Advertisement

Advertisement

Seçim rüşveti, başa bela olabiliyormuş meğer…

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
26/08/2025


Ali Baturay Ali Baturay


   Ülkede siyasi zihniyette uzun yıllardır pek bir değişiklik olmadı, hatta işler daha kötüye gidiyor.

    21’inci Yüzyıl’da halen dededen kalma siyaset ya da devlet yönetme anlayışı devam ediyor.

    Bugünün hükümet ortakları, özellikle de UBP, 2025’te halen 1980’lerin, 1990’ların taktikleriyle seçime hazırlanıyor. 80’ler, 90’ların seçim rüşveti taktiği yine vizyona sürüldü.

    Yahu, yıllar geçti, dünyada birçok şey değişti, teknolojinin zirve yaptığı dijital çağdayız ama KKTC’de halen devlet olanakları seçim rüşveti olarak peşkeş çekiliyor. Hem de aynen 80’lerde, 90’larda olduğu gibi seçimden kısa bir süre önce, seçim yasaklarının arifesinde…

    Neden böyle oluyor? Çünkü bu ülkede çok büyük bir kesim siyaseti toplumsal fayda değil, kişisel çıkar üzerinden okuyor. Siyasetçi de öyle algılıyor, müritleri gibi davranan partilisi olan kitle de…

    21’inci Yüzyıl’da, 2025’te de mi? Evet maalesef 20215’te de… İşin içinde genlerinden gelen bir alışkanlık ya da bağımlılık var…  Ancak bir de ortadaki büyük başarısızlık onları seçim rüşveti vermeye yöneltiyor.

   Çünkü ülkeyi berbat bir şekilde yönettiklerini, genel olarak halkta hatta kendi kitlelerinde bile bir memnuniyetsizlik olduğunu biliyorlar ve panikle bir şeyler dağıtmaya yöneliyorlar.

    Üstelik ülke insanının unutkan olduğunu, zaman geçerse verilen rüşvetlerin etkisini yitirebileceğini düşünüyorlar ki seçimden hemen önce sağlanan taze taze menfaatlerle oy talep etmek istiyorlar…

    Ayrıca çok geniş bir kesim, “hükümetten rüşvet beklemeye” alıştırdı, o nedenle yönetenler, yoğun bir taleple karşı karşıyadır.

    Dediğim gibi, KKTC’de çok sayıda insan siyasete “bir şeyler koparabilme yolu” olarak bakıyor, “bir şey koparmayacaksam orada ne işim var?” diye düşünüyorlar.

    Parti bağları, “ülke için ne yapabilirim?” değil, “kendim için ne koparabilirim ne menfaat elde edebilirim?” üzerine kuruludur.

    Siyasi partiden çok “menfaat sağlayanlardan ve menfaat elde edenlerden” oluşan bir örgüt, bir menfaat örgütü, bir saadet zinciri oluşumu gibi çalışıyorlar.

    Elbette çıkarsız parti üyeleri, gönül bağı olanlar da vardır ama inanın onlar azınlıktadır. Çoğunluğun orada varoluş nedeni menfaattir.

     Kimse kırılmasın, gücenmesin, gerçek budur, son günlerde çok sayıda partilinin hükümete gücenmesi, kırılması, ağır laflarla istifa etmesinin nedeni de budur.

     Garip ama gerçek şu ki kimin daha iyi partili olduğu elde ettiği menfaatle ölçülüyor…

     İşte bir seçim öncesi ve yine çok şey dağıtılıyor… Neler mi? Çok sayıda vatandaşlık veriliyor tabii ki… Hiç değişmeyen, en revaçta seçim rüşveti.        

     Başka ne mi var? Çok sayıda partizanca istihdam… Bu da değişmez seçim rüşvetidir, hatta bunu parti kurultaylarında bile yapıyorlar.

      Peki başka? Ne isterseniz var; 2500 kiralık araç izni, 600 tabanca izni, 150’ye yakın tasdik memuru hakkı, 200’e yakın turist araç izni, 30 taksi izni, çok sayıda kırsal kesim arsası, dönümlerce orman arazisi…

      Batan geminin malları misali, dağıt babam dağıt… Bu kadar şeyi bir anda dağıtmaya kalkışıyorlar, gelen eleştirilere de saçma sapan cevaplar veriyorlar, cevap verdikçe batıyorlar. Mantığı olmayan deli saçması savunmalar, özrü kabahatinden büyük konuşmalar…

      Peki 80’ler, 90’ların taktikleri 2025’te tutar mı? Teknolojinin bu kadar ilerlediği, sosyal medyanın bu kadar yaygınlaştığı bir ortamda tepkilerin çok çabuk geldiği, çok çabuk büyüdüğü, çok çabuk paylaşıldığı ve dev bir öfkeye dönüştüğü günümüzde dededen kalma taktikler gördüğünüz gibi başa bela da olabiliyor…

      Seçim rüşvetleri nedeniyle hükümete ülkede genel bir tepki var ama hükümetteki siyasilerin kendi partililerinin tepkisi muhalefetinkinden bile daha büyük, öfkesi daha gürültülüydü. Menfaat dağıtma modelinde bu risk hep vardır, önüne gelene vaatte bulunurken, hepsini yerine getiremeyeceğini aklından çıkarırsan böyle olur işte…

      Ne oldu? Cumhurbaşkanı girişimde bulunmuş, başbakanın da uygun görmesiyle hükümet de onaylamış ve tartışmalı kararların tamamı toplumsal uzlaşı adına geri alınıyormuş.

       Yaaaa eminim öyledir. Sanırsınız ki alınan bu kararlardan cumhurbaşkanı ile başbakanın hiç haberi yoktu, onlardan izinsiz yapıldı bu işler ve onlar bir kahraman edasıyla bu işi engellediler. Milletin aklıyla dalga geçmek denir buna. İnanın buna bir kişi bile inanmaz…

      Başbakan bir süreden beridir bunu yapıyor zaten. Başbakan, bakanlar kurulunda oturup bakanları ile birlikte aldığı kararı, toplumdan tepki gelince veya o karar yargıya taşınınca sahneye çıkıyor ve Süpermen edasıyla “müjde vererek” o kararı geri alıyor. Bir de “başbakan devreye girdi karar geri alındı” denmez mi? Sanki o karar alınırken başbakan orada yoktu…

   Kendi yaptığı yanlışlıktan yine kendisi puan çıkarmaya çalışıyor. Ne dahiyane bir iş ama ha? Aynı tinyozluğu, seçim rüşveti olarak verdikleri kararlar için de yaptılar ama bu kez kahraman iki kişi hem cumhurbaşkanı hem başbakan…  

     Ne yaşıyoruz biz böyle? Nedir bu tuhaflıklar? Bir seçimi de normal geçiremeyecek miyiz? Her seçim, bu rezillikleri yaşamak zorunda mıyız?

     Keşke ülkeyi çok iyi yönetseydiniz, keşke her şeyi iyi yapsaydınız, keşke ülke bu kadar kötü durumda olmasaydı da koltuklarınızda rahat rahat oturup seçime girseydiniz. O zaman bu rezillikler de yaşanmazdı. Ne acı ki “rüşvet” ifadesinin çok yaygın olarak dile getirildiği bir dönemde hükümet de seçim rüşveti dağıtıyor. Oldukça manidar değil mi?  

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Ali Baturay, haber, kıbrıs
MANŞETLER

HK Ali Baturay

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.