HABER KIBRIS

ad

Pazar Sohbetimdir: (Aydınlıkları, Ülkemizin Aydınlıkları Yapalım.)

ads
11/03/2018

ads

Eşref Çetinel


1913 yılında Harvard Hukuk Fakültesi Kulübü’nün   yıllık ziyafetinde hakim W. Holmes  nutkunun sonunda şunları söylüyordu:                                                   

“…Eğer yanılmıyorsam milletimiz (ABD) sonuna kadar barış içinde yaşamaya muvaffak olsa bile salim bir görüşe uzun zaman sonra erişilecektir. Belki de bu benim gibi ihtiyar bir adamın gereksiz endişeleridir. Fakat ben yeni ırklar arasındaki rekabetin büyük kavgalara neden olacağına ve birleşip dövüşmek kabiliyetinde  olup olmadığımızı ispat edeceğine inanıyorum. Dünya kaynaklarını, önüne geçilemeyen bir hızla tüketmekte olduğumuzdan korkuyorum. Buna rağmen ümitsizliğe düşmüyor, memleketimin hatta ırkımın istikbali hakkında hayaller kurmaktan vaz geçmiyorum.”

       “Medeniyetin daha az bir zümre içinde de olsa devam edebileceğine, hatta bilgi sayesinde en parlak devrine erişeceğine de inanıyorum. Ve ırkların birbiriyle mücadelesine fakirleşen toprağa karşın bir barış ümidinin parıltısını sezer gibi oluyorum.”

       “Geçen gün bu hülyalarım adeta bir şekil aldı. Akşam üstüydü. Pansylvania Avenue’den eve doğru geliyordum. Sherman’ın heykeli arkasından batan güneş gökyüzünü kızıla ve turuncuya boyamıştı. Ufuk çizgisinin altında küçük küreler halindeki elektrik ışıkları karışık ve soluk duruyordu. Belki bu hali ile sona erecek ve fesat tohumları gibi bir araya toplanan bu kürelerden göklerin yeni hakimleri doğacak.”

       “Fakat o sırada biraz önce sözünü ettiğim o inancı hatırladım. Korkularımızla ölçülmeyen bir dünyaya, içinde fikirler hatta fikirden de ileri şeyler bulunan bir dünyaya olan inancı.. Ve güneş battıktan sonra gözlerimi kaldırıp bakınca, elektrik ışıklarının üstünde parıldayan yıldızları gördüm…”                                                                                

****                              

       W.HOLMES tarafından 1913 yılının Şubatında Harvard üniversitesinde söylediği sütunuma aktardığım yukarıdaki sözleri, adeta bir kehanet gibiydi!                                       

Nitekim  o fesat tohumları, yaşanan iki büyük dünya savaşıyla saçıldıydı!     İmparatorluklar yıkılırken yeni devletler kurulduydu!

       Fakat kurulan her yeni devletle birlikte “ırkçılık” da yeşerdiydi!

       Buna karşın hayal edilemeyecek bir teknoloji ile medeniyetler de büyüdü. Kavgalar, savaşlar büyürken hem de..

       Fakat korkularımız hiç bitmedi. İnançlarımızı kaybetmemek üzerine yeşerttiğimiz ümitlerimizi gün geldi korkular teslim aldı!

       Bakın “Ortadoğu cehennemine!” Orada  binlerce insan kıyıldı, milyonlarcası yurdundan göç etti!

       Savaşlar devam ediyor! Fakat umutlar korkulara rağmen yaşıyor. Tükenmiyor, tüm felâketlerin arasından parlayan yıldızlar gibi barışı ve o müthiş bilimselliği müjdeliyor.  “Gelecek çok  daha güzel olacaktır” inancı her bir fikrin üzerinde dünyaya güneş gibi hayat veriyor, aydınlatıp ısıtıyor…                                                                  

****

       KKTC de  bu kürenin fiskelik de olsa  bir parçasıdır. Bu nedenle vardır. Çözüm olsa da olmasa da “bütünü” tamamlayan varlığı ile küreselliğini sürdürecektir.

       Bu nedenle siyasi soruna sadece ırksal ve dinsel kavgalardan arınmış geleceğin kalıcı ve barışçı çözümüyle değil, önce “barış olsa da olmasa da bu adada hep var olmak zorunda olduğumuz gerçeğinden bakmak gerekecektir.

       Kaderimizi ne Amerika tayin edecek ne Rusya! Ne de Güney’deki Rum yönetimi. Biz karar verecek, biz çalışacak biz tayin edeceğiz..                               

****

        Nitekim bu kader yolunu çizip yıllardır üzerinde yürüyen biziz. Rast gele Kuzey’de bulunmadık! Rastgele devlet olmadık! Rast gele savaşmadık! Barışçı çözümü de rastgele oluşturacak değiliz.

       Bu nedenle adadaki “varoluş inancımızı”  “çözümsüzlükten” kaynaklanmış  “korkularımızla” değil; “Devlet” oluşumuzun büyüklüğü ile besleyip büyütmeliyiz.                          

****

       HAKİM W. Holmes bir müneccim değildi. Fakat daha 1913’lerde 2 binli yılların dünyasını okuyacak kadar  ileri görüşlü bir insandı. Ve o batan güneşle birlikte kararan bir dünya değil, gökyüzünde parlayan yıldızları görendi!

       Çözüm olsa da olmasa da KKTC vatanımızdır, biz bu vatanda varız.. Geriye kalan tek ve büyük işimiz “fesat tohumları” saçıp kendimizi yozlaştırıp güçsüz kalmak değil, Allah’ın güneş ve yıldızlarıyla eksiltmediği “aydınlıkları” kendi vatanımızın da aydınlıkları yapmaktır..       

Bu habere tepkiniz:
TAGS: eşref çetinel
MANŞETLER

HK Eşref Çetinel

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.