Parçala Behçet, parçala
21/10/2013
Arslan Menguç
Bugünlerde sosyal medyada gezinirken birilerinin histerik çığlıklarını duyar gibi oluyorum. Sanki orkestra şefi tılsımlı çubuğunu hava kalkmış, bugüne kadar dört bir ağızdan çıkan seslere yön veriyor.
Koro hep bir ağızdan “Parça” diye bağırıyor.
Parçalanan kolay lokma olurmuş, örneği elli yedi yıllık Kıbrıs sorununu küçük haplar şekline sokup bir yudum suyun yardımı ile çözeceklerini sanıyorlar.
Ülkemizdeki Türk- Rum ayrışımı, Çetinkaya’nın 3. kez Kıbrıs Şampiyonu olup Pakos Şilti’ni omuzlar üzerinde Türk kesimine getirmesiyle taçlanmıştı. Bunun üzerine EOKA, Rum futbol kulüplerinin Türklerle maç yapmasını yasaklamıştı.
Zaten o nedenle Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu KTFF’nin ambleminde 1955 tarihine raslarız.
1955, Türk kulüplerin kendi başlarına kalması sonuucu KTFF’yi kurmak zorunda oldukları bir tarih olarak belleklerdeki yerini almıştı.
1955 aynı zamanda terör örgütü EOKA’nın kuruluş yılı. EOKA kurulmasından sadece birkaç ay sonra, Kıbrıs şampiyonu Çetinkaya’nın şahsında Türk gençlerini cezalandırmıştı.
***
Aradan onca zaman geçtikten sonra KTFF’nin şimdiki liderliği, EOKA tarafından atıldıkları Kıbrıs Futbol Federasyonu’na yeniden üye olabilmek için Zürüh’te Rumlarla havlet olmanın yollarını arıyor.
Rum ve AB lobileri Kıbrıs Türkü’nün barış görüşmelerinde elini zayıflatabilmek için bizi kendi içimizde parçalamaya çalışıyor.
Parçala, böl ve kurtul!
KTFF yöneticileri Rumlarla birleşirse futbolda yaşadığımız ambargolar sona erecek. KOP’a üye olunca UEFA kupası maçlarına katılabileceğiz. Eğer, eskisi gibi yeniden Kıbrıs şampiyonu olursak ve ilk turda, olur da Arsenal ile karşılaşırsak, bizden keyiflisi olamaz.
Maçı kendi sahamızda, Atatürk Stadyumu’nda yapmak yerine Rum tarafında oynar, Rum kardeşlerimizle birlikte el ele verip İngilizleri yenebiliriz bile!..
Top yuvarlak; herşey olabilir!
Ancak, daha önce de sorduğum bir-iki soruya yanıt bulmam lazım.
“Acaba kaç futbolcumuz kapılar açıldıktan sonra Rum takımlarında yer alabildi?”
“Acaba kaç topçumuz Türkiye’deki liglerde top koşturabiliyor?”
Eski KTFF Başkanları da, KOP’a katılabilmek için, önceden de girişimlerde bulunmuştu. Ancak, bu çalışmalar yeniden canlandı.
Önümüzdeki Kasım ayında ve belki de son kez barış görüşmelerine başlanacağı sırada, Zürih’te toplantı yapmak, sizce kimin elini kolaylaştırır?
Dünya, onca yıl ezilen, aşağılanan ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya gelen bizlere ve görüşmecimize nasıl bakar?
“Futbol federasyonları bile birleşti; ama siyasetçiler ayak sürtüyor,” demez mi?
Bireysel bazda dünya ve Türkiye düzeyinde bile topçuları olmayanların sırf “Dünyaya açılmak adına” görüşme sürecini arkadan bıçaklanmasını esefle karşılıyorum.
Tarih, bize sadece dünü değil, aynı zamanda yarını görebilme şansını verir, diye biliyorum.
Efendim, saygılarımla!














































































































































