Advertisement

Advertisement

AKEL Genel Sek. Andros Kiprianu’ya Açık Mektup

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
24/07/2014


Arslan Menguç Arslan Menguç


Efendim, geçenlerde siz AKEL Genel Sekreteri Sayın Andros Kiprianu’nun yazısı geçti elime. Sağ olsun, düşüncelerini gazetelerin sınırlı sütunları arasından değil, kendi kaleminden öğrendiğim için teşekkür borçluyum.

Ne de olsa, yaklaşık dört köşe yazısına denk gelen kapsamlı bir makaleyi, iki-üç sütunluk bir haber üzerinden öğrenmek pek adil olmazdı.

Yoldaş Kiprianu, üzülerek belirtmeliyim ki, 8 sayfalık makalende, Kıbrıs Sorunu’nun temeline inemedin

Çünkü, Ada’nın bugünkü bölünmüşlüğünün temeldeki asıl çelişkiyi doğru saptayamazsak, ortak geleceğimiz için gerekli çözüm yollarına da sağlıkla ulaşamayız.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, Kıbrıs’taki temel çelişki, Rum Ortodoks Kilisesi’nin Ada’daki egemenliğini Türkler üzerinde yaymak istemesinden kaynaklanır. Kilise’nin daha 1950’de düzenlediği ve sadece Rumların katılımını hedef alan plesipit ile BM’ye başvururken yapılan en vahim hata, Ada Rumlarının bağımsızlığıydı. Ada’daki Türk varlığının görmezden gelinmesinin doğal sonucu, iki toplum arasında önce gerginlikler ve ardından da EOKA’nın ortaya çıkmasıyla silahlı mücadeleler yaşandı. Bu durumda Türkler sessiz kalmıyor ve dört yıl sonra TMT’nin örgütlenmesine gidiliyordu.

Bütün bunları bilmezden geliyorsun, diyemiyorum Andos Kipriyanu; ama görmezden geliyorsun.

***

Maalesef, 20 Temmuz’daki Türk askeri müdahalesini, çok yanlış ve kasıtlı olarak, 15 Temmuz 1974 ve onu izleyen günlerdeki gelişmelere bağlamaya çalışıyorsun. Peki, lütfen söyler misin, neden yazında Türklerin anayasal haklarının hiçe sayıldığı ve Cumhuriyet yönetiminden uzaklaştırıldığı 21-22 Aralık 1963 Olayları’na değin miyorsun?

Türkler 103 köyden sürgün edilmedi mi?

500 kadar Türk Lefkoşa’da Cikko Manastırına bağlı bir okulda esir tutulmadı mı?

Türkler soykırıma uğramadı mı?

Aramızda kalsın: ama Kıbrıs’taki Barış Gücü birliklerinin varlığı, aslında mazlum Kıbrıs Türk Halkı’nı 1964 Mart’ından beri korumayı amaçlıyor. Bir başka deyişle Kıbrıslı Türkler Mart 1964’den beri senin seslendirmek istemediğin EOKA Terörü’nün baskısı altında yaşadı.

Gelelim, 1974’e.

Ada’daki Yunan Askeri Gücü ELDİK’e ve onun yöneticilerini itham etmekle ne kazanacağını sanıyorsun; bilemiyorum.

Her sorumlu Yunanlı gibi Yunan Askeri Yönetimi de Kıbrıs Sorunu’nun barışcıl yöntemlerle çözülmesinden yana oldu. Zaten Atina Lıbrıs’a yardım elini uzatmaya kalkacak olsa, savaş gemileri Pire limanının pek ötesine gidemezdi. Liman Türk denizaltılarınca albuka altındaydı. Ayrıca Kıbrıs da iki Türk denizaltısının koruması altındaydı.

Öte yandan Yunan uçaklarının da havada cirit atması beklenemezdi. Nerede yakıt ikmali yapacaklardı?

1974’e adım adım gelindi. Önce Türk Ordusu Kıbrıs Türkü’nün haklarını korumada ne kadar ciddi olduğunu, 8 Ağustos 1964’de, Meclis’in izninden dört saat önce Erenköy’de kendi insiyatifini kullanarak gösterdi.

İkinci uyarı 15 Kasım 1967’de Köfünye Olayları sırasında yaşandı ve Yunan askerlerinin geçici bir süre Ada’dan ayrılmasıyla noktalandı.

