Kendinizi haklı çıkarmaya çalışmayın, bunun savunulacak bir yanı yok…
10/10/2025
Ali Baturay
Bu ülkede normal olmayan ama normalleştirilen birçok şey var.
Zaten birçok sorunun, sıkıntının çözülememesinin nedeni de anormal şeylerin kanıksanmasındandır.
Bu normalleştirme ruh hali, cumhurbaşkanlığı seçimine de yansımış durumdadır…
Peki seçim ortamında nedir normal olmayan?
Normal olmayan şu; bir süreden beridir Türkiye’den ülkemize milletvekilleri, eski bakanlar, eski başbakan, parti başkanları, belediye başkanları geliyor, şehirleri, köyleri geziyor ve mevcut Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar için oy istiyorlar.
Süleyman Soylu’dan Hulusi Akar’a, Fatma Şahin’den Binali Yıldırım’a, Ümit Özdağ’a kadar birçok kişi buralara geldi, başkaları da gelmeye devam ediyor…
Bu insanlar, seçim kampanyasının bir parçası gibi çalışıyor, konuşmalar yapıyorlar.
Normal mi bu? Yani başka bir ülkeden, çoğunluğu o ülkenin iktidar partisine yakın insanların Kıbrıs’a gelip bir cumhurbaşkanı adayına destek istemesini normal mi karşılamak lazım? Normal değil tabii ki…
Bu ülke normal bir ülke olsaydı, tabii ki bu durum büyük tepki görür, yer yerinden oynardı.
Mesela Türkiye’deki seçimlere başka ülkelerden böyle alenen müdahaleler olduğunu düşünün. Düşünemiyorsunuz bile değil mi?
Ancak biz normal bir ülke olmadığımız için anormal durumlar maalesef bu ülkede normalmiş gibi algılanıyor.
Hem Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a hem de hükümet üyelerine katıldıkları televizyon programlarında “Türkiye’den gelip seçime müdahale eden” söz konusu kişilerle ilgili sorular soruluyor.
Tatar, bu sorulara kısa cevaplar veriyor; kimseden böyle bir talepte bulunmadığını, bu kişilerin kendi istekleriyle geldiğini söylüyor.
Üstelik bu durum normalmiş gibi, destek verenlere teşekkür de ediyor.
Hükümet üyeleri, bazı bakanlar, bazı milletvekilleri ise Türkiye’den seçim için gelen bu insanlar için “misafirimiz” diyor.
Gelen kişilerin misafir olduğunu, misafire “gelme” diyemeyeceklerini, bu kişilerin iyi niyetli olarak buralarda bulunduğunu iddia ediyor.
Bazıları ise “etkinlikler organize edildi, o nedenle ülkemizdedirler” diyor.
“Misafirimiz” diyerek konu hafifleştiriliyor, normalleştirilmeye çalışılıyor.
Gelen kişilerin konuşmaları medyaya da yansıyor ve aslında ülkede ne için bulundukları açıkça ortada.
Üstelik medyaya yansıyan bazı konuşmalarda “yüksekten bakan”, “buyurgan”, “akıl veren” bir tavır var.
“Siz bilmezsiniz, dediğimi yapın yoksa sizi ham yaparlar” der gibi bir anlayış seziyorsunuz…
Bu ülke insanı misafirperverdir, misafir severiz ve misafire en iyi şekilde davranırız ama misafir de misafirliğini bilecek.
Bu kişiler misafirlikten öte bir misyonla ülkeye geliyor ve bir aday lehine, bu ülkedeki seçmenleri etkilemeye çalışıyor.
Birçok kişinin kısa aralıklarla bu ülkeye gelmesini, arka arkaya etkinlikler düzenlemesini bir rastlantıymış gibi sunmaya çalışılıyor bize.
Niye herkes şimdi geliyor, neden bu etkinlikler bu takvime sıkıştırılmış durumda?
Misafirler, misafirliğe gittikleri ülkenin halkına, seçmenine “saygı” göstermelidir… Bu yapılanlar doğru değildir.
Cumhurbaşkanı Tatar ve hükümet yetkilileri, bu müdahaleleri kabul etmemeliydi, bu durumun hem yasal hem de etik olmadığını anlatmalıydı.
Siz kendinize güvenmiyor musunuz ki bu müdahalelere kapı açıyorsunuz, destek alıyorsunuz? Gerçekten bu insanlar kendileri mi geliyor yoksa siz mi çağırıyorsunuz? Ben bu kişilerin çağırıldığını düşünüyorum.
Bir de bu durumu savunmak, haklı kılmak için “her seçim zamanı olur böyle şeyler” diyorlar, Annan Planı referandumu sırasında da Türkiye Hükümeti yetkililerinin plana “evet” çıkması için müdahale ettiğini söylüyorlar.
Geçmiş geçmişte kaldı, geçmişte bazı hatalar yapılmışsa bugün de yapılması gerekmez.
Kimisi de “Bu durum ters tepecek, dert etme” diyor. Ters teper mi, amaçlanan olur mu bilemem. Zaten konumuz ve derdimiz bu değil.
Mesele şu, bu tip şeylere artık son vermek lazım. Bu yapılanlar “eşit egemen devlet” söyleminizin altını boşaltıyor.
“Siz yapamazsınız, biz size ne yapacağınızı söyleyeceğiz” anlayışı bu halkı hiçleştiriyor. O nedenle misafirlerin müdahalesini normalleştirmeyiniz…
Sayın Ersin Tatar’dan ve üç hükümet ortağından istediğim şu; bir an gözünüzü kapatıp empati yapın, bu müdahaleler sizin lehinize değil de rakibinizin lehine yapılsaydı ne düşünürdünüz? Bu kadar normal karşılar mıydınız? Hiç sanmıyorum… Bu şekilde kazansanız da vicdanlarda kaybedersiniz ama bunu anlayabilmek için önce sizin adalet duygunuz ve vicdanınız olması gerekir…
- DP ve YDP gerçekten karşıysa iki seçim bir arada yapılamaz…
- GAZETECİLERE HAPİS ÖNGÖREN YASAL DÜZENLEMEDE ISRAR ETMEK BİR MEYDAN OKUMADIR
- Şeytanın bile aklına gelmeyecek kötülükleri yapıyorlar bize…
- Herkese yalan söylemek, kandırmak marifet midir?
- İşlenmeyen cezayı bile affeden yasa tasarısı şimdilik geri çekildi…
- BU KADARI GERÇEKTEN FAZLA
- Tıpta uzmanlık eğitimi hafife alınacak bir iş değil
- Siz sorunlarla cebelleşirken, onlar “tarih yazdık” diyebiliyor…
- Sürekli bir konuşma hali var ama soruna çözüm üretme yok…
- Rüşvet aşırı arttı ve ‘’Yeter Artık’’ dedirtti
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































