Advertisement

Advertisement

Yansımalar

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
05/11/2013


Arslan Menguç Arslan Menguç


Önceki gün rahmetli Bilbay Eminoğlu’nun cenazesindeydim.

Orası sanki cenaze töreni değil, dostların birbirleriyle hasret giderdiği bir dost meclisiydi. Herkesin anlatacağı o kadar çok şeyi vardı ki, cenaze namazı bile yoğun muhabbetin hızını kesemedi. Solcusuyla, sağcısıyla hemen hemen tüm medya çalışanları oradaydı.

İnsan bu yakınlaşmayı görünce, ister istemez kendini sorguluyor.

Birbirlerimizi aramak, hatrını sormak için, içimizden birinin öbür mekana geçmesi mi gerekli?

Medyanın içinde bulunduğu sıkıntıları ortak bir platformda değerlendirip, eylem birliği yapabilmemizin önündeki engel ne?

Berber çırağının berberlik yapabilmesi için MEB’den yeterlilik sınavını geçmesi gerekirken, televizyon yapımcıları, hatta televizyon yöneticileri için herhangi bir ön eğitim gerekmiyor.

***

Ülkemizde resmi reklam gelirlerinin hakçasına paylaşılmasını düzenleyen bir “Basın İlan Kurumu” yok.

Hangi parti iktidardaysa, onun parti gazetesinde “İyi insan” ilanları çıkıyor.

“İyi insan, falan kişi geçen gün geçirdiği kalp krizi sonucu aramızdan ayrıldı.”

Ardından da merhum/merhumenin yakınlarının adı.

Halkın parası oldum olası parti gazetelerine destek olabilmek amacıyla tam sayfa ölüm ilanlarına savruluyor.

Buna karşılık ülkenin sanatçısına, yazarına, araştırmacısına hiçbir yardım yapılmıyor. Tabii, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, Türk kesimindeki bazı sanatçılara sağladığı bursu/maddi desteği saymazsak.

***

Ülkemiz parlementerleri zaman zaman dünyanın dört bir tarafına uçuyor.

Uçuyor da, dünyanın en fazla değişik mekanlarına sefer yapan Türk Hava Yolları ile değil.

Nedense parlementerlerimiz veya diğer yetkililerinin yurtdışı ziyaretlerinde THY ile sadece İstanbul’a kadar gidiliyor. Oradan sonra nedense Avrupa’nın en iyi havayolu şirketi değil, diğer şirketler yeğ tutuluyor. Türkiye’nin maddi desteği ile ayakta duran bir devletin yöneticileri, nedense Avrupa’nın en fazla tercih edilen şirketini beğenmiyor. Gösterilen gerekçe ise, devlet kasasına tasarruf sağlamak. Nerede kaldı dayanışma?

***

Geçenlerde Cumhuriyet Meclisi’nde Sayıştay raporları tartışılıyordu. Haberi duyunca önce sevindim. Meğer 2012’in değil, sekiz-on yıl öncesinin raporları görüşülüyormuş.

Güncelliğini kaybetmiş ve çoğu zaman hakkında hiçbir işklem yapılmayan raporlarla zaman kaybedileceğine, bu günün harcamaları üzerine değerlendirmelerde bulunmak çok daha sağlıklı olmaz mıydı? Ne de olsa, eğer bir yerde “kaçak” varsa, onu engelleyebilmek yüce meclisin üyeleri için daha anlamlı olurdu, diye düşünüyorum.

***

Biri çıkıp ülkemiz karayolları boyunca isteyenin ev ve işyeri açmasına izin vermemek gerek. Ercan-Lefkoşa yolu boyunca yükselen sanayi tesisleri orayı bir Sanayi Bölgesi haline çevirirken, Lefkoşa-Güzelyurt yılu boyunca sayıları her geçen gün artan gece kulüpleri de büyük bir görüntü kirliliği yaratıyor. Polisimizin oralardaki işletmelere yaptığı baskınlardan sonra, insanın aklına “acaba” sorusu geliyor. Acaba gece kulüplerinde kadın ticareti mi yapılıyor?

Devletin izni ile yapılan bu ticari çalışmalardan devletimizin kazancı ne oluyor? Devletimiz bu kadınlardan yılda kaç TL muayene parası alıyor? Bu ticari işletmelerin devlete verdiği toplam kazanç vergisi kaç lira oluyor.

Kazanılan para bazılarının ileri sürdüğü gibi “P” sıfatına değiyor mu?

***

Türkiye’de askerliğin 12 aya indirilmesi, burada da heyecan yarattı. Gençler ve aileleri çok değil 39 yıl önce, dönemin gençlerinin 11 yıla varan bir süre askerlik yaptığını unutuyor. Kendi ülkemizin savunmasını hiç utanmadan Türk Ordusu’na ihale etmeye çalışıyoruz. Rumların askerlik süresi kısaltı mı ki, bizimkilerin süresi azaltılsın. Türkiyeli işçilerin ülke vatandaşı olmasına razı gelmeyen zihniyet, Türk Ordusu’nun bizim yerimize asker olmasını isteyebiliyor. İnsanda biraz utanma duygusu olur!

Son olarak Sayın İçişleri Bakanımızın “Kanun Benim” anlayışıyla başlattığı 5+5 uygulamasını neye dayandırıyor? Her siyasi partinin kendine ait bir yasa yorumu veya yasaları değiştirme hakkı bulunamaz. Yasada ne yazıyorsa, o uygulanır. Hükümet isterse yasada değişiklik önerisi yapar; meclisten yeni bir yasa çıkartılır ve kimlerin nasıl vatandaş olacağına açıklık getirilmiş olur.

Son olarak, yeni görüşme sürecine girilirken ulusca birleşmemiz ve tek akıl, tek yürek olarak masaya oturmamız gerekir, diye düşünüyorum.

Efendim, saygılarımla!..

 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: arslan menguc
MANŞETLER

HK Arslan Menguç

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.