Dört para birim
19/01/2014
Arslan Menguç
İster Dolar bazında borçlan, ister Avro...
İster Sterlin satın al, ister Türk Lirası.
Ev mi kiralayacaksın? Hiç düşünmeden Sterlin.
Yurt dışından benzin mi ithal edeceksin? Ya da ABD’den cep telefonu mu
alacaksın? Dolar geçerli.
Rum kesimine gidip alış-veriş mi yapmak istiyorsun? Avro öde!
Peki Türk Lirası?
Devlet onunla çalışanlarına maaşlarını ödüyor. Özel sektörde çok üst düzey
yönetici değilsen, orta ve düşük gelir gruplarının ücretleri de TL üzerinden
ödeniyor.
Efendim, son dönemde bazı iyigün dostları medyada kavram karışıklığı
yaratmaya çalışıyor.
Bazıları Türk lirasını bırakıp daha sağlam para birimleri kullanmamız gerektiğini
yazıyor.
Hani, bizde biz söz var ya; “Ağzı olan konuşuyor,” şeklinde. İşte bazıları
sonuçlarının nasıl gelişebileceğini düşünmeden yazı yazıyor.
Bazıları Avro kullanmak istiyormuş; güle güle harcasınlar. Bol bol Avro
kullansınlar; onları engelleyen kim?
Bazıları bu konuda yapılmak istenen uyanıklık üzerine tezler yazmış olmalı; sözü
hiç uzatmadan konuya giriyorlar:
“Yeni para birimimiz Avro olsun!”
Olsun; bence sakıncası yok. Hem çok daha iyi olur. Yurtdışına alışverişlere
giderken döviz bozdurmak zorunda kalmayız.
Sonra, borçlarımızı döviz olarak aldığımızdan, Türk lirasında yaşanan
dalgalanmalardan etkilenmemiş oluruz!
Galiba arkadaşlar sözü şuna getirmeye çalışıyor:
“Be, Türkiye, bize yaptığın yardımları Avro bazında yap ki, ev, araba alırken
yaptığımız borçları daha kolay ödeyelim!..”
Tabii, işin latifesi ama, Sayın Erdoğan’ın “Başüstüne paşam; başka bir emriniz,”
dediği duyulmuşmuş!..
Özetle, bizim “Ağzı olan konuşur,” ekibi şunu demeye getiriyor: Türkiye KKTC’ye
Avro bazında yardım yapsın!.. Tıpkı AB’nin ülkemize yaptığı yardım gibi!..
Ama, bu arada unutulan, AB’nin bize topu topu yaptığı 259 milyonu Avro’yu
tam beş yıl için ödediği ve o paranın çok önemli bir bölümünün proje geliştirme
masrafları olarak AB’de kaldığı; bize asla ödenmediği. İşte bu önemli nokta
gözardı ediliyor.
Avrupa, beş yıllığına 259 milyon Avro öderken, Türkiye’nin aynı dönemde
öğrenci ve asker harcamalarını da birlikte hesaplarsak 7 milyar dolardan fazla
bir kaynağı KKTC’ye yatırdığı hiç düşünülmüyor. Bir başka deyişle Türkiye
AB’nin 5 yılda ödediğinin 22 mislini ödemiş aynı zaman dilimi içinde.
Aslına bakarsanız bazı köşe yazarlarının ülkemizde Avro’ya geçiş gibi olmayacak
bir konuya amin demektense, KKTC vatandaşlarının aynı Türk vatandaşları gibi
sadece Türk lirası üzerinden borçlanabileceklerine ilişkin bir yasanın henüz
bizde çıkartılmamış olmasını hiç gündeme getirmiyor.
Şimdiki durumda halkımız ülkemizde dört çeşit para birimi ile borçlanabiliyor.
Türkiye, vatandaşlarını bu dalgalanmalardan kurtarmak için sadece TL bazında
borçlanmaya “Evet” diyor.
Meclisimiz söz konusu yasanın bizde de yürürlükte olabilmesi için hiçbir çalışma
yapmıyor.
Cumhuriyet Meclisi’miz hemen hemen bütün orta sınıf insanının, çocuklarını
daha iyi bir eğitimden geçirebilmek adına özel kolejlere gönderdiğini
de bilmezden geliyor. Üstelik, orta sınıf, çocuklarının eğitimi grevlerle
engellenmesin diye kolejlere Sterlin ödüyor.
Lütfen söylermisiniz, neden kolejlerimiz müşterisinden (Siz bunu halk şeklinde
okuyun) döviz üzerinden ödeme yapmasını istiyor? Öğretmenlerin ücretleri
dahil bütün ödemeler TL bazındayken, insanları dara sokmanın ne alemi var?
AB mahkemelerine göre son tahlilde KKTC’deki devlet yapısından Türkiye
sorumlu. O nedenle ülkemizdeki ödeme aracının Türk Lirası olduğu çıkartılacak
yasalarla denetim altına alınmalı.
Bu yapılsın ki, insanlar satın aldıkları evi, arabasını, çocuğunun okul taksitini
TL üzerinden ödeyebilsin. Lira üzerindeki dalgalanmaları yeterince ilerisini
göremeyenleri madur etmesin.
Türkiye dar ve orta gelirlilerin durumunu koruyabilmek adına, kredi
kartlarındaki taksitlenme sayısını azaltıyor. Kimse dövizle borçlanmasın, diyor.
Peki, KKTC neden benzeri konularda önlem alamıyor?
Daha doğrusu neden önlem almıyor?
Neden halkını korumuyor?
Neden ülke içindeki ödemelerde Sterlin’i şartı istenerek, özel koejlerin halkı
madur etmesine göz yumuluyor?
Bu sorunun yanıtını bilen lütfen yanıma gelsin.
Efendim, saygılarımla!..













































































































































