Dayanan dayanana
09/12/2013
Arslan Menguç
Bizim Vatan Gazetesi’nin sahibi Erten Kasımoğlu dayanıyor. Kaldırıldığı yoğun bakımdan çıkma savaşı veriyor. Ona tüm kalbimle başarılar diliyor, “Dayan be Kasımoğlu,” diyorum.
Dayan ki, yeniden aramıza dönebilesin. Dayan ki, gazetenden, mücadelenden, çocukların ve ailenden uzak kalmayasın. Tabii arkadaşların senden ayrı düşmsin.
Efendin gazeteci, yazar Erten Kasımoğlu’nun solunum yetersizliğinden kaldırıldığı YDÜ Hastanesi’ndeki bakımı sürüyor.
Dayan Erten’im, dayan!..
***
Efendim, dayanan dayanana.
Bir yerde kendi canıyla didişen Erten Kasımoğlu, öte yerde, CTP’lilerin kimin genel başkan seçeceğine ilişkin meydan savaşını sürdürüyor. Bu satırların yazıldığı saatlerde kazanan henüz belli değildi. İbrenin Yorgancıoğlu-Akansoy arasında titreyip durduğundan söz ediliyor.
Keşke bu kurultay’a tek adayla çıkılsaydı.
Keşka zamanında Yorgancıoğlu %36 ile CTP Genel Başkanı seçilmeyi rededip, kurultay salonunda yeniden oylamaya gitse ve kendisine en yakın oyu almış Kalyoncu’yu da genel sekreter olarak aday göstererek güven tazeleyip parti genel başkanı olabilseydi.
Zaten o durumda CTP‘liler dünkü kurultaya çok daha güçlü gelir ve belki de birlik ve bütünlük içinde sandığa gidebilirlerdi.
Durum şimdi farklı. Parti içindeki bölünmüşlük öylesine büyüdü ki, kockoca iktidar partisinin kurultayı, kapımızda bekleyen görüşme sürecine yoğunlaşacağına, adayları kendi can dertlerine düştü.
Talat önceki gün BRT’de güzel bir değerlendirme yaptı. Delege sisteminin yanlışlıklarından söz etti.
Sadece kurultay delegeleri değil, tüm CTP’liler oy kullansa CTP bu seçimden çok daha kazançlı çıkmış olacaktı. Üstelik seçim sonuçları çok daha hızlı ortaya çıkacaktı. Gazimağusa’ya bir, Girne ve Güzelyurt’a da birer sandık koydun mu, al sana adil, sağlıklı ve gerçek başkan. Hem CTP’linin oylarıyla parti genel başkanını seçmiş olacaktı. Hem de Kurultay asıl görevi olan parti politikalarını belirlemeye vakit harcayabilecekti.
Biz bunu hep yapıyoruz; birini başımıza seçip bütün çözümlerin yeni yönetimden gelmesini bekliyoruz.
***
Gençliğimde, İsveç günlerimde VPK, Sol Parti-Komünistlerden bir kaç keç kurultay delegesi seçilmiştim. Ancak, o günlerden anımsadığım, bizlerin kim başkan seçeceğimiz değildi. Çünkü, asıl hammallığı “Parti ön seçim komisyonu” yapar, Kurultay’a seçilmesinde uygun görülen adaylar ve”NİÇİN” seçilmesi gerektiğine ilişkn kapsamlı bir rapor hazırlanırdı. Tabii, isteyen dışardan da aday olabilirdi; ama “Ön Seçim Koomisyonu”nun adayları çok daha fazla şanslı olurdu.
Buna karşılık Kurultay delegelerini asıl ilgilendiren, üç yıl sonra yapılacak ikinci kurultaya kadar, partinin nasıl bir yol haritası çizeceği ve genel seçimlerde hangi konulara ağırlık verileceği idi. Yani, Türkiye ve KKTC gibi cılız demokrasilerde kimin başkan seçileceği çok önemli olurken, İsveç gibi ülkelerde -lider diktası olmadığından- partinin nasıl bir yol izleyeceği daha fazla ön plana çıkardı. Tabii, bunun için bir gün yetmez, kurultayla iki-üç gün, işçi sendikaları konfederasyonlarının kurultayları ise üç-dört gün sürer, geleceğin yol haritası birlikte hazırlanırdı.
***
TDP’nin ardından CTP de dün üyerinin görüşüne baş vurdu. Ancak yapılan, sadece kimin başkan olacağı ve kimlerin parti yönetimine seçileceği ile sınırlı kaldı.
Ne Ercan Hava Limanı’ nın geleceği, ne havalimanının Rumlarla ortaklaşa kullanılıp kullanılamayacağı, ne Maraş’ın geleceği ne de kamuda kangren haline gelmiş şişkin kadroların geleceği tartışılmadı. Bu konuda sağlıklı bir ortak düşünceye ulaşılamadı.
İnsan ister istemez, deve fıkrasında olduğu gibi “nerem doğru ki,” diyesi geliyor. Demokrasimiz de de pek düzgün bir yapı yok!
Meraklısına söyleyeyim; inancım o ki, Ercan hem Rum hem de Türkler tarafından ortaklaşa kullanılan Kıbrıs’ın tek uluslarası havalimanı olacak.
Maraş en azından üç yıl süreyle bir açıkahava müzesi haline getirilecek. Genç kuşakların “Savaş”ın bu ülkede nasıl tahribatlar yaptığını görmelerine fırsat tanınacak.
Maraş Türk eğemenliğinde, eski işletmecilerine verilecek.
Türkiye’nin deniz ve hava limanları Rum bandralı gemi ve uçaklara açılacak.
Anlaşabilirsek Rumlara ölçülü bir toprak tavizi sunulacak. Doğu Mesarya’daki bazı köyler boşaltılacak.
ABD eski başkanı Bill Clinton gelip görüşmecilerimizin kollarını havaya kaldırarak barışın sağlandığını açıklayacak. Görüşmecilerimiz, belki Nobel Barış ödülünü bile alıp, ödül parasıyla Sarayönü ve Elefteria’de büyük şölen düzenleyecekler. Nasıl olsa, içki paraları de Norveç Barış Komitesi’nce ödenmiş olacak!
Peki, ya olmazsa!?
Ortak bir havalimanının vereceği uluslararası hava ulaşımının güvencesiyle yetinip, yan yana ve kardeş kardeşe yaşamaya devam edeceğiz.
Ne dersiniz, geleceğin Kıbrıs’ıyla ilgili planları beğendiniz mi? Keşke bu konular TDP ve CTP kurultaylarında da konuşulabilseydi.
Efendim, saygılarımla!..













































































































































