Advertisement

Advertisement

Bu ülkede insan yaşamının önemi yok…

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
03/08/2026


Ali Baturay Ali Baturay


 

   Bu ülkede insan yaşamının hiçbir önemi yok ve bu durum defalarca kanıtlanmıştır. Fazla uzağa gitmeye gerek yok, “Toprak Ürünleri Kurumuna (TÜK) ait silonun çökmesi sonucu bir kişinin yaşamını kaybetmesi” ve “Boğazköy’de bir iş yerinin hemen önünde, yol kenarındaki iki kişiye bir aracın çarpıp birinin ölümüne diğerinin ağır yaralanmasına yol açması”, bu durumu kanıtlayan çok yeni iki örnektir.

   Bu iki ölüm de sistemsizliğin, denetimsizliğin, vurdumduymazlığın, insan yaşamına önem verilmemesinin sonucudur.

   İnsanların güvenli ve rahat yaşamasını öngören bir zihniyet ve bir devlet dizaynı olmadığı için herkes rastgele yaşıyor buralarda…

   Yukarıda sözünü ettiğim iki olaya baktığımızda görüyoruz ki iş yerleri çok rahat insanlara mezar olabiliyor ve yine trafiğe çıkan herkes ister bir araç kullansın isterse yaya olsun her an ölebilir… Bu ülke insanının ölümle burun buruna bir yaşamı var.

   Neden böyle? Çünkü insanları koruyan bir sistem yok, bireyler adeta kadere terk edilmiş gibi. Devlet onları koruyamadığı için insanlar bazı tedbirler almaya çalışıyor ama o da yeterli olmuyor.

    Çağdaş ülkelerde sistem “birey nasıl daha güvenli ve rahat yaşar” üzerine kurulmuşken, bizde bundan eser yok.

    Zaten denetimin olmadığı, becerilemediği bir ülkede hiçbir şey doğru gitmez. Gitmiyor da gördüğünüz gibi… Ülkede hemen her alanda bu nedenle sorunlar yaşanıyor.

    Mesela Kumyalı’daki olaya bakalım. TÜK’e ait buğday silosunun çökmesi sonucu Lokman Hacıhasanoğlu isimli işçi yaşamını yitirdi.

    TÜK bir devlet kurumudur… Yönetim kurulunu, yönetim kurulu başkanını ve müdürünü hükümetin atadığı bir kurum.

    Bu ülkeyi yönetenlerin devlet kurumlarında insanların hayatını koruyamaması acı ve felaket bir durum değil midir?

   Hükümet edenlerin devlet kurumlarında bile ihmalkarca, sorumsuzca davrandığı bir sistemden söz ediyoruz.

    TÜK silosundaki ölüm olayına bir de utanmadan “iş kazası” diyorlar. Başta bu kurumda yetkili sendikanın başkanı olmak üzere birçok kişi bu olayın bir ihmal olduğunu ve göz göre göre geldiğini söylüyor.

    Bu siloda bakım, onarım ihtiyacı varmış, hem de öyle yeni bir durum da değilmiş, yıllardır sürüyormuş. Bunun için defalarca uyarı yapılmış, teknik raporlarla silonun risk taşıdığı ortaya konulmuş, güçlendirme çalışmaları yapılması gerektiği vurgulanmış ama nafile. Hiç dikkate alınmamış…

    KAMU-İŞ Başkanı Ahmet Serdaroğlu, geçen gün açıklama yaptı, sendika olarak da yetkilileri defalarca uyarmışlar, bakım onarım talepleri resmi yazılarla iletilmiş. Fiyat teklifleri alınmış ama maliyet gerekçe gösterilerek çalışmalar sürekli ertelenmiş. Her yere savurganca para var ama insan yaşamını tehdit eden bir arıza için para yok ha? Lanet olsun böyle zihniyete… En son 2025 yılının temmuz ayında yazılı uyarı yapılmış ama yine somut bir adım atılmamış ve işte sonunda ihmal felakete dönüşüp insan canına mal oldu.

