Advertisement

Advertisement

Recep Tayyip Erdoğan

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
01/09/2014


Arslan Menguç Arslan Menguç


Geçtiğimiz seçim süreci içerisinde en fazla duyduğumuz sloganlardan biri yeni Cumhurbaşkanı’mızın adıydı. Nedense hep hafife alınmak istenen, ancak bugüne dek girdiği seçimlerden hep zaferle çıkan Sayın Erdoğan karşısında, Türkiye’deki CHP ve MHP çok yıprandı. Muhalefet, AK Parti karşısında zor bir iş olan yeni projeler üreterek seçmenin karşısına çıkmak yerine, zıtlaşmaktan öte bir varlık gösteremedi. Tıpkı yeniçeriler gibi, kurulu düzene kazan kaldıranlar arasında, kendilerini bulundukları açmazdan kurtaracak tek çözümün, kutuplaşma olduğuna inananların sayısı, azımsanmayacak kadar çok.

Toplumsal kutuplaşma, bir yerde sivil itaatsizliği de beraberinde getiriyor.

Toplum gerilecek, sonunda bazıları için askeri müdahale kaçınılmaz olacak. İşte özellikle CHP’li bazı çevrelerin güvendiği tek çözüm yolu bu!..

Artık gerçek bir ideolojiden yoksun kalmış çevreler için iktidara gelmenin yolu, sandıktan değil, silahlı müdahaleden geçiyor.

Son zamanlarda CHP içinde gözlenen gerginlik politikaları arasında göze çarpan bir kirli oyun daha var. O da, Türkiye’yi Kürt Meselesi konusunda düşünülen çözüm sürecini yokuşa sürmek istenmesi.

O nedenle Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a büyük bir görev düşüyor. Onun da, derin CHP ve derin PKK’nın tuzağına düşmemek olduğunu düşünüyorum.

Efendim, sözde “Derin PKK” bazılarının sanacağı gibi gücünü Kürt milliyetçiliğinden almıyor. Onların gücü “Lice Ekonomisi”ne dayanıyor. Yıllar boyu AB başkentleri ve önemli metropollerindeki hemen hemen bütün önde gelen eğlence merkezlerini satın alan PKK sermayesi, Lice kaynaklı uyuşturucuyu, üretimden son satış noktasına kadar, tek elden satıyordu. Böylece araya narkotik polisinin girmesi önleniyor, yakalanmaları, çetelerin çökertilmesi oldukça zorlaşıyordu. Bu çok karlı ticaret, PKK adı altında bazı çıkar çetelerinin elinde toplanıyordu. İşte, geçtiğimiz aylarda helikopter destekli baskınlarla “Derin PKK’nın en önemli gelir kaynakları kurutulmak istendi. Derin PKK’nın yanıtı da son zamanlarda gözlenen provakasyonların artışı şeklinde kendini belli ediyor. Düşünülen, yeniden Kürt savaşını başlatmak, oluşacak kaos ortamında uyuşturucu ticaretine devam edebilmek oluyor.

***

Türkiye, yeryüzünde serbest seçimlerin yapıldığı, iç savaş deneyimden geçmemiş ender ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Şöyle ki: ABD, Kanada ve Meksika’da Şili’de, Arjantin’de iç savaşlar yaşandı.

Avrupa kıtasında:

Rusya’da, Finlandiya’da, Birleşik Krallık’ta, Almanya’da, Fransa’da, İspanya ve Portekiz’de, İtalya ve Yunanistanda, Eski Yugoslavya topraklarında, Macaristan’da, eski Çekoslavakya ve Polonya topraklarında da iç savaşlar yaşandı.

Bir başka deyişle, şimdilerin örnek gösterilen demokratik ülkeleri, aslında iç savaşın acı günlerini yaşamış ülkeler. Onlar bir anayasa çerçevesinde ortak yaşama kararı aldıkları için, bugün birbirlerine karşı saygılılar. O nedenle sandıktan çıkan sonuçlara saygı duyuyorlar.

İşte, Türkiye’de insanların kamplara bölünmüş olması ve tarafların birbirlerine karşı saygı göstermemesi, her kesimin imzasını atacağı ortak anayasaya sahip olmamızdan kaynaklanıyor. Zaten Sayın Erdoğan’ın “Gelin üzerinde anlaştığımız maddeleri anayasamıza koyalım,” önerisine karşı çıkan MHP ve CHP, kendi eliyle toplumsal barışa “Hayır” demiş oldular.

Türkiye’yi sevenlere düşen görev de onların bu tuzağına düşmemek olmalı, diye düşünüyorum.

***

Sayın Erdoğan’ın ısrarla uygulamak istediği üç dönem kuralı, hem Türkiye hem de Kıbrıs’ta halkın iradesine ipotek koymak isteyen siyaset dinazorlarından kurtulmayı hedefliyor. Eğer Ak Parti bu kuralı başarırsa, örneğin 1963’den beri siyaset sahnesinde bulunan bir Deniz Baykal’ı ve onun gibileri saha dışına itecek. CHP içindeki gençlerin de önünü açacak.

Şuna inanıyorum ki, genç kuşaklar uzlaşma kültürüne çok daha yatkın. O nedenle Ak Parti ve onun mimarı Sayın Erdoğan, ülkemizdeki dinazorların da siyaset sahnesinden kaybolmasına yardımcı olacak. Nitekim siyasetin kendini yenileme politikası ilk meyvasını dün ülkemizde verdi.

Örneğin, Sayın Mehmet Ali Talat bile artık aday olmayacağını açıklayarak partisinin önünü açtı. Onu bu dirayetli çıkışı için candan kutlarım.

Ancak, Sayın Erdoğan’a Kıbrıs’ta düşen görevin, özelleştirmeler konusunda son derece isteksiz olan siyasi iktidarı ikna etmek olduğunu düşünüyorum.

Sayın Erdoğan, hoş geldiniz. Sizi aramızda görmek gerçekten çok güzel.

Saygılarımla!..

 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: arslan menguc
MANŞETLER

HK Arslan Menguç

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.