Advertisement

Advertisement

“Beleş mal buldum” diye elindeki değerli malı sokağa atan zihniyet…

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
14/10/2025


Ali Baturay Ali Baturay


   Şu yapay zekâ destekli hız tespit kameraları meselesi, “ülke yönetiyorum” diyen her siyasinin aslında gerçekten yönetici olup olmadığını, bu işi ne kadar yapabildiğini anlamamızı sağlayan bir konudur…

    Ülkede bir sabit hız tespit kamera ağı vardı zaten. Kutu görünümlü olanlara daha sonra daha modern görünümlü takviyeler de yapılmıştı.

    Kameralarda bir sorun yoktu ama yönetenlerde vardı.

    Bu kameralar çalışıyor, sürat ihlali yapanları da tespit ediyordu ama çok uzun süre ceza ihbar kağıtları vatandaşlara dağıtılmadı, paralar toplanamadı.

    Bu kameraları yapacağı işten çok, toplayacağı para nedeniyle önemseyen ülke yöneticilerimiz, hükümetimiz, maalesef o çok önemsediği parayı bile toplamaktan aciz kaldı.

   Parasını toplayamasalar da bir şekilde düzgün giden bir sistem vardı.

   Ancak ansızın “yapay zekâ destekli kameralar” girdi hayatımıza.

    Neymiş? Araçların yalnızca süratini çekmeyecek, başka birçok ihlali de tespit edecekmiş…

    Vay vay vay, bir övünme, bir ballandıra ballandıra anlatma ki sormayın.

   Neler neler söylediler, bu kameraların yeteneklerini saymakla bitiremediler…

   Neymiş? Yapay zekâ destekli kameralar Türkiye’den hükümetimize hibe edilecek, ücret talep edilmeyecekmiş.

    Eeee avantaya alıştırılmış bir kere yöneticilerimiz, “beleş sirke baldan tatlıdır” diyerek gözü kapalı daldılar bu kameraların üzerine. 

     Sorunlara boğulmuş bu fakir devletin önceliği bu kameralar mıydı? Değildi tabii ki…

     Zaten kurulu bir kamera sistemi yok muydu?

     Bu kameralar tıkır tıkır çalışıyordu, değil mi?

     Beleş bir mal buldun diye, ciddi bir değeri olan elindeki malı sokağa atar mısın? Bunlar atar… Söktüler attılar…

     Sana verilen beleş malın nasıl olduğuna bakmaz, sistemine uyup uymadığını kontrol etmez, ülkenin şartlarına uyup uymadığını dikkate almaz mısın?

    Bakmadılar, kontrol etmediler, dikkate almadılar ve eskilerini şımarıkça bir tavırla söküp attılar, yapay zekâ destekli yeni kameraları yerleştirdiler.

     “Yapay zekâ destekli” ifadesini ekleyince sanki dünyaları değiştiren mucize bir alet keşfetmiş gibi bir tavra büründüler.

     Bin tane de palavra sıktılar, hikayeler anlattılar millete. Halkın kafasını karıştırdılar…  

     Peki ne oldu? Eskileri söküp attılar, yenileri de çalışmadı, arıza verdi.

     Yapay zekâ destekli denilen kameralar “hız tespit sistemine” uyumsuzluk gösterdi.

     Tespit edilen hızla, çekilen fotoğraf aynı zaman ekseninde buluşamıyor.

     Üstelik yapay zekâ destekli kameralar geceleri çekim yapamıyor.

      Hade bakalım, ne olacak şimdi? Sorunu çözmeye çalışıyorlarmış…

      Söküp atılan eski kameralar da yeniden eski yerlerine monte edilemiyor çünkü yeniden bir kalibrasyon ve montaj hizmeti gerekiyor.

      Bu kalibrasyon, montaj hizmetini yapacak ekipleri bulmak bir dert, bunun maliyetini ödemek başka bir dert.

      Bu arada bu yapay zekâ destekli kameralar çerçevesinde getirilen seyyar kameralar da elle tutulduğunda, hareket halinde sürat ölçemiyor, araca monte edilmesi gerekiyor. Araca montesi de 24 saat sürüyor…

      Yeni kameralarla ilgili bu kadar sorun yaşanırken, vatandaşa da bin tane yalan uyduruldu, bin tane palavra sıkıldı.

      Kendi hatalarını örtmek için eleştirenleri de “kamera düşmanı” ilan ettiler.

      Halbuki eleştirenler “kamera düşmanı” falan değildir. Eleştiriler, ülke yöneticilerinin mühendisliğe, bilimselliğe, plan programa inanmamasına, hesapsız kitapsız işler yapmasınaydı…

     Akıllarına eseni, yaratacağı olumsuzluklara, zararlara bakmadan yapıyorlar. Özel bir şirket yönetseler ve bu hataları yapsalar, bu zararları yaşatsalar anında kovulurlardı. Ancak mesele devlet olunca keyfilik sanki hakmış gibi davranıyorlar ve yarattıkları tüm tahribata rağmen görevde kalabiliyorlar.

     Teknik yeterliliğine, yasallığı olup olmadığına bakmaksızın, sırf hibedir diye alelacele eski kameraları sök, bunları tak ve bunlar da çalışmasın. Olacak iş mi şimdi bu? Evet kameralar çalışmıyor, bunu söylemeye de korkuyorlar…

    Ulaştırma Bakanı, uzunca bir süre halkı çelişkili açıklamalarıyla oyaladıktan sonra bu kez de Başbakan devreye girdi ve hız tespit kameralarının kısa süre içinde devreye gireceğini açıkladı.

     O kısa süre ne kadardır ve ne zaman kameralar devreye girecek, halen muammadır.

    Başbakan, olaya el atmış edasıyla ortaya çıktı; Başbakanlık, Ulaştırma Bakanlığı ve Trafik Dairesinin koordineli çalıştığını, ekim ayı başında Polis Genel Müdürlüğü’nde kullanıcı eğitimleri verileceğini, en erken zamanda ve ilk aşamada kameraların yalnızca hız denetimleri yapacağını, emniyet kemeri, yiyecek, içecek, evrak gibi denetimlerin ilerleyen süreçte değerlendirileceğini açıkladı.

     Halen hız ile fotoğrafı aynı zaman ekseninde buluşturamadılar, yani hız işini halledemediler ki diğerlerini nasıl yapsınlar.

     Başbakanın açıklaması, aslında seçim öncesi bir zaman kazanma operasyonudur, yoksa kısa sürede bir şey olduğu ya da olacağı yoktur.   

     Makine Mühendisleri Odası, Sayıştay’a yazı yazarak, söküp atılan eski kameralarla yaratılan zararın tespit edilmesi çağrısında bulundu.

    İşte böyle; hesapsız, kitapsız, keyfi, uzman katkısı almaksızın sırf caka satasınız, övünesiniz diye böyle balıklama dalarsanız kafa üstü çakılırsınız. O koltuklara oturdunuz diye en iyisini siz yaptığınızı sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz.  

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Ali Baturay
MANŞETLER

HK Ali Baturay

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.