Advertisement

Advertisement

Devleti, altından çıkılması zor bir enkaza çevirdiler…

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
18/11/2025


Ali Baturay Ali Baturay


Bu ülkede büyük bir kesim gerçeklerden kaçıyor, bunlardan bazıları, gerçeklere dikkat çekenleri kınıyor, hatta “marjinal” ya da “hain” ilan edebiliyor. Amaç; eleştireni, gerçekleri dile getireni azınlıkta tutmak, çünkü büyük kitleler gerçeklerin farkına varınca değişimler gerçekleşebiliyor.

   Kötü de olsa mevcut düzeni devam ettirebilmenin en kestirme yolu çok sayıda insanı statükoya ortak etmek, statükodan nemalandırmaktır.

    Çok sayıda insan statükonun bir köşesinden tuttuğu zaman, kötü düzene ses çıkarmıyor ya da sesler cılız çıkıyor.

   Bir hayli insan olmayanı olmuş gibi kabul ediyor, birçoğu da mevcut durumu beğenmediği ya da mağduriyetini yaşadığı halde pasif davranıyor, sesini çıkarmıyor.

    Kimisi hak ettiğinin kendisine torpille verilmesini bir lütuf olarak algılıyor, kimisi ise zaten hak etmediklerini elde ettiği için en büyük statüko savunucusu kesiliyor.

    Bir kısım insan sahte düzenin rantını yerken başka bir kısım da bir şekilde onların peşine düşüyor.

    Ortada devleti yüceltmek için bir çaba yok, tam tersine devleti kemirmek var…

     Devleti kemirerek bir ranta çevirmek, eşi, dostu, taraftarı ihya etmek, kırıntılarıyla da çok sayıda insanı statükoya bağlamak. Yapılan budur…

     Tabii ki statüko sofrasının vazgeçilmez sosları; hamaset, milliyetçilik, bayraktır…

    Bu sayede yönetenler ve işbirlikçileri, kötü olanı iyi, çirkin olanı güzel, berbat olanı şahane gibi göstermeye çalışıyorlar.

   Yapmaya çalıştıkları şey, enkaza dönüştü ve altında kaldık. Buna rağmen bize her şeyi toz pembe göstermeye çalışıyorlar, çünkü nutuk atmak en kolayıdır…  

    KKTC’nin 42’nci yıldönümü kutlandı… Peki kuruluş yıldönümü vesilesiyle yapılan konuşmalardaki, açıklamalardaki parlak ifadelerle gerçekler bağdaşıyor mu? Tabii ki hayır… Yukarıda anlattıklarım bir KKTC tasviridir aslında…

     Devlet kurduk ama “devlet olmanın gereklerini” yerine getiremedik.  

  Devleti kuranlar ve o gelenekten gelenler, o geleneği sürdürenler, devleti yüceltmek için ne yaptı?

   Refah bir ülke yaratmak için çaba sarf ettiler mi?

   Halkının kronikleşen sorunlarını çözebildiler mi, her geçen yıl artan sıkıntılarına çare bulabildiler mi?

    Kimi zaman KKTC’nin tanınacağını, tanıtacaklarını iddia ettiler, kimi zaman olası bir çözüme ekonomik ve sosyal bakımdan hazır bir devlet yaratacaklarını söylediler. Ancak ne KKTC’yi tanıtabildiler ne de çözüme hazır bir devlet yaratabildiler…

   KKTC’yi tanıtmak kolay bir şey değil ama buna onlar da inanmadılar ve bunun için çaba da sarf etmediler.

   KKTC’yi kurduk da başımız göğe mi erdi? Hayır tam tersine ambargolara, izolasyonlara maruz kaldık. Dünyadan dışlandık, başımıza gelmedik sorun kalmadı.

   “Her şeye rağmen devletimiz oldu” diyorlar, peki “Kıbrıs Türk Federe Devleti” bir devlet değil miydi? KKTC’yi kurmasak, üzerinde bulunduğumuz toprak parçasından kovulacak mıydık?

    Kurulan devleti bu kadar kötü mü yönetmek lazımdı?

    İnsanımızı üretime, yatırıma teşvik etmediler, tam tersine mevcutlar kapandı gitti, üretmek isteyenler kaderine terk edildi, sorunlara gömüldü.

   Üreterek, yaratarak kendi kendine yeter bir devlet yaratmak yerine çok sayıda insanı devlet daire ve kurumlarına istihdam eden ucube bir tüketim devletine dönüştük. Ülkeyi yönetenlerin tek derdi devlet çalışanlarının maaşlarını ödemekmiş ve tüm enerjisini buna harcaması gerekiyormuş gibi bir anlayış ve acayip yapı hâkim.

    Bunun yanlışlığı görüldüğü halde geri adım atılmadı, devlet kadrolarına partizanca istihdam, değişmeyen, bitmek bilmeyen bir seçim rüşveti olmaya devam ediyor. İsteyerek daha çok insanı statükodan faydalandırıyorlar ki bu düzen devam etsin. Tabii düzen de düzen olsa…

     Devlet daire ve kurumlarında liyakati de öldürdüler… Bir tarafta yönetemeyen beceriksizler ordusu her şeyi mahvediyor, diğer taraftan rüşvet, yolsuzluk, ihmal, istismar aldı başını gitti.

   Ülkede tam bir çürüme var, tüm değerler yok ediliyor. “Bu kadarı da olmaz” dedikten hemen sonra daha büyük fiyaskolara, skandallara tanıklık ediyoruz.

    Ülke yöneticileri, hiçbir soruna çare bulamıyor, Türkiye’nin yaptığı projeleri kendileri yapmış gibi sunuyorlar, bunların arkasına sığınıyorlar. Sabah akşam Türkiye yöneticilerine yalakalık yapmayı bir yönetim şekli gibi görüyorlar. Parti içi seçimlere, kurultaylara bile müdahale çağırıyorlar. Sanki beyinlerini de ipotek etmişçesine…

     Gençlerimiz yine yoğun şekilde göç ediyor, ülkesinde gelecek göremiyor. Hatta yarattıkları kötü düzenden dolayı artık yalnızca gençler değil, toplumun birçok kesimi göçü düşünüyor…

     Halkınız bu kötü günleri yaşasın, perişan olsun diye mi devlet kurdunuz? İnsanlarımıza “Bu günleri görmek için mi var oluş mücadelesi verdik?” dedirtesiniz diye mi?

     Başarısızlıkların, fiyaskoların, istismarların, çürümenin gölgesinde ve enkazının altında 42’nci yıl kutlandı. Nutuklar atıldı, nutuk çekmek kolay tabii ki… Sanal bir düzeni anlatan hamasi nutuklar kimi mutlu etti acaba?

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Ali Baturay

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.