Dededen kalma, küflenmiş hileli taktikler artık işe yaramıyor…
21/10/2025
Ali Baturay
Cumhurbaşkanına ve hükümete “başarısızsınız, halk sizden şikayetçi” dediğimizde tepki gösteriyorlardı. Kendilerine düşmanlık ettiğimizi, onları sırf kötülemek için böyle yaptığımızı, muhalefet olsun diye kendilerini eleştirdiğimizi iddia ediyorlardı.
Onlara göre kendileri başarılıydı, çok şey yapmışlardı… Gerçek olan şu ki asli görevlerini bile yapamayacak hale geldiler. “Yaptık” dedikleri de Türkiye Hükümeti’nin yaptığı şeylerdi. Övünebildikleri şeyler, Türkiye’nin yaptıklarıydı, sanki halk bunu görmüyormuş gibi.
Halbuki yanlış yaptıkları, yapamadıkları, fiyaskoları o kadar fazlaydı ki bunları göremiyor olmaları hayret edilecek bir durumdu.
Ağızlarından “Türkiye” sözü düşmüyor, her adımda Türkiye Hükümeti’nin yanlarında olduğunu söylüyorlardı, sahip oldukları tek argüman buydu ve bunun kendilerini kurtaracağını sanıyorlardı.
Zaten kendileri olmaktan çıkmışlardı ve zannediyorlardı ki “Biz şunu yaptık, bunu yaptık, şunu yapacağız bunu yapacağız” demekle, palavra atmakla, dayanaksız boş açıklamalarla puan kazanıyorlar ve halkı kandırıyorlar. Hayır kimse onlara inanmıyordu, bir tek onlar söylüyor, söylediklerine yine onlar inanıyordu…
Evet maalesef Cumhurbaşkanı başarısız, koalisyon hükümeti ise çok başarısızdır.
Biz söylüyoruz diye bize tepki gösteriyorlardı, Genç TV’de Mustafa Alkan’ın programında Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, kendisine yönelttiğim soruları beğenmeyerek, “Ülke siz gazeteciler nedeniyle kötü görünüyor, çünkü ülkeyi kötü gösteriyorsunuz. Sen Ali Baturay, ne zaman iyi bir şey yazdın?” diye sormuştu.
Ülke tamamdır ve biz gazeteciler kötü gösteriyoruz ha? Ülkenin bu halde olması da gazetecilerin yüzündenmiş. İyi bir şey yazmıyormuşuz. İyi bir şey vardır da yazmadık mı? Kötülüklere boğulduk, bunları nasıl yazmayalım?
Cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhurbaşkanı ve koalisyon hükümeti ittifakı çok ağır bir yenilgi aldı. Onların görmek istemediğini halk onlara sandıkta gösterdi.
Demek ki sizi eleştiren gazeteciler, muhalefet, sivil toplum örgütleri haklıydı, siz gerçekleri görmek istemiyordunuz. Ya da görüyor ama görülmesin diye çaba sarf ediyordunuz.
Bu başarısız ittifak, cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde, kusurlarını örtmek için dededen kalma, küflenmiş, değerini yitirmiş taktiklere başvurdu.
Partizanca istihdamlar yaptılar, vatandaşlık dağıttılar, kiralık araç izinleri, taksi izinleri, turistik araç izinleri, tabanca izinleri, orman arazileri, tasdik memuru izinleri dağıttılar… Üstelik 148 tasdik memuru izini mahkemeden döndü… Yani devlet kaynakları ve olanakları sonuna kadar kullanıldı.
Bu arada Sayın Cumhurbaşkanı beş yıldır hatırlamadığı sosyal yardım alan vatandaşlara, seçim öncesi 10 biner TL katkı yapılmasını sağladı. Bunun için 80 milyon küsur parayı da Türkiye’den aldılar. Kimse de bunun bir seçim rüşveti olduğunu anlamadı ha?
