HABER KIBRIS

Yeni Çözüm Arayışı Ve Dıştaki Türk Lobileri

Çok naz aşık usandırırmış. Anastasiadis’li Rum tarafı küstürdü bile!

ads
24/04/2018


ads

Eşref Çetinel


Çok naz aşık usandırırmış. Anastasiadis’li Rum tarafı küstürdü bile!

Farkında olmalısınız: Çavuşoğlu ile Sn. Akıncı’nın ve siyasi parti temsilcilerinin toplantılarından sonra ortaya çıkan “iki devletli çözüm alternatifi” halkta da onay bulmaya başladı. Çünkü 43 yıldır çözüm bekliyoruz olmuyor! Nedeni şu: Bir: Güney bu süreyi tüm Kıbrıs’ın “tanınmış devleti” olduğunu kabul ettirerek kullandı! Fakat Türk tarafı tanınmamış, cemaat esamesinde de-fakto bir devlet iddiasından öteye gidemedi!

İki: Rum tarafı 1974’den hemen sonrasında mazlum, mağdur ve toprakları işgal edilmiş bir devlet olarak kabul gördü, masaya hep bu pozisyonu ile oturdu! Türk tarafı ise (asıl mağdur ve mazlum olması gerekirken) ne zaman masaya otursa kendini, Güney’in istediği ödünleri verme pazarlığıyla karşı karşıya buldu!

DURUM kırk üç yıl sonra da değişmeden ayni minval üzere devam ediyor! Yani Türk halkı hâlâ aslında Rum’un ödemesi gereken 1974’ün diyetini Rum’a ödemek zorunluluğunda koşu atı gibi müzakerelerden müzakerelere koşturtuluyor!  

Halkın, “öyle geldi ama artık böyle gitmeyecek” dediği de Rum’un rezalet haline getirdiği bu siyaset hokkabazlığıdır! Peki çare?

KKTC’yi tanıtmaktır... Ancak lafla peynir gemisi yürümez! Bugüne kadar dışta yaşayan Kıbrıslı ve Türkiyeli soydaşlarımız KKTC odaklı ne etkin bir lobi oluşturdular nede mevcut lobilerine sorunumuzu da katacak bir faaliyette bulundular!

Oysa terörist PKK bile “Mazlum ve mağdur Kürt kimliğine bürünerek AB’nin hemen her ülkesinde, Amerika’da oluşturdukları lobilerle, TC’nin Güneydoğusunda, Irak’ın Kuzey’inde büyük oranda ayrı devlet kurma desteği görmektedirler... Onlar da tezlerini “mağdur ve mazlum toplum oluşları ile beslemektedirler!”

Bizse dış ülkelerde Rum-Yunan lobilerinin türlü çeşitli siyaset entrikalarıyla kampanyaları sonucunda, “işgalci, gasp edici” pozisyona düşürülüyoruz!

EĞER kendimizi tanıtmak gailesindeysek “dış Türkleri” harekete geçirmek zorundayız.

Tabi artık Türkiye’nin de “KKTC’yi kalıcılaştıracak bir yeni mücadele safhası açması gerekir. Yoksa daha çok uzun yıllar “ah çözüm vah çözüm” diye dünyadan tecrit edilmiş bir toplum olarak sızlanmaya devam ederiz! **********

DÖVİZ VURGUNU (PANZEHİRİ TURİZM OLMALI)

Geçtiğimiz hafta sonu Bakanlar Kurulu başta “dövizin yükselişi” olmak üzere bazı kararlar aldıydı.

Tabi öncelikle şunu söylemek gerekecekti ama henüz o seviyeye gelemediğimiz için söylemek istediğimiz sadece kursağımızda bir özlem olarak kalmakta.

“Mesela” diyecektik: Dövizin yükselişine yenik düşmeden üçüncü ülke kapılarından da geçebilecek ihracatı artırabilir miyiz?

