu ülkenin 20 yıldır sürdürdüğü çarpık, aşırı ve kontrolsüz yapılaşma yatıyor. Dereler dolduruldu, denizler dolduruldu, dağlar oyuldu, ormanlar kiraya verildi. Bunlara zamanında sınır getirilseydi, bugün bu durumda olmazdık.”
Sarpten’in söyledikleri aslında hepimizin bildiği ama yüksek sesle söylemekten kaçındığı gerçekleri haykırıyor. Bu durum, Rum basınına bile defalarca yansıdı; “Dağın şekli bozuldu” diye haber yaptılar. Haksızlar mı? Zaten biz yıllardır bu durumdan şikâyetçi değil miyiz? Dünyanın neresinde, hangi ülkede bir dağın şekli bu kadar pervasızca bozulur? Bu yanlıştan ne zaman döneceğiz?
Taş ocakları başlı başına büyük bir sorun. Yalnızca dağları, bitki örtüsünü değil; yakın bölgelerde yaşayan insanların hayatını da etkiliyor. Patlatmalar sırasında çıkan gürültü, yayılan yoğun toz bulutu, artık insanların sağlığını tehdit eder hale geldi.
Bu sadece bir çevre meselesi değil. Doğal güzelliklerimiz, milli miraslarımız geri döndürülemez şekilde yitiyor…
Sorunun kaynağı yalnızca taş ocakları değil; kontrolsüz büyüme, denetimsizlik ve kamusal iradenin suskunluğu da bu tabloya neden oluyor.
Üretime elbette karşı değilim. Ama bunun bir ahlakı, etiği, prosedürü olur. Küçük çocuklar bile o yoldan geçerken bunun bir sorun olduğunu görüyor. Siz, ülkeyi yönetenler, neden hâlâ görmüyor, neden umursamıyorsunuz? Gözleriniz kör, kulaklarınız sağır mı?
- Haber Kıbrıs bugün 16 yaşında…
- Tarihi güzelliklerimizi kirletmeye kimsenin hakkı yok
- Çıkmazın İçinde Sıkışıp Kalan Bir Toplum
- Büyük Gurur: Haber Kıbrıs 15 Yaşında
- Şehrin içinde ama sanki dışında gibi…
- Havalar ısındı, tehlike kapıda
- Dijital bağımlılık sessizce yayılıyor
- Aynı havayı solumaktan utanç duyuyorum
- Bir mahalle vardı çocuk sesleriyle dolup taşan
- Sözleşmeli değil, tedirgin hekimlik
- TÜM YAZILARI için tıklayınız















































































































