Türkiye’den müdahale çağırdılar, milletvekilleri, eski milletvekilleri, bakanlar, eski bakanlar, parti başkanları, sporcular, sanatçılar… Sayın Tatar’a destek vermek için ülkeye gelmedik kişi kalmadı… Sanki halkımızın aklı yok, sanki halkımız ne yapacağını bilmiyor ve birileri onlara ne yapacağını söyleyecek…
Korkutma politikasına yöneldiler, “Tufan Erhürman seçilirse devlet elden gidecek, federasyoncular ülkeyi teslim edecek, Ruma yama yapacak, İsrailliler saldıracak” gibi saçma sapan şeyler söylediler, hatta bunların bazılarını pankartlarına yansıttılar.
Yetmedi, halkı korkutmak için Türkiye havuz medyasını kullandılar. Oralarda sözde uzmanların saçma sapan, mantıksız, akıldan yoksun konuşmaları kimseyi korkutmadı ama vatandaşlarımız arasında Tatar aleyhine bir tepkiye dönüştü.
Tufan Erhürman’ı ve partisini kötüleyecekler diye çok yakın tarihteki olayları çarpıtarak anlattılar. O kadar yakın tarihi çarpıttılar ki bunlar halen insanların hafızasındaydı ve ters tepti.
Tamamen Türkiye’den ajansların hazırladığı “Atak politika” diye bir şey ortaya çıkardılar. “Atak politika” kampanyası baştan aşağıya fiyaskolarla doluydu. Kıbrıs’ı, Kıbrıs’ın dinamiklerini bilmeyen propaganda ekibi, komik bile denilemeyecek acayipliklerle, Kıbrıs’a yönelik cehaletle Tatar’a fayda değil zarar verdi.
Atak politika pankartlarına Cumhurbaşkanının yetki alanına girmeyen icraatlar yazıldı, saki ülkede parlamenter sistem yok da başkanlık sistemi varmış gibi. Üstelik bu pankartlara Sayın Ersin Tatar’ı destekleyen koalisyon hükümetinin yapmadığı, yapamadığı işleri sıraladılar. Cumhurbaşkanının pankartları “koalisyon hükümeti başarısızdır, yeteneksizdir” diye bağırıyordu adeta. O kadar da absürt bir durum.
Beş yıldır federasyonu dışlayan “iki devletli politika tezkeresini” meclise taşımayı akıl edemeyen Cumhurbaşkanı, seçime birkaç gün kala hükümetten “tezkereyi geçirmelerini” istedi. Halkı aptal yerine koyar gibiydiler. Amaç şuydu; “Bakın Türkiye’nin destek verdiği iki devletliliği, Tufan Erhürman ve partisi mecliste reddetti” deyip onları kötüleyeceklerdi. Nitekim de öyle yaptılar… Ancak hiç de centilmence olmayan bu tavırla kendi ayaklarına sıktıklarının bile farkında değildirler.
Tufan Erhürman’nın ve diğer CTP’lilerin çok eski demeçlerini hatırlatmaya koyuldular, hem de çarpıtarak, bağlamından kopararak. Amaç onları kötülemek, halkın gözünden düşürmekti ama bu da hiç işe yaramadı.
Seçim süreci boyunca Tufan Erhürman’ın ve onu destekleyenlerin sinirlerini bozmaya, kışkırtmaya çalıştılar, öfke anında ağızlarından çıkacak sözleri malzeme yapmak istediler ama kimse oyunlarına gelmedi.
Kaydı bile bulunmayan, gerçekte olmayan anket şirketinden, uyduruk anket yayınladılar. Foyaları meydana çıkınca da bu olmayan şirketi, bir anket şirketine sahiplendirmeye çalıştılar. Öte yandan, seçimden bir gece önce Türkiye’den bir anket şirketi birçok kişinin e-maillerine ve whatsapplarına uyduruk anket pompaladı. Neymiş? Ersin Bey, Tufan Bey’in önüne geçmiş yalanı uyduruldu. Bu ünlü anket şirketi seçim sonucunu görünce yaptığından utanmadı mı merak ediyorum.
