Advertisement

Advertisement

Sırayla bir Rum tarafı, bir Türk tarafı mı tutuklama yapacak?

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
05/08/2025


Ali Baturay Ali Baturay


Güzel adamızda gerginlik hiç bitmedi, bitmesine izin vermiyorlar, bitmesini istemeyenler var çünkü…

   Her şeyin düzgün gitmesi, iki toplumun huzurlu yaşaması, bazılarını rahatsız ediyor, illaki nifak tohumları ekilecek.

   Bu nifak tohumları ekildi de ne oldu ki? Her zaman kaybeden halklar oldu ancak yine de bundan ders çıkarılmadı. Gerginlikten besleniliyor maalesef…

   Kıbrıs sorununun en zor bacaklarından olan mülkiyet meselesi, yine Kıbrıs’ı gerdi.

   Kıbrıs sorunu çözülmeden mülkiyet sorununu tam olarak çözmenin mümkün olmadığı aşikâr.

   Rum Lider Nikos Hristodulidis, Kıbrıs Türk tarafının bazı hatalarından da istifade ederek mülkiyet meselesini Rum tarafı lehine, kendince bir silaha dönüştürdü.

   Yasalarda değişikliğe gitti, mülkiyetle ilgili tutuklamalar başladı. Kuzey Kıbrıs’ta Rum malı araziler üzerine inşaat yapanlar suçlu ilan edildi.  

   Çözüm, barış düşmanı Hristodulidis, Türk tarafının iki devletli çözüm tezinin arkasına saklanıp, çözümcüymüş gibi davranıyor.

    Aslında Hristodulidis’in takiye yaptığını, gerçek niyetinin ne olduğunu bilmeyen yok… Tam bir kuzu postu giymiş kurttur Hristodulidis…

    Rum lider aslında bu tutuklamalarla çözümü baltalıyor, gerginlik çıkarıyor ve bir şekilde Kıbrıs Türk tarafının da misilleme yapacağını ve işlerin tam kördüğüm olacağını biliyordu.

    Kuzeydeki müteahhitlerden tutuklanacaklar listesi hazırlanması, kırmızı bültenle arananlar ilan edilmesi, normal vatandaşlara varacak kadar bazı kişiler için tutuklama kararı çıkarılması, tüm bunların isteyerek medyaya sızdırılması, özellikle Yahudi asıllı KKTC vatandaşı Simon Aykut’un ısrarla tutuklu yargılanması, Kıbrıs Türk tarafını tahrik etme amaçlıdır.

    Türk tarafında inşaat sektörünün krize girmesi ve Simon Aykut’un ileri derece kanser hastası olduğu halde ısrarla Güney Kıbrıs’ta tutuklu yargılanması, KKTC Cumhurbaşkanı ile hükümetinin üzerinde “Hiçbir şer yapmıyorsunuz” baskısına neden oldu.

    Hatırlayın birkaç ay önce bazı kesimler “misilleme” çağrısı yaptı, hatta hükümetten kişiler bile üstü kapalı misilleme yapılabileceğini söyledi, imada bulundu.

    Birçok kişi, “kapılar mı kapatılacak?” diye düşünürken, öyle olmadı ama tutuklamaya karşı tutuklama yapıldı.

    Maalesef Kıbrıs Türk tarafı Hristodulidis’in oyununa geldi, tam da istediğini yaptı, iki yanlış bir doğru edermiş gibi tutuklamalar yaptı.

    Hristodulidis, yasaları da değiştirerek, hukuku siyasete alet ederken, Kıbrıs Türk tarafı dümdüz daldı, zorlama gerekçelerle tutuklama yaptı ama çok sayıda insanı ikna edemedi.

     Beş zanlıdan ikisine üç ay tutukluluk verildi, halbuki iddia edilen suçlar için bu kadar uzun süre tutukluluğa gerek yoktu. Ortada doğru dürüst delil bile yokken sırf misilleme için üç ay tutukluluk verildi.

     Diğer üç zanlı için iddia edilen suç ise tam bir skandal. Bir otomobilde beş kişi sınır kapısından kuzeye geçerken, dördü kimliklerini vermiş, birisi vermemiş. O birisinin kimlik kartını ibraz etmemesine göz yumduğu gerekçesiyle diğer dört kişi de suçlu sayıldı. Ne kadar zorlama bir suçlama bu böyle. Üstelik medyaya, “askeri yasak bölgeyi ihlal” deniliyor. Sanırsınız herhangi bir sınır noktasından, dikenli tellerin altından sürünerek geçti o tek kişi.

     Zanlılar beş kimlik kartı verdiklerini ama sınır kapısındaki memurun hata yapıp birini yazmamış olabileceğini söylüyor, kamera görüntüsü talep ediyor ama ne ilginç ki bu kişiler geçiş yaptığı sırada kameralar bozukmuş. Bu üç zanlıya da 13 gün tutukluluk veriliyor. Halbuki çok yoğun çalışan sınır kapılarındaki memurların hata yapması, yanlışlıkla bir kişiyi kaydetmemiş olması son derece doğaldır. Buradan suç çıkarmaya çalışmak zorlamadır.

     Mahkemenin hem 3 ay tutukluluk verdiği zanlılar, hem de 13 gün verdiği zanlılar

için polis delil bulmakta zorlanıyor, bulamıyor. Polis, önce tutuklayıp, sonra delil bulmaya çalışıyor. Yapmayın bunu, mahkemelerimiz neden böyle şeylere alet oluyor? Tek yıkılmayan kalemiz olarak gördüğümüz yargımız siyasete alet olmamalıdır.

     Mahkemede sıkışan polisin söylediği sözlere dikkat ettiniz mi? Hayret ettim, tam bir skandal. Polis, “4 bin mail inceleyeceğiz, yüksek ihtimalle suç çıkacak” diyor.

    Ne demek, yüksek ihtimalle suç çıkacak? Polis sihirbaz mı, büyücü mü? Kehanette mi bulunuyor? Henüz bakmadığı maillerden suç çıkacağına nasıl emin olabiliyor? Polisimiz önyargılı mı görev yapıyor? Polis böyle derse, demek ki “suç olmayan yerden bile suç yaratacaklar” şüphesi duymaz mısınız?

    Polisten mahkemede bir skandal söz daha… Zanlıların tutuklu yargılanması gerektiğini güçlendirmek için polis, “Sınırlarımızdan kaçmak çok kolaydır. Büyükbaş hayvanları bile geçiriyorlar, onları da geçirirler” diyor.

     Bu sözleri herkes söyleyebilir ama polis söylememeli. Polis, sınırlarımızdan kaçmanın çok kolay olduğunu, büyükbaş hayvan kaçakçılığı bile yapıldığını söylüyor. Biz söylesek, “kanıtla” diyecekler ama o sınırları korumakla görevli polis söylüyor bunları… Hayır söyleyemez, söylememeli. Polis askere bağlı değil mi? Yani bu polis memuru, “asker ve polis sınırları koruyamıyor mu?” diyor, bu bir itiraf mı? Kaçakçılık kolay mı yani buralarda ve o sınırları korumakla görevli olanlar işini tamam yapamıyor mu? Bu bir gafil muhbir sözü mü?

     Ya sınır kapılarında kameranın bozuk olması? Nasıl iş yapıyorsunuz? Eğer oradaki kamera arızalı olacaksa, hangisi çalışır olmalı ki?

     Bu arada polisin mahkeme salonunda, Güney Kıbrıs’ta Simon Aykut’un tutuklu olduğuna dolaylı yoldan dahi olsa gönderme yapması, bu beş Rumun tutukluluğunun misilleme olduğunu bir anlamda dile getirme midir, Hristodulidis’e mesaj mıdır?

      Çözüm düşmanı Hristodulidis başardı, ortalığı gerdi, Kuzey Kıbrıs’tan misilleme geldi. Hristodulidis, bu tutuklamalar üzerine şimdi yeni tehditler savuruyor, kuzeydeki tutuklamalardan Kıbrıslı Türklerin zararlı çıkacağını söylüyor. Daha ne kadar zararlı çıkacak, daha ne kadar kaybedecek ki Kıbrıslı Türkler, zaten hep kaybeden taraftadırlar.

    Ne olacak yani, şimdi hamle sırası Rum tarafında mı? Bir Rum tarafı, bir Türk tarafı mı tutuklama yapacak, ya da bir Rum tarafı Türk tarafının, bir Türk tarafı Rum tarafının bir şekilde canını mı yakacak?

    Bitmeyecek mi bu gerginlik deliliği? Huzur bulmayacak mı bu küçücük adacığın halkları? Barışın, çözümün, huzurun yerine suçlamayı, gerginliği, kavgayı, gürültüyü koymak delilik değil mi? Bir an önce çözüm masası kurulmalı ve bu deliliğe bir son verilmeli.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Ali Baturay, haber, kıbrıs
MANŞETLER

HK Ali Baturay

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.