     Olaydan sonra birçok hükümet yetkilisi, ölen çalışanın ailesi için taziye mesajı yayınladı. Toplu halde istifa edeceklerine başsağlığı için sıraya girdiler. Zaten bu ülkede istifa kültürü diye bir şey de yok.

     Arızalı olduğu, risk yarattığı belli olan, bu konuda ciddi uyarılar gelmesine rağmen kılını kıpırdatmayan ülke yöneticileri, hiçbir şey olmamış gibi davranıyor. Bırakın hükümetin istifasını, TÜK Yönetim Kurulu Başkanı veya TÜK Müdürü bile istifayı düşünmüyor.

      Başbakan, alışılmış o klişe “gerekli inceleme yapılıyor” sözünü tekrarladı. Hükümet olarak süreci yakından takip ediyorlarmış, olayla ilgili gerekli incelemelerin titizlikle yürütülmesini sağlamışlar…

     Hep aynı yalan… “İnceliyoruz, araştırıyoruz” dedikleri hiçbir olayla ilgili bir olumlu gelişme olmadı bugüne kadar. Zaten bir can gittikten sonra, incelemişsiniz, araştırmışsınız ne fayda? Zamanında size “burası risk taşıyor, tamir edin” dediklerinde gerekeni yapacaktınız. İhmaliniz can aldı, şimdi de timsah gözyaşları döküyorsunuz. Nasıl insan içine çıkabiliyorlar, nasıl halen konuşabiliyorlar, akıl alır gibi değil.

     Öte yandan, yol kenarında aracın çarparak bir vatandaşımızı öldürmesi de bir kaza değildir, resmen cinayettir. Aynen o siloda işlenen cinayet gibi…

    Boğazköy-Gönyeli ana yolunda yaya Hasan Düzgen’in ölümüne, Rasul Jorayev’in ağır yaralanmasına neden olan sürücü, 2023 yılından beri ülkede kaçak yaşıyormuş, araç sigortasızmış ve araçta uyuşturucu madde bulunmuş. Alın işte, bir denetimsizlik olayı daha.

    Trafik zaten kangren olmuş bir kronik sorun… Trafiğe çıkan hiç kimse güvende değil ama trafik terörüyle birleşmiş başka sorunlarımız da var; işte bunlardan birisi kaçak yaşam… Adamın kendisi kaçak, ehliyeti geçersiz, kullandığı aracın sigortası yok ve bu sürücü yoldan çıkacak, yol kenarında bulunan kişilere çarpacak kadar da uçmuş, kendini kaybetmiş durumda… Ah benim avallı memleketim…

     Trafiği dert edinmeyen, sorun olarak görmeyen ülke yöneticileri için bu ölüm olayı da pek önem taşımıyor. Bu ülkedeki kaçak yaşamı ve kuralsızlıkları da önemsemiyorlar. Kriminal olaylar yaşanınca ortaya çıkan bu kaçaklar, yıllarca nasıl kaçak yaşıyor, kimin yanında çalışıyor, onları kim kolluyor ya da onları köle gibi kullanan, istismar eden ve suçlu konumuna iten kimdir? Hiç mi önemi yok bunların? Neden olaylara bu yönüyle yaklaşılmıyor? Neden kaçakları kullananlar cezalandırılmıyor?

     Dedim ya, “insan yaşamı” hükümet edenlerin önceliği değil, yasaları uygulamayı da tedbir almayı da denetim yapmayı da görev olarak görmüyorlar. Yaratılan yalan düzen içinde rastgele yaşıyoruz.

   Kötü olan nedir biliyor musunuz? Halkı da bu kötü düzene alıştırdılar, “hiçbir şey değişmez, böyle gider” anlayışı gelişti, en kötü, en acı olaylar bile iki günde unutuluyor, hesap sorulmuyor, isyan edilmiyor.

   Ateş düştüğü yeri yakıyor, diğerleri de kaderine razı bir şekilde hayatına devam ediyor. Halbuki bugün başkasını yakan ateş, yarın onu da yakabilir ama bunu idrak edemiyor. Hak ettiği yaşam bu değil ama itiraz etmeyi bile unutmuş… İşte en acısı da bu… Böyle bir ortamda gerçekten işimiz çok zor…

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Ali Baturay

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.