Her alanda değişim
16/01/2014
Arslan Menguç
Önceki gün Küçük’ün yanındaydım.
Bir hafta içinde Küçük ve Denktaş’ın aramızdan ayrılışı nedeniyle biraraya geldik.
Gelenler kim? Halk mı?
Hayır! Birkaç mücahit ve davaya inanmışlar dışında, daha çok devletin üst düzey yöneticileri ve atanmışları. Tabii, bir de, oradada olup bitenleri yansıtacak gazeteciler, televizyoncular var. İzninizle, ben de onlardan biri olarak, bir-iki noktaya değineceğim.
***
Bugün 17 Ocak 2014.
Artık ne 19. yüzyıldayız; ne de 20. yüzyılda. Dünü unutalım demiyorum; ama anma ve kutlama törenlerimizin yöntemlerini değiştirelim.
Dünya tarihi açısından son derece kısa zaman diliminde, çağ değil, çağlar değişti. Ama yöneticilerimiz siyaset adına hala bundan yüz küsur yıl öncesinin yöntemlerini kullanıyorlar.
“Neymiş?”
Mitingmiş!”
“Neymiş?
“Törenmiş!”
Denktaş’ı anma gününde anaokulu yavruları yoktu. Ama Küçük’ün anıt mezarına kırk-elli yavru gelmişti.
Kimi dört, kimi beş yaşlarında.
Onların bu tür törenlere katılarak ulusal bilinçlerinin köksalmasına yardımcı olmak çok güzel de, bir de bunu miniklere sorun!
Bir saat ayakta, soğukta durmakı sağlamak kolay mı? Bir de tişleri gelmese!..
“Öğretmenin şeyim var!..”
“Size kaç defa söyledim. Böyle yerlerde tiş-miş gelmez; anladın mı?”
Minik durduğu yerde sallanıyor; sıkışmış belli...
Yapacak bir şey yok. Öğretmen onu usulca çevredeki duvarın arkasına götürüyor. Minik yavru rahatlıyor.
Çocuk evine gelince babasının “Bugün ne yaptınız?” sorusuna şöyle yanıt veriyor:
“Otobüsle Doktor Küçük Amca’nın yanına gittik, ama o yoktu.
Biz gene de bekledik, bekledik... Sonra selam verdik; başımızı eğip saygı duruşunda bulunduk. Marş söyledi büyükler.
Sonra askerle rap-par yürüterek orada bulunan çiçeklerin yerlerini değiştirdi. Öndeki amcalar, teyzeler de askerlerin peşinden gitti.
Sonra birileri deftere birşeyler yazdı.
Sonra otobüslere binip okula döndük. Öğretmenimiz bize “Törende uslu durdunuz, aferin,” dedi.”
***
Aslına bakarsanız, anma törenlerimiz ne kadar sönük, ne kadar ruhsuz ve ne kadar sıradan. Acaba bu törenler daha farklı yapılamaz mı? Örneğin, madem liderimiz için geldik; orada bir hoca çıkıp rahmetlinin ruhu için bir fatiha okuyamaz mı?
Efendim, Dr. Küçük ve Denktaş’a çok şeyler borçluyuz. Bunun bilincinde olarak, her iki lideri birden anarsak hem akılcı davranmış hem de onlara layık bir Anma Günü düzenlemiş oluruz, diye düşünüyorum.
Örneğin, aynı kapalı salonda sabahtan kreş, anaokul ve ilkokul öğrencilerine, daha sonra ortaokul ve liselilere, öğleden sonra devlet yöneticilerine ve akşama da, halka açık konser, çeşitli kültürel etkinliklerle liderlerimizi anamaz mı?
Üstelik her ikisi de arkasından göz yaşları dökmemeli, kurdukları devleti, bütün eksikliklerine rağmen bugünlere getirmiş olmamın gururunu yaşamalı ve yaşatmalıyız.
***
Sırası gelmişken, “Ulusal Günleri” düzenleyenlere de bir çift sözüm var:
Acaba, Dr. Fazl Küçük Bulvarı’ndaki törenlere katılmakta gönülsüz davranan bu halk nasıl oluyor da Şafak Nöbeti’nde sabahlara kadar nöbet tutabiliyor?
Soğuk Savaş ve hatta çok da öncesinden kalma günümüz geçit resmi anlayışına artık halk desteğinin imkansız olduğu daha anlaşılmadı mı?
İnsanlarımız ruhunda 20 Temmuz heyecanını yaşasa bile, bir kısmımız artık yaşlanıyor. Buna bağlı olarak yaşlılık hastalıkları baş gösteren kişiler tören alanlarına gidemiyor. Bu durumda torunlar tek başlarına tören alanlarına nasıl gidecek?
Buradan yola çıkarak, “Anma Günü ve Törenleri”nin daha farklı bir saat diliminde yapılması halinde katılımın farklı olacağını düşünüyorum.
Örneğin, Atatürk Stadyumu önünde düzenlenecek bir zırhlı araç/silah sergisi meraklıların bilgilendirirken, akşamüstü stadyumun içinde çeşitli etkilikler düzenlenebilir. Kutlamalar gecenin ilerleyen saatlerinde konserlerle taçlandırılabilir.
Artık, hem anma günlerini hem de ulusal günleri “Nasıl Kutlamalıyız?" sorularının yanıtını hep birlikte aramak ve bulmak durumundayız.
Düne kadar atanmış bazı devlet memurlarının düzenlediği anma ve kutlama törenleriyle pek yol alamadığımız ortada.
Şafak Nöbeti farklı bir kutlamanın en güzel göstergesi, diye düşünüyorum.
Efendim, saygılarımla!













































































































