Cumhurbaşkanı Tatar’ın, birçok kesimden gelen davetlere ve ısrarlara rağmen rakibi Tufan Erhürman ile bir televizyon programına çıkmaması da aleyhine oldu. Toplumda “Tatar’ın Rakibinden korktuğu, karşısında madara olmaktan çekindiği” intibaı oluştu…
En sonunda seçimden bir gece önce, seçim yasaklarının içinde Cumhurbaşkanı Tatar, CNNTürk’e konuştu, seçim yasaklarını deldi. Tarihte ilk kez bir Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı adayı yasakları deldiği için YSK tarafından polise ihbar edildi ve hakkında soruşturma başlatıldı… Tatar, bundan bile ders çıkarmadı ve oyunu kullandıktan sonra basına yaptığı açıklamada yine seçim yasakları içinde iki devletliliği ve cumhurbaşkanlığı sürecinde yaptıklarını anlattı. Yani yine yasakları deldi… Yani son güne kadar akıl almaz işler oldu.
Ersin Tatar ve onu destekleyen koalisyon hükümeti, gerçekleri çarpıtan, yalana başvuran, karşı tarafı gerçek olmayan iddialarla itibarsızlaştırmaya ve kışkırtmaya çalışan, halkı korkutma amacı taşıyan bir propagandayı benimsedi. Ne acıdır ki bu yaptıklarına kendi üyeleri, sempatizanları bile inanmadı, kendi üyeleri bile bunları kabullenmedi. Sanırım ezici bir yenilgi almaları ne kadar hatalı olduklarını anlamalarını sağlamıştır.
Tatar tarafının yanlışlarını sayarken, Erhürman tarafının tutarlı, kararlı, gerçekçi, inandırıcı seçim propagandasını ve geniş kitleleri kucaklayan, birçok kesimle yürekten ittifak kuma başarısını dikkate almıyor değilim. Onları da daha sonra geniş bir şekilde konuşacağız. Ancak özet olarak, Tufan Erhürman tarafı tüm halkı istisnasız kucaklayan tavrıyla, kışkırtmalara kulak tıkamasıyla, ülke ve dünya gerçeklerinden kopmamasıyla, yapmayı vaat ettikleri konusundaki inandırıcılığıyla zafere yürüdü. Vaat ettiği “ciddiyete” bile halk hasret kalmıştı.
Seçim sonuçlarını irdelemeye devam edeceğiz, Ehürman’ın zaferinin birçok nedeni var, mutlaka onları da konuşacağız ama şunu söyleyerek, bugün noktayı koyalım; halk, onu canından bezdiren, umutsuzluğa sürükleyen ülke yöneticilerine çok büyük bir ders verdi… Halkın üzerine çöken umutsuzluk, Tufan Erhürman’ın seçimi kazanmasıyla umuda dönüştü…
- DP ve YDP gerçekten karşıysa iki seçim bir arada yapılamaz…
- GAZETECİLERE HAPİS ÖNGÖREN YASAL DÜZENLEMEDE ISRAR ETMEK BİR MEYDAN OKUMADIR
- Şeytanın bile aklına gelmeyecek kötülükleri yapıyorlar bize…
- Herkese yalan söylemek, kandırmak marifet midir?
- İşlenmeyen cezayı bile affeden yasa tasarısı şimdilik geri çekildi…
- BU KADARI GERÇEKTEN FAZLA
- Tıpta uzmanlık eğitimi hafife alınacak bir iş değil
- Siz sorunlarla cebelleşirken, onlar “tarih yazdık” diyebiliyor…
- Sürekli bir konuşma hali var ama soruna çözüm üretme yok…
- Rüşvet aşırı arttı ve ‘’Yeter Artık’’ dedirtti
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