Üçüncü uyarının sorunlusu ise bizzat Yunanistandaki Cunta idi. Türkiye hızlı hareket ederek Ada’ya müdahale etti. Böylece binlerce AKEL üyesinin de yok edilmesini önledi.

***

Yoldaş Kipranu, biz Türk solcuları kendi devletimizden çok dayak yediğimizden olsa gerek, genellikle hep karşı taraftan yana olmuşuzdur. Oysa Arjantinli komünistler ve Rum solcuları her zaman kendi devletinin ve Kilisesinin çıkarlarıyla ortak hareket ettiler.

O nedenle sana “Yoldaş” diye hitap eden birinin Rum şövenizmine karşı çıkmasına ve tepkisine şaşırmış olabilirsin. Evet ben hem Avrupalı bir ilericiyim; üstelik Türk’üm. Öte yandan ne AKEL ve çevresinden ne de bir başka merkezden beslenmiyorum.

Senin ustalıkla, bu ülkede yaşayan Kıbrıslı Türklerini, sanki köylerinden sökülüp atılmamış gibi, yaşadıkları kıyımdan söz etmemene çok şaşırdım. 1958’den 1974’e kadar süren iç göçlere değinmemeni de çok yadırgadım. Başbakanımız Özkan Yorgancıoğlu’nun ailesi daha 1958’de Lemba’dan 3-4 km. uzaklıktaki Kasaba’ya (Çıralı) göç etmek zorunda kaldılar. Bizim Başbakan’ın babası da kardeşi de EOKA’cılar tarafından şehit edildi.

Diyeceğim o ki, bu cevabi yazımda, asla EOKA’ya saldırmıyorum. Çünkü, Kıbrıslı Rumların EOKA ile hesaplaşması gerektiğine inanıyorum.

Kıbrıs’ta sadece Rumların mı hakkı var? Ya Türklerin hakkı?

Ya Dillirga Bölgesi’ndeki beş Türk köyünün Erenköy’e sığınmak zorunda kalması, BM kayıtlarına göre Türklere 15 bin Yunan ve EOKA askerinin saldırması… Bütün savaş ayrıntıları Yunanlı General Karayannis’in anılarında da var.

Sırası gelmişken belirteyim, Dışişleri Bakanımız Sayın Özdil Nami, adını Erenköy’de şehit olan amcasından aldı.

***

Kardeşim Kiprianu, Türkiye’deki hemen her kasaba ve her şehirde “Şehit Cengiz Topel” adını taşıyan bir sokak veya cadde tabelası bulunur.

Şehit Cengiz Topel uçağından paraşütle atladı ve esir alındı. Daha sonra Pendaya Hastenesi’ne (Cengiz Topel) götürüldü.

Senin üzerine toz kondurmadığın EOKA’cılar ve onların hastanedeki aşırı sağcı yandaşları, Yüzbaşı Topel’I, damarlarındaki kanları boşaltarak öldürdü.

***

Savaş anıları iğrenç olabilir.

Savaş anıları anımsanmak bile istenmeyebilir.

Ama Savaş Anıları çarpıltılamaz, Bay Kipriyanu.

O zaman, başıma Prodromos’da geldiği gibi, Rum gençleri Erenköy Savaşlarını bilmez.

Ortak geçmişimizi bilmeyen gençler, EOKA ve Rum propaganda makinesinin ileri sürdüğü gibi, “Herşey 1974”de başladı” sanır. Bu yalanlara parayla satın aldığınız veya etkiniz altındaki bazı Türkler de inanmak isteyebilir. Ama gerçek çok farklı.

Sayın Kiprianu, eğer bu ortak Ada’da bir ortak gelecek kurmayı düşünebiliyorsak, gerçeklerden korkmayacak ve tarihi bütün çıplaklığı ile ortaya sereceğiz. Yoksa, benim gibi biri çıkıp “Kral Çıplak” der, eteğindeki taşları yerer serer.

AKEL eskiden yürekli bir partiydi. Gerçeklerden ürkmezdi. EOKA’ya karşı dik durabilirdi.

Şimdi ne oldu AKEL’e bilemiyorum. Ama bu benim AKEL’den dört dörtlük bir özeleştiri beklememi engelleyemez.

Ancak o zaman Rum halkının da kahramanları şan, şeref ve huzur içinde yaşayabilir.

Sizinle her ortamda bu konuyu ele almaya hazır olduğumu bilmenizi isterim.

Efendim, sayılarımla!..

 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: arslan menguc
MANŞETLER

HK Arslan Menguç

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.