Advertisement

Advertisement

Sıkıntının özü

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
07/07/2014


Arslan Menguç Arslan Menguç


Bazıları, kendi yaptığı hata ve hataları kabullenemiyor.

Bazıları çukura kendi düştüğü için ağlayamıyor.

Bazıları bir türlü sorunun kendilerinden kaynaklandığını farkedemiyor.

Efendim, Kıbrıs Türk toplumundaki bazı çevreler küreselliğin doruk yaptığı bir dünyada, bölgeciliğin bayraktarlığını yapıyor.

Bölgeselcilik ise insanı hem dünyalı olmaktan uzaklaştırıyor. Hem faşizan ideolojilerle göbek taşında alem yapmaya itiyor.

Sosyalizme gönül vermişlerin yakından bildiği ünlü bir deyiş vardır:

“Enternasyonalizmin fazlası insanı nasyonalizmden, nasyonalizmin fazlası ise insanı enternasyonalizmden uzaklaştırır.”

Kıbrıs Türk Solu, kendi varlığını da hiçe sayarak, Rumsever olmayı, Türksever olmaya tercih etti.

Kıbrıs Türk Solu, ağırlıklı olarak memurlardan oluşan bir kadroya sahip olduğundan, mavi tulumlular itildi; beyaz yakalılar öne çıktı.

Lefkoşa’nın 700 metre güneyinde Kıbrıslı Rumlar, işçilerin ve işçi sınıfının önderliğinde, işçi bandoları ile marşlar çalarak  1 Mayısları kutlarken, bizimkiler 1 Mayıs coşkusunu piknik alanlarındaki bira-viski ikileminde aradı. Zaten o nedenle 1 Mayıslar dünyanın her yerinde olduğu gibi sabah saatlerinde değil, son yıllarda akşam üstleri kutlanmaya başladı.

Kıbrıs Türk Solu, ülkeye artı değer yaratan Türkiyeli İşçileri hep dışladı. Ne işverenlerin onları sendikalaştırmamalarına tepki gösterdi; ne de onlarla herhangi bir dayanışma sergiledi.

Bütün bunların tabii ki istisnası da oldu; gurur duyacağımız işbirliği de yaşandı. Ama, genel olarak, Kıbrıs Türk Solu sadece kendi çıkarını düşündü. Öyle ki, Kıbrıs’ın dörtbir köşesinden gelip Kuzey’e yerleşenler arasında yaşanan mal-mülk edinme rekabeti, aynı kaderi paylaşmış, aynı köyün insanlarını bile birbirine düşürdü.

***

Kıbrıs Türk Solu, Denktaş ve çevresinin Türkiye ile iyi ilişkiler içinde olmasından hep rahatsız oldu. Zaten o nedenle çok değil 50’lili yıllardan beri kendilerini evlerinden, yurtlarından söküp atan Rumları kardeş, Türkiyelileri de düşman kardeş gibi algıladı.

Kıbrıs Türk Solu, çok önemli bir gerçeğin de farkına varamadı. O da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki insanları birarada tutan en büyük etkenin Türkiye olduğunu anlayamadı.

Kısaca, bugün milyon sterlinlere satılan arsaların, evlerin, vilların değeri ile Türkiye’nin bu topraklardaki varlığı arasında doğrudan bir ilişki olduğunu fark edemedi:

·         Eğer Türkiye bütün varlığı ile buradaysa ayakta kalabilirim, yaşamımı sürdürebilirim.

·         Türkiye yoksa, ne can ne de mal varlığımdan söz edemem.

·         Bu topraklar üzerindeki hükümranlığımız, Önce Türk Ordusu tarafından sağlandı. Türkiye’den gelen göçmenler sayesinde pekişti.

 

Özetle: KKTC’yi yaratan unsurlar, Güney’den gelen göçmenler, Kuzey’de kalan Kıbrıslı Türkler, İngiltere ve başka ülkelerden geri dönenler ve Kıbrıs’a davetle gelen ve yerleşen Türkiyelilerdir.

 
***

İşte Kıbrıs Türk Solu, tek çocuk poliitikası, sadece beyaz gömleklilerin işini yapma arzusu, kolay geçilen kolejler ve üniversitelerden mezun olma olanaklarıyla birleşince toplumda devlete sırtını dayayan “Kıbrıslı” ve öteki işleri yapan Türkiyeliler olarak kesin sınırlarla birbirinden koptu.

Bu durum, varlığını Türkiye’ye borçlu olan KKTC devlet yönetiminin, bu toprakları vatan bilmiş Türkiyelilere yasaların ön gördüğü koşulları yerine getirenleri bile KKTC vatandaşı yapmama histerisine dönüştürdü.

Özellikle CTP’li İçişleri Bakanı Teberüken Uluçay ve çevresindekiler vatandaşlığı hak etmiş insanların bile, sağlık sevki yapıp kimlik almasını bir yılı aşkın bir süredir önlüyor.

Türkiye’nin Ada’daki temsilcilerine düşen görev, en azından kendi hazırladığı yasalara bile saygı duymayan CTP’lileri kendi devletinin yasalarına uymaya ikna etmek olmalı, diye düşünüyorum.

İşte, ne yaptığını bilmeyenlerin, ülkede geçerli yasaları uygulamayanların, halka bir ekmek kırıntısı kadar bilgi vermeden, ülkeyi referanduma götüren CTP Genel Sekreteri Asım Akansoy’un, referandum yenilgisinin vebalini önce kendisinde araması gerekir, diye düşünüyorum.

Asımcığım, bulunduğun makam, iş ve politika üretme yeri. Biliyorum, sen parti sekreterliğine asansörle ulaştın; merdivenle değil. Yani cırmalayarak bulunduğun noktaya yükselmedin. O nedenle suçluyu hep başkalarında arıyorsun.

Seçim yenilgisini iredelenmesine gelince: CTP’yi nereden alıp nereye sürükleyenlerin suçu önce kendilerinde araması gerektiğini düşünüyorum.

Benden sana bir dost önerisi: Önce yüzünü yıka, sonra aynaya bak. Şöven politikaların sorumlularından biri karşında duruyor.

Efendim, saygılarımla!..

 
 

  

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: arslan menguç
MANŞETLER

HK Arslan Menguç

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.