İhracatı artırmak için daha çok üretebilir miyiz?. Daha çok üretmek için daha çok kooperatifleşebilir miyiz? Kısa ve uzun vadeli sosyoekonomik planları, reformları savsaklamadan uygulamaya sokabilir miyiz?

ÖTE yandan Türkiye’nin içine düştüğü “döviz vurgununa “nasıl olur” şaşkınlığında bakıyorum ama gerçek şu ki artık nohudu buğdayı bile dışarıdan ithal eden bir ülke durumuna gelmişliğiyle kaçınılmaz olay! Sonuçta döviz dengesi de  “arz talep-al sat” olayının bir yansımasıdır. İhracatın yetersizse okkanın altına girersin! BUNA karşın Erhürman hükümeti geçen hafta sonu toplanarak bazı alanlarda “dövizi sabitleme” kararı aldıydı. Bu tedbirlerin döviz vurgununa ne kadar çare olabileceğini uygulamaya geçilmesinden sonra göreceğiz...

Bizim derdimiz ise çok somut: Nitekim öteden beridir “kalkınmanın lokomotifi turizm olacak” diyoruz. Doğrusu KKTC’e sağladığı gelirine baktığımızda olmaya da başladı diyoruz... Mesela “vergileri devlet kasasına akan kumar turizmi!”

FAKAT: “Devlet kasasına akan bu gelirler ne olmakta? Diğer vergileri de yanına alarak hatta zaman zaman borçlanılarak her ay anca kamu görevlileriyle sigortalıları ve emeklileri ödemeye anca yetmekte!”

Dolayısıyla çarşı pazar, kısaca piyasa bereketini görememekte! Oysa bize tedavülde dolaşan sıcak para durumundaki döviz lazımdır ki ekonomiyi ısıtsın… Demek ki daha çok yabacı turist akışına ihtiyacımız vardır! Nitekim:

DÜN gazetelerde Turizm bakanı Fikri Ataoğlu’nun bir haberi vardı: “Alanya-Girne seferleri başlıyor!” Peki ne oldu İsrail-Mağusa seferleri? (Dikkat ediyorum ne zaman bir Yahudi yatırımı söz konusu olsa haberi çıktıktan sonra icraatı yan yatmakta! Bir zamanlar Mağusa’da inşa edilecek Yahudi’nin devasa otel projesi de öyle oldu eğer gerçekleştirilseydi şimdi artıklarından bile Yenierenköy belediyesini batmaktan kurtaracak Yahudi’nin oteli de öyle oldu!)

Kısaca “hâlâ kapalı toplum ekonomisi” ile vaziyetleri idare etmeye çalışırken, turizmi de “yerli malı” yaptık! Tabi döviz yine nanay! Olanı da Euro’ya çevirip Güney’deki bakkallara akıtıyoruz!

**********

KISACA TAKILDIĞIM: (TANIMADIKLARI KKTC’DEN CEVAP BEKLİYORLAR!)

Olay şu: AB Parlamentosundan bir heyet Maraş’ı görmek istiyor! Adaya geliyor ve KKTC’den izin verilmesini bekliyor! “Hangi yüzle” diye sormaz mısınız?

Hem KKTC’yi tanımayacak Rum’a yedirmeye çalışacaksın hem de Ambargolar uygulayarak ekonomik yönden çökmesini bekleyeceksin! Sonra kapısına dayanıp “müsaade et de Maraş’ın durumunu göreyim” diyeceksin!

Ulan insafsızlar. Allahsızlar: Siz önce 43 yıldır KKTC’yi ne hallere düşürdünüz ona bakın! Şimdi Türkiye’nin elinde olan Maraş’ın gailesi mi düştü aklınıza! Gidin “tüm adanın devletiyim” diyen Anastasiadis’den izin isteyin!    

Bu habere tepkiniz:
TAGS: eşref çetinel
MANŞETLER

HK Eşref Çetinel

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems