Advertisement

Advertisement

Hak etmediğini partizanca elde etme hastalığı…

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
10/09/2025


Ali Baturay Ali Baturay


 

    Siyasetin büyük bir kesim tarafından “menfaat” olarak algılandığı bir ülkede yaşıyoruz.

    Menfaat dedikse, sakın bunu toplumsal menfaat olarak algılamayın, bu ülkede çok sayıda insan için siyaset maalesef “kişisel çıkar sağlayan” olarak görülüyor.

    Onlara göre, siyasetçi hep bir şeyler verendir ama neyi veriyor? Tabii ki devlet olanaklarını… Ancak herkese değil, torpilli olanlara, partili olanlara veya partiye çekmek istediklerine…

    Hak edip etmediğine bakmaksızın, sınava tabi tutmaksızın, fırsat eşitliği ilkesine uymaksızın devlet olanaklarını peşkeş çekme…

    Kriter bir partiye veya bir siyasiye yakın durmak, yani torpilli olmaktır…

    Büyük bir şımartılmış ve avantaya alıştırılmış kesim vardır bu ülkede, bunlar sürekli haksız yere hak talep ederler, aldıkları da yetmez daha fazlasını isterler.

    Partinin neferi, siyasetçinin uşağıdırlar, ne denirse yaparlar ama günü geldiğinde de hakkını isterler.

    İstedikleri olmayınca “sizi oraya biz getirdik” derler öfkeyle, köy örgütlerini harekete geçirirler, göz dağı verirler… Aldıkları sürece uyumludurlar ama alamadıklarında öfkelenir, agresif olurlar, istifa hep ceplerindedir.

     Gerçi yıllardır öyle bir iktidar göremedik ama velev ki iktidar tüm toplumu ilgilendirecek, toplumsal fayda sağlayacak bir sürü iş yaptı. İnanın bunları görmezler, toplumsal fayda onları ilgilendirmez.

     Yöneticisi, bir kenti veya bir ülkeyi başarılı yönetse de o yöneticiyi onların gözü görmez, onlar “ne menfaat edebilirim” peşindedir.

     Acı ama gerçek olan bu… Şımartılmış, menfaate, hazırcılığa, torpile, kollanmaya alıştırılmış bir kitle ve bu kitleyle beslenen bir siyasi yapı var.

     Devlet olanaklarını dağıtma kolaycılığına alıştığı için de politika üretemeyen, üretmeye çalıştığı politikalara, yapmaya çalıştığı icraata da alicengiz oyunu katan bir siyaset anlayışı…

    1974 sonrası ganimetle çok sayıda insan ihya oldu… Rüyasında görse hayra yormayacağı zenginliklere ulaşan çok sayıda insan delirdi, ne oldum delisi oldu.

    Maalesef savaş sonrası çok sayıda insan malını, mülkünü, konumunu kaybederken, çok sayıda insan da haksız yere zenginleşti. “Olan kaybetti, olmayan kazandı…”

    Belki de geleceğimizi de kaybetmemize neden olan savaş sonrası şey Rumdan bulduğumuz ganimetti. Bu ganimet birilerine yaradı belki ama bir toplumu da mahvetti. Çünkü Kuzey Kıbrıs’ta “ganimet” maalesef bir kültüre dönüştü.

     Kıbrıslı Türkleri mahveden şey işte bu ganimet kültürüdür. Ne ganimetmiş bu ganimet, yemekle bitiremediler. Bunu söyleyince kızıyorlar, “hain” bile diyorlar ama gerçek bu…

     Daha küçük ölçekli, daha dar bir örnek vereyim size; Kapalı Maraş mesela… Bu kapalı Maraş’taki ganimetle çok sayıda insan ihya oldu, zenginleşti. Soydular, soğana çevirdiler, herkes biliyor bunu ama fazlaca dile getirilmiyor.

