Advertisement

Advertisement

Onca fiyaskonun içinden başarı öyküsü çıkarmak mümkün mü?  

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
30/09/2025


Ali Baturay Ali Baturay


 

   Aslında doğru dürüst bir başarısı olmadığı halde kendini çok başarılı ya da üstün meziyetli zannetmek bir tür hastalıktır bana göre.
   Vasat hatta vasatın da altında bir performans sergileyen ya da herkesin yapabileceği rutin bir işi yapanların, bunları çok önemli bir iş yapıyormuş gibi sunması nasıl açıklanabilir?

   Kişi bazen gerçeklikten kopar, büyüklük sanrısına kapılır ama çoğunlukla aslında yetersizliğinin farkındadır ve bunu kapatmak için sürekli olarak size çok büyük işler yaptığını söyler, imajlarla göz boyarlar. Eylemi azdır ama söylemi lafazanlığı çok büyüktür.

   İş yaşamında, örgütler içinde ya da normal günlük ilişkilerde böyle kişilere rastlamışsınızdır. Hiçbir şey yapmadan ya da çok az şey yaparak, aslında her şeyi kendisi yapıyor, çok büyük işler başarıyor gibi davranırlar. Kimisi bazen inandırır da bazılarını, kendini pazarlamayı becerir böyleleri ama er ya da geç maskeleri düşer…

    Hani derler ya “Bunu bilmeyen pahalı satın alır, bilen de kapıyı içeri sokmaz” diye, işte tam o tiplerdir bunlar.

    Maalesef ülkeyi yönetenler de kendilerini başarılı zannediyor, halkın da böyle görmesini istiyor ve bunda ısrar da ediyorlar. Sürekli olarak bir övünme halindedirler, içi boş sözlerle başarı hikayeleri anlatıyorlar.

    “Büyük işler” ya da “Başkasının yapamadığını yaptık” dedikleri meseleler zaten onların yapması gereken rutin işleridir. Asli görevleri olan işleri üstün başarı olarak sunmak ve bundan takdir beklemek onlarda bir hastalığa, bir takıntıya dönüştü. Kaldı ki yapmaları gereken birçok işi, icraatı da yapmıyorlar.  

    Aslında ülke çok kötü yönetiliyor, hatta en kötü yönetilen dönemlerden biri olduğu bile söylenebilir.

    Ülkede yaşayanların çok büyük çoğunluğu hayatından memnun değil, sorunlara çözüm üretilemiyor, kronik sorunlara çare bulunamıyor, sorunsuz bir sektör yok…

     İktidara yakın bazı kesimler kollanıyor, şımartılıyor, partizanlık had safhaya yükseldi, liyakatten yoksun atamalar yapılıyor, devlet daire ve kurumları çok sayıda liyakatsiz yönetici nedeniyle çalışamaz duruma geldi. Devlet kurumları sorunlara gömüldü, kurumları bir bir batırıyorlar ve peşkeş planı yapıyorlar.
    Usulsüzlüğü, yolsuzluğu yapanı kolluyorlar, yolsuzluklar ortaya çıkmasın diye bastırıyorlar. Sahte diplomadan yargılanan UBP Girne Kadın Kolları Başkanı’nı basından kaçırmak için sabahın köründe mahkemeye çıkarttıkları, yine sahte diploma alan milletvekilini yargıdan kaçırdıkları gibi…

    Taşınmaz Mal Komisyonu’nu ihmal etmek, çalıştıramamak başarı mı? Yoksa başarı “aşırı pahalılığa” zerre çare bulamamak, çare bulmak için çaba harcamamak mı? Çalışma yaşamında bitmek bilmez hak ihlalleri mi başarı? Birçok sorunla boğuşan okulları konteyner sınıflarla doldurmak mı? Sağlıkta bitmek bilmez ilaç eksiliği ve diğer yetersizlikler mi? Üreten kesimin kaderine terk edilmesi mi? Küçük esnafın süratle batması kepenk indirmesi mi başarı? Tetikçilerin, kiralık katillerin elini kolunu sallayıp gelmesi ve ülkede fink atması mı? Kamu kaynaklarını seçim rüşveti olarak dağıtmanız, partizanca istihdamlar, vatandaşlıklar, tabanca izinleriniz, kiralık araç izinleriniz, taksi izinleriniz, turistik araç izinleriniz, tasdik memuru izinleriniz mi? KIBTEK’e yaşattığınız sorunlar, bitmek bilmeyen elektrik kesintileri mi başarı? Trafikte durmak bilmeyen ölümleri seyretmeniz mi? Çevrenin felaket hali mi? Tarihi eserlerimizin ihmal edilmesi mi? Bazı üniversitelerin felaket durumu mu? Mesela akademisyenler süratle akademinden kaçıp, devletin açtığı sınavlara neden başvuruyor? Dekanlar, profesörler lise diploması derecesi aranan Kamu Hizmet Komisyonu sınavlarına neden katılıyor? Hiç bunlara kafa yordunuz mu? Diploma yolsuzluğunun, UBP’nin ve hükümetin içine sirayet etmesi mi başarı? Yoksa insan kaçakçılığına devletin daire ve kurumlarının adının karışması, bazı kamu görevlilerinin şaibe altında kalması mı?

    Saymakla bitmez, başarısızlıklar, usulsüzlükler, fiyaskolar… Ne hükümet başarılıdır ne de cumhurbaşkanı? Hiçbirinin somut başarısı yoktur, tam tersine yetersizlikler, başarısızlıkları çoktur. Rutin işler bile tamam yapılamıyor… Bir laf salatasıdır gidiyor, lafla peynir gemisi yürümez ve yürümedi de… Başarısızlıkların, fiyaskoların içinde başarı hikayesi yazıp anlatmak insanları aptal yerine koymak değil midir? Bunun yetmeyeceğini görünce de “müdahale çağrısı” yapmak ve sonra da hiçbir şey olmamış gibi davranmak mertlik midir, etik midir, adil bir tavır mıdır, insani midir? Müdahaleyi çağırmanız “bağımsız egemen devlet” söyleminizle bağdaşır mı? Böyle yapınca size saygı duyulacağınızı mı sanıyorsunuz? Tabii koltuğa oturmak için her şey mübahtır değil mi? Hiç umurunuzda değil. Peki kendinize saygınız var mı? Başınızı yastığa koyduğunuzda nasıl rahat uyuyabiliyorsunuz?  

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Ali Baturay, haber, kıbrıs
MANŞETLER

HK Ali Baturay

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.