HABER KIBRIS

Sorunu Rayından Çıkarttık!

ads
11/04/2018


Eşref Çetinel


KKTC’nin siyasi sorunla oynama riski yoktur! Çünkü çözümsüzdür dolayısıyla tanınmamış devlettir! Ambargoludur bu nedenle dış dünyayla ilişkileri kısıtlı ve gayrı resmidir!

Bu siyasi açmazları nedeniyle de sosyoekonomik yapısı arızalıdır.

Böylesi bir çarpıklık nedeniyle de  “istikrar ve huzurlu” olması mümkün değildir zaten değildir!

Kaldı ki eğer Türkiye’nin garantisi ile bizden yana siyasi ve askeri gücü arkamızda olmasa, Rum tarafının çözüm koşullarına dayanamaz, çoktan rizikoyu göze alarak önerilerini kabul ederdik…

       YUKARIDA yazdıklarım “çözüm arayışlarımızı” olumsuz etkileyen siyasi açmazlarımızdan sadece bir ikisidir. Fakat Güney Rum liderliği ile masaya ne zaman otursak bu dezavantajlarımızdan dolayı istediğimiz çözüm şeklini değil, Rum’un önerilerini tartışmak durumuna düşürülüyoruz!

       MESELA başından beridir “iki bölgeli iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisini içeren” bir çözüm hedefinde masaya otursak da  Rum’a Kuzey’den Güney’e ne kadar toprak vereceğimizle Güney’den Kuzey’e ne kadar  Rumun geleceğinin pazarlıklarını yapmak zorunda kalıyor, federal sistemin ana hatlarını da “siyasi eşitlik” ısrarımıza karşın “azınlık çoğunluk” esasında kabulleniyoruz!

       BAŞA dönersek: Bu adada yıllarca asıl mazlum ve mağdur toplum bizdik.. 1974’den sonra roller değişti. Rum tarafı “mazlum  ve mağdur” Türk tarafı da “işgalci ve gasp edici” pozisyona düşürüldü!

Mesela Güney için “Kuzey” hâlâ kurtarılması gereken “işgal altındaki topraklarıdır!” Bu nedenle müzakereleri de  “Kuzey’in kurtarılması” fikrine oturtmuştur!

BUNLAR başından beri söylediklerimizin tekrarıdırlar! Rum tarafı bu adayı bizimle paylaşmak istemiyor. Sadece Kıbrıs Helendir Helen kalacaktır” dediğine kulak kabartılsa nasıl bir “ideanın” peşinde koştuğu daha iyi anlaşılacaktır..

Rumun bu siyasi ve ulusal mücadelesine karşın ya bizim mücadelemizin üzerine oturduğu “ideal” nedir?

İŞTE gene geldik zurnanın son deliğine: “Tutun  ki Rumla birleşik Kıbrıs’ta federal bir çözüm” diyoruz!

Soralım: Başka? “Türkiye’nin elinden kurtulmak mı?” Yani gitgide “çözümü”  bu akılla mı düşünmeye başladık? “Biz Rum halkı ile bu adada pek alâ da barış içinde yaşarız” mı diyoruz? (Ya Rum ne diyor buna? “Yeme de yanında yat!)

…İsterseniz çözümü nasıl sağlayacağımızı aklımızın bir köşesindeki “self determinasyon hakkımızın da olduğunu dikkate alarak bir daha düşünelim: Türkiye ile beraber mi, Türkiyesiz mi?                                                                              

**********

TÜRLÜ ÇEŞİTLİ SORUNLAR ANAFORU!

Dün sabah gazetelerin sayfalarını alelacele çevirirken artık “alametifarikamız” haline geldiği için “ulusal değerlerimiz” hanemize kazıdığımız dizi dizi trafik kazalarında yaralanan yurttaşlarımız, parçalanan arabalar görüntüleriyle  yine burun buruna geliverdim!

Yine ayni sayfalara serpiştirilmiş mahkeme haberleri, mahkûm olanların fotoğrafları…

Uyuşturucu, hırsızlık, cinayet  haberleri de gırla!

“Demek ki artık büyümenin diyetini ödeyecek yaşa geldik” dedim kendi kendime!

SİNDİRİM işi! Ki dün buna “yetilmeden büyüdük” dedimdi! Tutun ki tarlada hormonlanan hıyar gibi! Fakat sonuçta ne hıyar kendine yar olmakta ne de yiyene hayır getirmekte! Kanseri de bedava..

Toplumca yollarda arabalarımızı çarpıştırarak birbirimizi ezip öldürerek öylesi bir diyet ödüyoruz işte! Tabi:

ANLIYORUM hükümet döviz kurunu   aşağı çekemez! İstese de başka bir para birimine geçemez!

Anlıyorum: Hükümet 43 yıldır öyle geldi böyle gider derken artık çarpık yapılaşmalara göz yummaktan başka bir şey yapamaz!

Yaz geldi beterince artacak pisliği temizleyemez, gücü yetmez!

Üniversiteleri azaltmak için bazılarını kapatamaz!

Olan oldu bundan sonra rant ekonomisini durdursa ne yazar!

Trafiği yoğunluktan kurtaracak yeni yollar yapamaz çünkü o yapılması gereken yollara yıllardır evler apartmanlar yapıldı!

Sahilleri de kurtaramaz, giden gitti zaten!

       FAKAT hâlâ “gelecekleri değiştirmeye hazır  genç insan potansiyeli vardır.  Bugün başlansa yirmi yıl sonrasına anca yetişirler ama olsun. Bir ulus devlet için yirmi yıl, anlık bir zaman dilimidir..

EĞİTİMDEN söz ediyorum. Büyük bir reforma ihtiyacı vardır. Nitekim bugün trafik kazalarına  baktığımızda yirmi otuz yıl önce okula başlayan çocuklarımızı “yeterince yetiştiremediğimizi” görüyoruz!

Onlara ne yeterince vatan sevgisi ne de “korunmakla korumacılık duyguları”  aşılayabildik!

       “ÜST kültür alt kültür” derken, TC’li-Kıbrıslı ayırımcılığında gençlerimizin kafasını karmakarışık” yaptık!

O kadarı yetmemiş olacak bu kez de Rum çocuklarıyla çocuklarımızı barış için kaynaştırma efkârında    sirtaki öğrenimine itecek kadar ulusal varlığımızın dışına savurduk…

“Gelecekleri” bugünün eğitim anlayışıyla değil, A’dan Z’ye vatan sevgi ve korumacılığıyla yetişecek genç nesillere ihtiyacımız vardır.

**********

KISACA TAKILDIĞIM: (YEREL SEÇİMLERE DOĞRU!)   

CTP Mağusa’dan hâlâ bir Belediye Başkan adayı gösteremedi. Oysa Oktay Kayalp “partim gösterirse yeniden aday olurum” dediydi bana.. Belli ki Kayalp’ı gözden çıkardı CTP…

Bunun yerine bazı CTP çevreleri  Feyisbuktan ithal Ulaş Gökçe’yi soktular araya! Ki kendisi yıllarca feyisbukta ulusal değerlerle de   siyasi sorunla  da  dalga geçtiydi!  İşe bakın şimdi o kesimlerden belediye başkanlığı için oy isteyecek!..

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Sorunu Rayından Çıkarttık!, Eşref Çetinel
MANŞETLER

HK Eşref Çetinel

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems