Fırsatçı tahrikçiler
01/11/2013
Arslan Menguç
Bazılarımız sazan balığı gibi.
Birinin ortaya attığı bir savı hiç irdelemeden doğru sayıyor.
Bazılarımız da yakaladığı fırsatı hemen değerlendirmek istiyor.
İşte son günlerde sosyal medyada ele alınan konu Marmaray’ın açılışı oldu. Neden KKTC Başkanı ve Cumhurbaşkanı açılışa davet edilmemişmiş!..
Kimse Türkiye halkının ulaşımda yaptığı bu sıçramayı konuşmuyor.
Kimse toplu taşımacılığın öneminden söz etmiyor.
Kimse Marmaray projesi için harcanan paranın Türkiye’nin doğrudan ve dolaylı katkılarıyla birlikte KKTC’ye ödediği paranın yaklaşık üç misli olduğunu düşünmek istemiyor. Bir başka deyişle, KKTC’ye yapılan yardımla Türkiye’de her üç yılda bir tüp geçit yapılabilir. Yani o kadar büyük para harcanıyor, ülkemiz insanları için.
Bu arada kışkırtıcılar, Brüksel’de, AB başkentlerinde ve ABD’de aldığı eğitimin hakkını vermek istercesine Türkiye’ye “HAYIRLI OLSUN” diyemeden, neden bizim Başbakanımızı açılışa davet etmediniz, diye hesap soruyor.
Ne demişler? Hem suçlu, hem güçlü.
Suçlu: Çünkü KKTC Meclis Başkanı Sayın Sibel Sibel, Meclis Başkanı olasıya kadar unutulan bir konu, bisiklet yolunu yapmaktan kaçınan bir zihniyet, toplu taşımacılıktan ne oranda haz alır?
Dünyanın bütün kentlerinin, özellikle üniversite gençliğinin okul ulaşımında bisikleti yeğlediği bilindiği halde sözde üniversiteler ülkesi KKTC’nin üniversitelerinde 1 km. bisiklet yolu bile yok!
Oysa, 1972’de Rio de Janeiro’da yapılan Habitat konferansına bütün dünyanın devlet ve hükümet başkanları katılmıştı. Türkiye adına, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel imzalamıştı sonuç bildirgesini.
İşte bütün dünya ülkelerinin altında imzası olan bir dünya belgesi Sayın Siber tarafından 2013’de anımsandı. Zararın neresinden dönersek kardır, anlayışı yetmiyor. Çok yıllar yitirdik, çok!..
Ancak, üniversitelerin bile öğrencilerini taşırken şehir içi otobüsleri kullandığı ülkemizde, belediyelerimiz hala eskiden kalma hurda otobüslerle idare ediyor.
İşte böylesi bir ortamda Marmaray’ın açılışında politikacılarımızın işi ne? Onlar da aşka gelip, hazır bu işin nasıl yapıldığını öğrenmişken, Kıbrıs’ı Anadolu’ya bağlayacak bir denizaltı tüneli isteyebilirler!
***
Efendim, işin latifesi bir yana, KKTC insanı Türkiye’deki projenin yaşama geçmesini pek alkışlamadı. Marmaray’a sevinenler seslerini pek yeterince yükseltemedi.
Ülkemizdeki fırsatçı tahrikçiler ise hazır bekliyordu.
“Neççün bizi çağırmazlar?”
Kimse bizim orada işimiz ne demiyor.
Kimse, 1955’te Kıbrıs Futbol Fedarasyonu’ndan atılan Türk takımlarının köklü çözüm olmadan Rumların kuyruğuna takılmasına da birşey demiyor.
Ama Türkiye, toplumumuzda yaşanan dağınıklıktan, halkın tepkisizliğinden ve Hükümet’in Türkiye’ye karşı alttan alta kaynattığı kazanlara karşı duyduğu memnuniyetsizliğini bu tür vesilelerle dile getiriyor. Ondan sonra birileri çıkıp
neden bizi çağırmadılar, diye homurduyor.
***
Yıllardır dünyadan dışlanan ve dünya ile bütünleeşememenin acısı çeken bizler, yeni İçişleri Bakanımız’ın akılalmaz mantığı sonucu TC kökenli insanların ülke vatandaşı yapılması daha da zorlaştı.
Oysa, Sayın Bakan’ın bir gerçeği çok iyi bilmesi gerekiyor. O da: Kendini çoğaltamayan toplumlar tarih sahnesinden silinir giderler.
Sayın Bakan “Kıbrıslı Türklerin sayısı azalıyor,” korkusuyla göçmenleri, yani bu toprakları vatan bilenlerin sayısını dizginlemeye çalışıyor.
Ama aynı Bakan, halkın değil üç çocuk, iki çocuk yapmasını bile teşvik edecek önlemler paketi hazırlamadığından, ülkemiz nüfusu her geçen gün azalıyor.
Güney’de bizden dört kat daha fazla nüfusa sahip bir komşumuz varken, Kıbrıs’ı ABD sanıp, dünyanın çok çeşitli ülkelerinden gelenlerle doldurarak, çalışan nüfusu çoğaltabilirsiniz. Ama, içlerinde Türk kökenli ve ”Burası benim vatanım” diyebilecek insanlar olmadıkça, Kıbrıslı Türkün sayısının en fazla 30 yıl sonra en fazla 40-50 binlere düşmesi kaçınılmaz olur.
Eğer çağdaşlaşmaktan, dünya ile bütünleşmekten söz ediliyorsa, Beyaz Kimlik uygulaması niye? Bütün Avrupa 5 yıllık bir süreyi vatandaşlık için yeterli görürken, bizdeki 5+5 yıllık uygulama niye?
Sayın Teberrüken Uluçay bilmeli ki, yaşlandığı zaman ona bir Türkiye kökenli KKTC vatandaşı bakacak. Yoksa Sayın Bakan bir Sri Lankalıları mı tercih ediyor?
Özetle, Türkiye’ye kızıp köpürenler, öncelikle politikacılarımızın Türkiye’yi bıkma noktasına getirdiğini bilmelerinde yarar var, diye düşünüyorum.
Efendim, saygılarımla!..














































































































































