HABER KIBRIS

Geçmişten bugünlere 'hatalara' devam!

ads
14/03/2018


ads

Eşref Çetinel


Geçmişe bakıp “keşke” diye nedamet getirmenin  kime ne faydası var? Fakat “geleceği” kurarken geçmişe bakıp benzer hataları yapmamaya çalışmanın bir faydası olmalıdır..

Fakat “biz”  bu kadar basit ve çocuksu  mantığı bile, devlete çeki düzen verecek sistem haline getiremedik! Dolayısıyla artık istesek de düzeltemeyeceğimiz hatalarımızla yaşıyoruz!

Siyasi ve sosyoekonomik  soruna bu eleştiriyle  ile yaklaşıyorum! Çünkü  her yüreği yanan yurttaş gibi ben de o “geçmişin hatalarını” film gibi seyreyleyerek  geldim bugünlere! Üstelik Köşemden ayazlatarak!

MESELA: Belki  1974’ Barış Harekâtı gibi tarihi bir olayı yaşayacağımıza çok da inanmıyorduk ama şimdi bu büyük olayın insanları olarak varız Kuzey’de.. Üstelik hazır olmadığımız halde “devlet” oluşumuzla…

Ancak  hem TC’den kaydırılan nüfus yanlışlığı, hem bu nüfusa “tahsis” edilen topraklarla köyler ve evleri;  iskâna açarken bir gün çözüm olabileceğini düşünmedikti!

O kadar  düşünmediydik ki kendilerine toprak ve evler tahsis edilen TC’li yurttaşları, “idame ettirmeniz için size  tahsis edilen mülkü çözüm olana dek satamazsınız” hükmüne bağlamadık!

Keza (popülizmin ve partizanlığın sonucunda) binlerce dönüm Rum toprağını  “ağalara babalara”  peşkeş çektik ama  bir gün çözüm söz konusu oldukta, Güney’e  ödenecek “tazminatları” düşünmedik! Bu nedenle bu  topraklardan  sağlanacak vergisel gelirleri  tazminatlar için bir banka fonunda  biriktirmeyi de ıskaladık!

       Güney’den Kuzey’e göç edenler için “puan” icat ettik ama  esas hak sahibi olan bu insanlarımızın Güney’de bıraktıkları “mülk haklarını” bir tamam  sonuçlandırmadan, Kuzey’deki yurttaşların da kaparozlaması için yeni puan listeleri yaptık, resmen haksızlıklar ve gasplar üzerine rant ekonomisini devreye soktuk!

Ha! Denecek  ki topraklar ekimi, tesisler çalıştırılmayı, evler ikameti, oteller turisti beklerken başka ne yapılabilirdi ki?  Eğer koçan vermeseydik toprağa kim sahip çıkıp terini akıtırdı ki?

Peki ama o zaman neden  Annan planıyla   bu “dağıttıklarınızı” Güzelyurt’la birlikte iade ettinizdi?  Neden Montana’da  benzer iadelere fit gittinizdi?

Demek ki kurulan devletimiz bir çözüm aşamasında darmaduman edilecek, sahiplikten sahipliğe aktarılacak kadar yamalamaymış!..

HER neyse, siz yine de en iyisini bildiğiniz için revan olduğunuz yolda bildiğinizi yapmaya  devam edin!

 


ÜNİVERSİTELER –ÖĞRENCİLER – SORUNLAR

Dün Havadis gazetesinde Duygu Alan’la Hasan Düzgün’ün 3. ülkelerden gelen ve genelde Afrikalı öğrencilerin sorunlarını konu yapan araştırma yazısını okuduğumda  karnımdan şöyle dedim:

“İşte size geçmişten bugünlere halka halka ulayarak yarattığımız ‘hatalardan kaynaklı  sorunlardan bir örnek daha!” Ki hâlâ bangır bangır bağırıyoruz: “Bakkal dükkânı açar gibi üniversite açılmaz!..” “Hadi açtınız dıştan gelen öğrenciler sırf paralarını söğüşlemek için sorgusuz sualsiz  ve denetimsiz bırakılmaz!.. Avrupa kalitesinde prof’larımız yokken, sesimizle soluğumuzu duyuracak yayınlarımız yokken, büyük araştırmalara imza atamazken, 17 değil, yüz on yedi üniversite sahibi de olsak bir anlam bir değer ifade etmez!..

Denecek ki “iyi ama YDÜ’i bir kız Basketbol takımı çıkardı, Avrupa’yı susta durdurdu karşısında…” Bravo, tebrikler ama  biz “üniversite adıyla müsemma eğitim ve öğretimden söz ediyoruz!” Öğrenci öğretmen kalitesinden söz ediyoruz!

       Gelelim  siyahi öğrencilerimizin yakınmalarına. Kendilerini hiç de mutlu hissetmiyorlarmış bu KKTC’de! Peki:

Bu nedenle mi kendilerini uyuşturucuya vurdular?  Bu nedenle mi trafik canavarı oldular? Bu nedenle mi fuhuşa sürüklendiler? Bu nedenle mi şurada burada üniversiteye uğramadan  kaçak işçi olarak çalışmaktalar?

TABİ ki bu yazdıklarımdan utanıyorum! Ancak üniversitelerimizle gurur duymamız gerekirken, yarattıkları sorunları görmezden gelmek de mümkün olmuyor!

Ha çok mu pahalıyız? Kiralar çok mu yüksek? Toplu taşımacılık mı yetersiz?  Eee! Biz de şikâyetçiyiz bu sorunlardan! Bizim de fena halde canımız sıkılıyor! O Kadar ki her gün patlayıp çatlıyoruz!

Ezcümle. Eğer herkes işine gücüne bakar, en iyisini yapmaya çalışırsa, sorunları azaltırız. 3. Ülkelerden gelen öğrenciler için de durum vaziyetler farklı değildir..

     


       KISACA TAKILDIĞIM: (UYUŞTURUCUNUN YASALI!)

Ziya Gökalp “geleceğimizin nasıl olacağını  görmek için elimizde rasat aleti yoktur. Fakat yetişmekte olan gençlerimize bakarak o geleceği görebiliriz” dediydi..

       Yıllardır zamanı ile sırası geldi mi  Gökalp’in bu sözünü       hep tekrar ederim. Değil mi ki bugünün çocuğu yarının büyüğüdür..

Lafı “Barış, Ruh ve Sinir Hastahanesine” başvuranların sayısını vurgulamak için yazdım.

Meğer KKTC’de 18 yaş üzerinde 200 bin kişi yaşarmış. Genç bir nüfusa sahibiz demektir bu. (Tabi hemen yazayım. Yarın öbür gün  bu 200 bin insan aş, iş, para yaşam hakkı isteyecektir! Hazır mısınız sunmaya?)

Çünkü 2017 yılı istatistiklerine göre KKTC’ye 81 bin 760 sakinleştirici hap ithal edildi! Cinsel gücü artıran ilaçların sayısı da 46 bin 31’e yükseldi.

       Normalde “sakinleştirici ve cinsel gücü artırıcı ilaçların nüfusumuza göre (çoğunlukla genç nüfus gözetilerek) kaç yüz olması gerektiğini bilmiyorum. Ancak verilen haberde rakam yüksek deniyor..

“Demek ki toplumumuz kafayı yedi” mi diyelim? Yoksa geleceklere hazırladığımız gençlerimizi uyuşturucu müptelası olarak mı yetiştiriyoruz” diyelim? Takdir de cevap hakkı da  sizindir efendim!

ads
Bu habere tepkiniz:
TAGS: eşref çetinel
MANŞETLER

HK Eşref Çetinel

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems