Göç edenin yerine yabancıyı vatandaş yapmak sizi mutlu mu ediyor?
16/09/2025
Ali Baturay
Diyalog TV’de Reşat Akar Abimizin akşamüzeri programında her gün mutlaka vatandaşlarla yapılan röportajlar yayınlanıyor. O röportajları dinlerken bazı vatandaşların verdiği cevaplar dikkatimi çekti.
Program için röportajlar yapan gazeteci arkadaşımız, uzun kuyruklar oluşan Kermiya Sınır Kapısında vatandaşlara ne amaçla Güney Kıbrıs’a gittiklerini soruyordu.
Cevap verenlerin kimisi güneyde çalıştığını, kimisi alışveriş yapacağını, kimisi havaalanına gidip yakınlarını alacağını, kimisi gezmeye gittiğini söyledi.
Ancak bir cevap vardı ki çok anlamlıydı. Bir vatandaşımız “Nefes almak için gidiyoruz, çünkü Kuzey Kıbrıs’ta nefes alamaz duruma geldik, boğuluyoruz” dedi.
Başka günlerde yapılan bazı röportajlarda buna benzer sözler edenler olduğunu da duydum.
Vatandaşlarımız, ülkedeki sorunlar, sıkıntılar, haksızlıklar, saçmalıklar, yalanlar, palavralar nedeniyle, nefes alamıyormuş hissine kapıldığını söylüyor.
Birisi boğazınızı sıkmadan, havasız kalmadan ya da sulara gömülmeden de boğulabiliyormuş işte insan.
Ülkenin kötü şartları, insanımıza işte bu hissi yaşatıyor.
Bakar mısınız; insanlarımız Güney Kıbrıs’a gidip de yer/ mekân değiştirince boğulma hissinden kurtuluyor, rahat nefes alıyormuş gibi hissediyor.
Eminim bunu da anlayamayıp, olayı milliyetçilik bakış açısıyla değerlendirip, sövüp saymaya başlayanlar olacaktır.
Ancak ülkenin insanları boğduğu, nefes alamaz duruma getirdiği bir gerçektir.
Bu ülkeyi yönetenler kabul etmek istemese de insanımız çok kötü günler yaşıyor.
Ülkede çok şey erozyona uğramış durumda, 21’inci Yüzyıl’da 2025’teyiz ama insanımız eskiyi özlüyor, bugünümüz eski günlerden daha kötü.
Ülke o kadar kötü duruma geldi ki parası olan da mutsuz olmayan da.
Kötü yönetim ve belirsizlik herkesi mağdur ediyor.
Neredeyse ülkede insan odaklı hiçbir şey yok, tam tersine insan yaşamını zorlaştıran her şey var.
Sağlık, eğitim, tarım, sanayi, hayvancılık, turizm, kamu yönetimi, trafik, çevre, yani aklınıza gelen her alan sorunlarla boğuşuyor.
Ülkeyi yönetenler, sorunlara çare bulacağına, tam tersine kendileri sorunlara yol açıyor.
Onca sorun yetmiyormuş gibi ülkede ciddi güvenlik sorunu da var, tetikçiler birilerini kurşunlamak için elini kolunu sallayarak ülkeye geliyor.
Devlet olanakları peşkeş çekiliyor, fırsat eşitliği yaratmak yerine partizanca işler yapılıyor.
Devlet daire ve kurumlarında liyakat kalmadı, üstelik partizanca istihdam edilen birçok kişi işe gitmeden maaş çekiyor.
Kişi partiliyse suçlu bile olsa kollanıyor. Mesela sahte diploma almakla suçlanan UBP Girne Kadın Kolları Başkanı, mahkemeye çıkarılmasın, yargılanmasın diye dosyası polis ile savcılık arasında gidip geliyor.
Güneyde iş insanı Simon Aykut’un tutukluluğuna ve Rum Hükümetinin mülkiyetle ilgili kararlarına misilleme olsun diye beş Rumun, uyduruk gerekçelerle tutuklanması, 50 günü aşkın tutuklu kalması olayına bakın… Yargı siyasete alet edilmek istendi. Yüksek Mahkeme, alt mahkemelerin kararını bozmasa, yargıya da güven kalmayacaktı.
Öte yandan ülke yöneticileri, pembe tablolar çiziyor bize, başarı hikayeleri anlatıyor, onca başarısızlığa, fiyaskoya rağmen.
Ülkede yolsuzluklar, usulsüzlükler, istismarlar aldı başını gidiyor.
Gençler ülkede gelecek göremiyor, vatanını terk ediyor, ciddi bir göç var. Ülke değişiyor, nüfus plansız artıyor, insanımız kendi ülkesine yabancılık çekiyor.
Ülke yöneticilerin planı yok, programı yok, çözüm kabiliyeti yok. Türkiye Hükümetine yalakalığı siyaset tarzı olarak benimsemişler. Hatta bununla övünüyorlar…
Bir özet yaptım size, insanı rahatsız, huzursuz eden her şey var bu ülkede. İnsanlar tabii ki “boğuluyormuş” hissine kapılır, tabii ki nefes alamaz hale gelir. Kolay mı böyle ortamda nefes alabilmek?
Görüyorsunuz işte Kuzey Kıbrıs’tan bir süreliğine ayrılıp nefes alabildiği hissine kapıldığını söyleyenler var. Peki temelli gidenler, göç edenler ne olacak? Sorun değil mi bu? Yoksa her gidenin yerine bir yabancıyı vatandaş yapmak sizi mutlu mu ediyor? Oy uğruna bu da mı mübah?
- DP ve YDP gerçekten karşıysa iki seçim bir arada yapılamaz…
- GAZETECİLERE HAPİS ÖNGÖREN YASAL DÜZENLEMEDE ISRAR ETMEK BİR MEYDAN OKUMADIR
- Şeytanın bile aklına gelmeyecek kötülükleri yapıyorlar bize…
- Herkese yalan söylemek, kandırmak marifet midir?
- İşlenmeyen cezayı bile affeden yasa tasarısı şimdilik geri çekildi…
- BU KADARI GERÇEKTEN FAZLA
- Tıpta uzmanlık eğitimi hafife alınacak bir iş değil
- Siz sorunlarla cebelleşirken, onlar “tarih yazdık” diyebiliyor…
- Sürekli bir konuşma hali var ama soruna çözüm üretme yok…
- Rüşvet aşırı arttı ve ‘’Yeter Artık’’ dedirtti
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































