Sürekli bir konuşma hali var ama soruna çözüm üretme yok…
11/12/2025
Ali Baturay
Ülkemizdeki her olumsuz olaydan sonra “ders çıkarmalıyız” ya da “gerekli dersleri çıkardık” denir ama bugüne kadar gelecekte benzer zor durumlara düşmemek için pek bir ders çıkarıldığını ve bu çerçevede tedbir alındığını görmedik.
Bu ülkede hiçbir kronik sorunu çözemiyor oluşumuz, aslında ders çıkarmayı bilmediğimizi ve aslında umursamaz olduğumuzu gösteriyor.
Ülkemizde sürekli olarak benzer sorunları yaşıyor, o sorunların yakıcı sonuçlar doğurduğu günlerde sitem ediyor, eleştiri yapıyor, bolca konuşuyor, uzmanları konuşturuyor, ne yapmamız gerektiğini anlatıyoruz ama birkaç gün sonra tüm bunlar hiç yaşanmamış gibi hayatımıza devam ediyoruz.
Olumsuz olaylar karşısında hemen öfkeleniyor, o öfkeli anlarımızda dünyayı yakacakmış gibi davranıyoruz ama kısa süre sonra da öfkemiz oturuyor, rutinimize dönüyoruz.
Son günlerde “su baskınları” sorunuyla ilgili açıklamalara, konuşmalara, eleştirilere bakıyorum da tüm bunlar bende derin bir tekrar hissi yaratıyor… Defalarca benzerleri söylenmiş ama suya yazılmış gibi uçup giden tekrarlar…
Ülkemizde yağışsız geçen uzun bir süreden sonra ansızın aşırı yağışlar geldi ve neredeyse bir yılda yağacak yağmur, bir günde birkaç saat içinde yağdı. Tabii ki yine su baskınları oldu, yine büyük mağduriyetler yaşandı.
Bazı sokakları, yolları sular bastı, evlere, işyerlerine girdi, felaket bir durum ortaya çıktı. Özellikle Gönyeli ve Lefkoşa’da su baskınları insanımızı zor durumda bıraktı…
Evet yağışlar normalin çok üzerindeydi ama bu, beklenmeyen bir durum değil ki… Tüm dünyada benzer durumlar var… Biz de dünyanın bir parçası olduğumuza göre iklim krizi bizi es geçecek değil, anormal meteorolojik durumların bizi de etkilemesi kaçınılmazdır.
Bırakın iklim krizi anormalliklerine hazırlanmayı, tedbir almayı, biz yapmamız gereken işleri bile yapmıyoruz.
Sel ya da su baskınları da bu ülkenin çare bulunamayan kronik sorunlarındandır. Kesinlikle su baskınları sorun olarak görülüp de tedbir alınmıyor.
Bu konuda hem hükümetler suçludur hem de halkımız… Evet halkımız da suçludur, mağduriyetin yaşandığı günlerde tepkili sözler sarf edip, eleştirmekle olmaz bu işler.
Vatandaşlarımız, sorunun çözülmesi için hükümetler üzerinde baskı kurdu mu? Kentini, köyünü, sokağını su basanlar, ülke yöneticilerinin kapısına dayanıp, “Bu sorunu çözeceksiniz” diye kararlı bir duruş sergiledi mi? Bu sorunlar çözülene kadar yöneticileri rahatsız etmeye devam etti mi?
Hayır, bunlar yapılmıyor… Sorunlar yaşandıktan bir süre sonra herkes olanları unutuyor, ta ki benzer sorunlar yeniden yaşanana kadar.
Yöneticiler umursamazdır da vatandaşlarımız değil mi? Bu kadar çok konuşan, tartışan ama hiçbir sonuca ulaşamayan bir toplum daha var mı acaba? Maşallah sorunları tespit edebiliyoruz, çözüm önerilerimiz de var ama iş icraata gelince sınıfta kalıyoruz…
Tam tersine bazı kesimler ülke yöneticileri tedbir almasın diye kulis bile yapıyor. Örneğin çarpık yapılaşmanın paydaşı haline gelen bazı kesimler ve maalesef bazı vatandaşlar, aksi yönde lobiler oluşturuyor.
Bir tarafta dere yataklarına yapılan lüks binaların yıkılmaması için bastıranlar diğer tarafta oralara yeni binalar yapmak için uğraşanlar var.
Güzellik ve lüks düşkünlüğü, hatta bunun bir hırsa dönüşmesi, doğayı katlediyor, dengesini bozuyor, felaketlere kapı açıyor. Bu akıl almaz doğa katliamının önüne geçmek lazım ama olmuyor…
Dere yataklarının üzerine yapılan binaların kamulaştırılıp yıkılması gerektiğini yalnızca uzmanlar değil yetkililer de söylüyor. Dere yatakları ve bataklık alanlara inşa edilen binaların hem oralarda yaşayanları hem de başkalarını riske attığına dikkat çekiliyor. Barajlar ve göletlerin, uzun yıllardan beridir ıslah edilmediği için su tutmaz hale geldikleri vurgulanıyor. Bazı derelerin yatağının bozulduğu, direkt şehir ve köy içlerine aktığı tespiti yapılıyor. Yağmur sularının denize akıp gitmemesi ve yeraltı kaynaklarına kazandırılması için projeler üretilmesi gerektiği dile getiriliyor…
Evet tüm bu tespit ve öneriler söyleniyor ama yalnızca söyleniyor, ortada bir icraat, bir sonuç yok. Ancak da mağdur olanlara “zararınız karşılanacak” deniyor. Mesele, zararı karşılamak değil, bunların olmasını engellemektir.
Yönetenler bu sorunları çözmeye niyetli değil, bunu anladık da vatandaşlar neden ısrarla çözüm talep etmiyor, neden sesini çıkarmıyor, neden ülke yöneticilerine dişini göstermiyor?
Ey ahali, bıkmadınız mı her sorun yaşandığında aynı şeyleri konuşup durmaya ve sonra da unutmaya? Kendi yaşadığı sorunlarla ilgilenmeyen ve hükümet edenleri bu konuda iş yapmaya zorlamayanlara, kaderine razı bir tavır sergileyenlere yaşadığı her sorun müstahaktır. Sizi mağdur eden ülke yöneticilerinin yakasına yapışmayacaksanız, ağlamayın lütfen…
- DP ve YDP gerçekten karşıysa iki seçim bir arada yapılamaz…
- GAZETECİLERE HAPİS ÖNGÖREN YASAL DÜZENLEMEDE ISRAR ETMEK BİR MEYDAN OKUMADIR
- Şeytanın bile aklına gelmeyecek kötülükleri yapıyorlar bize…
- Herkese yalan söylemek, kandırmak marifet midir?
- İşlenmeyen cezayı bile affeden yasa tasarısı şimdilik geri çekildi…
- BU KADARI GERÇEKTEN FAZLA
- Tıpta uzmanlık eğitimi hafife alınacak bir iş değil
- Siz sorunlarla cebelleşirken, onlar “tarih yazdık” diyebiliyor…
- Rüşvet aşırı arttı ve ‘’Yeter Artık’’ dedirtti
- 20 gün önceki akaryakıt zammına yönelik tepkileri dikkate almadılar…
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































