Dijital bağımlılık sessizce yayılıyor
09/05/2025
Yağmur Düşer
Sabah uyanır uyanmaz ilk işimiz telefona bakmak. Uyumadan önce elimizde yine telefon. Parkta, restoranda, yürüyüşte, hatta arkadaşlarımızlayken bile… Artık farkında mıyız bilmiyorum ama ekranlara adeta esir düştük.
Teknoloji elbette hayatı kolaylaştırıyor. Ancak kolaylıkla birlikte bağımlılığı da getiriyor. Dört kişilik bir aile düşünün; birlikte yemeğe çıkmışlar ama herkes kendi telefonunda. Sohbet yok, göz teması yok. Birlikteyiz ama aslında değiliz. Aynı mekânda yalnızlaşmak gibi bir şey bu. Ve daha da kötüsü; bu duruma alışmış olmamız.
Geçtiğimiz günlerde "Yaşama Katkısı Olsun" programımızda Uzman Klinik Psikolog Aşkın Ekin’i ağırladık. Konumuz dijital bağımlılıktı. Ekin, dijital bağımlılığı sadece çok fazla telefon kullanmak değil, teknolojik araçları kontrolsüz şekilde kullanmak olarak tanımlıyor. İşte tam da burası önemli: Kontrolsüzlük.
Çünkü bu kontrolsüzlük; dikkat dağınıklığı, anksiyete, uyku bozuklukları, yalnızlık hissi ve zamanla depresyona kadar gidebilen bir süreci tetikliyor. Özellikle gece yatarken telefona bakmak, beynin uykuya geçmesini sağlayan melatonin hormonunu baskılıyor. Uyuyamıyoruz. Uyumadığımız için de ertesi gün tükeniyoruz.
İşin daha acı tarafı, bu bağımlılık içinde olan kişi de çoğu zaman mutlu değil. Çünkü gerçek ilişkilerden kopuyor, kendi içine kapanıyor, takdir ve haz duygusunu yalnızca sanal dünyada arıyor.
Peki ne yapacağız?
Ekin’in önerileri aslında oldukça uygulanabilir:
Bildirimleri kapatmak,
Teknolojiye zaman sınırı koymak,
Telefonsuz vakit geçirebileceğimiz etkinlikler yapmak.
Bir de toplumsal ölçekte adımlar lazım. Parklarda, okullarda, hatta kafelerde dijital detoks alanları olmalı. İnsanlar bir süreliğine de olsa ekranları bırakıp gerçek dünyaya dönebilmeli.
Çünkü mesele sadece telefon değil, mesele yaşam kalitesi. Ekranları biraz kenara bırakıp gerçek dünyayla daha fazla temas kurmanın zamanı geldi de geçiyor.
- Haber Kıbrıs bugün 16 yaşında…
- Tarihi güzelliklerimizi kirletmeye kimsenin hakkı yok
- Çıkmazın İçinde Sıkışıp Kalan Bir Toplum
- Daha ne kadar oyulacak!
- Büyük Gurur: Haber Kıbrıs 15 Yaşında
- Şehrin içinde ama sanki dışında gibi…
- Havalar ısındı, tehlike kapıda
- Aynı havayı solumaktan utanç duyuyorum
- Bir mahalle vardı çocuk sesleriyle dolup taşan
- Sözleşmeli değil, tedirgin hekimlik
- TÜM YAZILARI için tıklayınız















































































































