     Başka bölgelerden, kentlerden kaynaklanan zenginlikler de var tabii ki… Paralar, altınlar, mallar, mülkler hem çalındı hem de peşkeş çekildi. Bugün bile kalanı dağıtmakla, paylaşmakla meşguldürler. Bugün Kıbrıs sorununda, mülkiyet konusunda yaşadığımız sorunlar da bundandır. Ganimet kültürünün rahatlığı ve gözleri kör etmesi sonucu yaptığımız hataların bedelini ödüyoruz…  

    Hazıra, hazır bulmaya, başkasının malını kullanmaya veya peşkeş çekmeye alıştırılmış bir toplum yaratıldı. Yıllar geçti ama bu ganimet kültüründen kurtulamadık, bizi kemirdikçe kemirdi.

    Sonra birileri çıktı ve “Sizin üretmeye ihtiyacınız yok, devlet dairelerinde, kurumlarında memur olun, işçi olun, nasıl olsa Türkiye bir şekilde parasını öder, size bakar…” dedi. (Buna tav olundu ama yıllar sonra da “Biz neden kendi ayaklarımız üzerinde duramıyoruz?” diye cevabı bilinen soruyu kendi kendimize sorup duruyoruz.)

    O gün bugündür, çok sayıda insan devlet daireleri ve kurumlarında çalışmak için birbirini yiyor. Yöntem de şu; devlet kadrolarına istihdam yap, devlet olanaklarını partizanca peşkeş çek…

    “Vatandaşlık”, “partizanca istihdam”, “kiralık araç izni”, “taksi izni”, “turistik araç izni”, “tabanca izni”, “benzin istasyonu izni”, “tasdik memuru izni”, “kırsal kesim arazisi”, “orman arazisi” ve daha neler neler… Dağıt dağıt gitsin…

     Ganimet kültüründe tüm toplumun faydasına olacak işler yapmak değil, partizanca menfaat sağlamak ön plana çıkıyor. Onlar da öyle yapıyor…

     Başbakan Ünal Üstel’in partililerine yönelik, “Kamu Hizmeti Komisyonu yazılı sınavlarını geçin, sözlü sınavda Cumhurbaşkanımızla size gereken desteği vereceğiz” diye vaatte bulunmasına aslında şaşırmamak lazım. Çünkü misyonları böyle, varoluş nedenleri bu; menfaat dağıtmak ve gerektiğinde bunun üzerinden hayal de satmak…

     Çağdaş bir ülkede böyle bir itiraf videosu ortaya çıksa, bu sözleri söyleyen kişi istifa etmek zorunda kalırdı. Çünkü o sözler “sınava müdahale edilecek, sözlü sınavda partililere kıyak çekilecek” anlamına geliyor. “Hak eden değil de bizim müdahale edeceğimiz kişiler sınavı kazanacak” manası çıkıyor buradan.

    Ha gerçekten de Kamu Hizmeti Komisyonu’nda böyle şeyler olmayabilir ama olmasa bile, Kamu Hizmeti Komisyonu üzerinden hayal satmak, hayal partizanlığı yapmak da skandaldır. Gerçekten sınava müdahale edilirse skandal olur da gençleri kandırmak, olmayacak şeyin sözünü vermek skandal olmaz mı?

     Tabii Başbakanın “Bu sözleri gençlerin moralini yüksek tutmak için söyledim” demesi, tam da “özrü kabahatinden büyük” halidir. Bir de “sözlerim çarpıtıldı” demez mi?

      Çarpıtılma falan yoktur, siz ne söylediğinizin farkında mısınız? Ağzınızdan çıkanı kulağınız duyuyor mu ki, “sözlerim çarpıtıldı” diyorsunuz? Devleti yöneten kişi, yanlış anlaşılmayacak şeyler söylemelidir… “Gençlerimize ve gençlerimizin emeğine sahip çıktığınızı” söylüyorsunuz. Halbuki bu ülkeyi yaşanmaz hale getirdiğiniz için yurt dışında eğitim gören gençlerimiz ülkesine dönmüyor, ülkedekiler kaçıyor.

      Peki tüm bu olup bitene toplumdan neden daha büyük tepki gelmiyor? Çünkü çok sayıda insan menfaat düzenine alıştırıldı bir kere, ganimet kültürü nesilden nesle sirayet eden çaresiz bir hastalık sanki… Sanırım bunu bozmak, menfaat dağlarını yıkmak için de çok çaba sarf etmek gerekecek…

 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Ali Baturay, haber, kıbrıs
MANŞETLER

HK Ali Baturay

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.