Kara duman, ortadaki kara tablonun zehirli simgesi oldu adeta…
08/07/2025
Ali Baturay
Teknecik Elektrik Santrali’nden yine kapkara dumanlar yükseliyor.
Öyle böyle kara duman değil, en karasından, en zehirleyeninden, en öldürücü olanından…
Bir devlette insan yaşamına önem verilmediğinin en bariz örneğidir Teknecik Elektrik Santrali…
Umursamazlığın, sorumsuzluğun göstergesidir…
Uzun yıllardan beridir santralden çıkan dumanlar şikâyet konusudur ama ne duyan var ne ilgilenen. Üstelik gittikçe de durum daha kötü oluyor.
Dumanın karası koyulaştıkça koyulaşıyor, kanser saçıyor.
Bu santrali haber yapmayan gazeteci, yorumlamayan köşe yazarı kalmadı.
Defalarca gazetelere manşet oldu ama bir türlü bu sorun çözüm bulamadı.
Ülkenin çözüm bulunamayan sorunlarından birisidir Teknecik Elektrik Santrali’nin kara dumanı.
Mesele kara dumanla da kalmıyor, bölge halkının evlerine, bahçelerine kül parçacıkları yağıyor, beyaz zeminler griye, siyaha bürünüyor. Katlanılacak bir dert değil bu.
Bitmek bilmeyen, lanet olasıca bir sorun…
İnsanlar bölgedeki kanser hastalıklarını santrale bağlıyor, peki bakan, araştıran, buna kafa patlatan var mı? Yok, tabii ki yok. Kimin umurunda?
Efendim, bu santrale filtre takmak çok maliyetliymiş, çok pahalıymış bu beytambal filtre.
“Santrale filtre” ile “ülkeye yangın helikopteri almak” bu ülkede yılan hikayesine dönüştü. İkisi de çok pahalı olduğu için satın alamıyor muşuz?
Bir de “devletiz” diyorlar, elektrik santraline filtre alacak parası olmayan bir devlet düşünebiliyor musunuz? Ya da bir yangın helikopteri satın alacak parayı bulamayan bir devlet?
Acil ihtiyaç değilken milyarlarca lira değerinde dev gibi bir cumhurbaşkanlığı sarayı, dev gibi bir meclis binası ve yanlarına dev gibi bir cami yaptık…
Bunlar mıydı acil ihtiyacımız yoksa insanımızı zehirleyen santrale bir filtre mi? Hayati önemi olan yangın helikopteri mi? Ölüm saçan Girne dağ yolunun rehabilitesi mi? Okullarda konteyner sınıflara mahkûm olmamak mı?
Bu ülkenin yöneticileri şatafatı, gösterişi tercih ettiler, insan sağlığını dikkate almadılar.
Yöneticilerimiz, Türkiye Hükümeti yetkililerine bu ülkenin acil ihtiyacının ne olduğu anlatamadı.
İtibarı görkemli binalarda aradılar, insan sağlığını, insan refahını hiçe saydılar.
Güney Kıbrıs’taki santralin yanından her geçtiğimde gözüm bacasına kayar, bakarım, bizimkiyle karşılaştırırım. Güneydeki santralden çıkan duman şeffaf, neredeyse görünmüyor. Bir de bizimkine bakın.
Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’na (KIBTEK) gereken önem verilmiyor, santrale gereken yatırımlar yapılmıyor, kaliteli yakıt satın alınmıyor. Kurumdaki usulsüz ihaleler raporlara yansıdı. Ciddi bir toplumsal muhalefete rağmen imzalanan ve KIBTEK’i ikinci plana atması yetmezmiş gibi, elektrik faturalarını daha da pahalı yapan Kalecik III anlaşmasının dezavantajlarını yaşamaya devam ediyoruz. Öte yandan yine baş gösteren elektrik kesintileri vatandaşları çıldırtıyor. Yani anlayacağımız durum gittikçe daha berbat oluyor.
Bir de konuşmaya başlayınca ağızları dolu dolu, “KIBTEK’e şu kadar yatırım yaptık, bu kadar yatırım yaptık” diyorlar, övünüyorlar. Yatırım yapmış haliniz buysa, vay halimize.
Enerji politikası konusunda tam bir fiyasko var, santralden çıkan kara duman da tam bir utanç kaynağıdır. Enerji politikasıyla ilgili kara tablonun adeta zehirli bir simgesi haline geldi o kara dumanlar.
Sosyal medyada okuyorum, “Artık bunun için bir ‘dur’ demenin zamanı gelmedi mi? Göz göre göre daha ne kadar zehirleyecek bu halk?” diye soruluyor. Haklısınız, evet “dur” demenin zamanı geldi ama halk da artık tepkisini ortaya koysun, çünkü halk tepki koymayınca yönetenler bu kara tabloya rağmen başarı hikayeleri anlatıyor bizlere…
- DP ve YDP gerçekten karşıysa iki seçim bir arada yapılamaz…
- GAZETECİLERE HAPİS ÖNGÖREN YASAL DÜZENLEMEDE ISRAR ETMEK BİR MEYDAN OKUMADIR
- Şeytanın bile aklına gelmeyecek kötülükleri yapıyorlar bize…
- Herkese yalan söylemek, kandırmak marifet midir?
- İşlenmeyen cezayı bile affeden yasa tasarısı şimdilik geri çekildi…
- BU KADARI GERÇEKTEN FAZLA
- Tıpta uzmanlık eğitimi hafife alınacak bir iş değil
- Siz sorunlarla cebelleşirken, onlar “tarih yazdık” diyebiliyor…
- Sürekli bir konuşma hali var ama soruna çözüm üretme yok…
- Rüşvet aşırı arttı ve ‘’Yeter Artık’’ dedirtti
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































