Yolsuzlukların normalleştirildiği bir düzende çürüme kaçınılmazdır…
18/07/2025
Ali Baturay
Herhangi bir kurumda usulsüzlük, yolsuzluk, istismar ortaya çıktığında veya iş bilmezlikten kaynaklanan büyük zararlar olduğunda artık kimse şaşırmıyor.
Hatta bırakın şaşırmayı, aslında ortaya çıkanın buz dağının görünen kısmı olduğuna inanıyor ama tepki de koymuyorlar.
Soruşturulan, raporlarla ortaya çıkan usulsüzlükler konusunda donuk bir tepki var, yer yerinden oynamıyor, hatta tutuklamalar falan oluyor ama yine herkes her şeyi normal karşılıyor.
Usulsüzlükler, yolsuzluklar kadar bunlara karşı ciddi bir tepki ortaya konulmaması, bunların kanıksanması da tehlikeli.
Bazı makamlarda bulunan kişilerin bazı usulsüz işler yapıyor olmasını normal karşılıyor artık birçok kişi, “bal tutan parmağını yalar” zihniyetini benimsiyor.
Dahası da var; tutuklanan, mahkemeye çıkarılan kişilere hiçbir şey olmayacağını da düşünüyor insanlar.
Yapanın yanına kalacağı, yolsuzluklara karışanların bir şekilde yırtacağı inanışı var.
Bu nedenle tepkiler cılız, ülkenin sıradan olayları gibi değerlendiriliyor bu gibi olaylar.
Yolsuzluk, usulsüzlük, rüşvet ülkenin normaliymiş gibi algılanmaya başladı.
İnsanların isimlerinin usulsüzlük, yolsuzlukla ilgili raporlarda, soruşturmalarda yer alması önemsiz bir şeymiş gibi algılanıyor, hatta tutuklanması da…
Yaşanır ve biter, bir süre sonra da unutulur diye düşünülüyor ve ona göre davranılıyor.
Utanma duygusu olmayanlar için eskilerin, “Yüzünde eşek derisi var” sözü aklıma geliyor ve ne kadar çok insanın yüzünde eşek derisi olduğunu görebiliyorum.
Geçmişte birisinin adı yolsuzlukla anıldığında bunu ölümle eşdeğer görürdü insanlar ama bugün öyle değil, bugün normalleşti bunlar.
Hatta bugün temiz kalabilenler kınanacak neredeyse, evet temiz kalabilen, yolsuzluğa adı karışmayan enayi diye anılacak noktaya geldi.
Bugün birçok insan işlerini rüşvet vererek hallettiğini söylüyor ve bunu bir ülke normali olarak görüyor.
Yapanın yanına kaldığı ya da kalacağı düşüncesi haksız da değildir.
Gerçekten bu ülkede birçok kişi işlediği suçtan dolayı cezalandırılmıyor, birçok mesele pinpon topu gibi Başsavcılık ile polis arasında gidip geliyor ve gidip gelirken adeta kayboluyor. Soruşturmalar yıllar sürüyor ve bazı meseleler bastırılıyor, 10 sende sonra masaya yatırılan bir meselede çalınan para miktarı çok az gibi geliyor onlara, polisin ve savcılığın boş yere uğraştırıldığı kanısına varılıyor (ya da birilerini korumak için öyle düşünmek işlerine geliyor) ve mesele kapatılıyor…
Mahkemeler çok uzun sürüyor ve meselenin mahkemelik olmasının hiçbir anlamı kalmıyor. Bazı torpilli kişilerin kollandığı meselesi şehir efsanesi değildir. Bir kulp bulup davalar düşürülüyor. Mesela KTAMS’ın beş sene önce partizanca istihdamlarla ilgili açtığı davaya beş sene sonra, “davayı açarken usulde hata yaptınız, dava düştü” deniyor. İyi de usulse hata olduğunu söylemek için neden beş sene beklenmiş? Çünkü o davanın açılmaması isteniyordu da ondan.
“Başbakanlık Denetleme Kurulu” ve “Maliye Teftiş Kurulu”, olayların üzerine gitmiyor, iktidardaki partiler, kendi partililerini koruduğu için meseleler soruşturulmuyor. Yolsuzluk yapanlara dokunulmuyor, partizanlığın daniskası yaşanıyor ve bu iki denetleme kurulu göstermelik olmaktan öteye gidemiyor.
Gerçi bu iki kurum soruşturma yapsa ne yazar? Sayıştay rapor hazırlıyor da o raporlar dikkate alınıyor mu ki?
Tüm bunlar göz göre göre oluyor… Hakkında soruşturma olan kişiler kurumlara yönetim kurulu üyesi ya da müdür olarak bile atanabiliyor.
Kurumlardaki yolsuzluklar ortaya çıktığında, tutuklamalar olduğunda “Peee bu rakam için mi tutuklandılar, başkaları dünyaları götürüyor” diyor insanlar.
Sanki de yolsuzluk, usulsüzlük, istismar, çalınan ya da batırılan paranın miktarı ile değer buluyor ya da bulmuyor.
Halbuki yolsuzluk yolsuzluktur, ufağına büyüğüne bakılmaz, bugün ufak dediğiniz yolsuzluğu yapan, yarın çok daha büyüğünü yapacaktır zaten. Bazı ülkelerde en ufak istismarın görevden alma veya istifa nedeni olduğunu görüyoruz. Mesela oralarda, makam aracıyla çocuğunu okula bırakan bakanın sert bir şekilde eleştirilmesi ve istifa etmek zorunda kalması bize komik gibi geliyor.
Yolsuzlukların normal görüldüğü, kanıksandığı bir ülkede çürüme kaçınılmazdır ve ülkemizde de ciddi bir çürüme vardır.
Kimsenin kimseye güvenmediği ama usulsüzlüklerin normal karşılandığı, birçok kişinin de işini o usulsüz yolda hallettiği bir düzene everildik.
İnsanı ülkesinden soğutan iğrenç bir düzen… Hırsızların, yolsuzların yüzündeki eşek derisiyle, muteber insan gibi aramızda dolaşması katlanılabilecek bir şey değildir gerçekten.
Yolsuzluklara tolerans göstermemeliyiz, tepkimiz yüksek olmalı, bize unutturmak istediklerini unutmamalı, sürekli sorgulamalı, gündemde tutmalı, üzerlerinde baskı kurmalıyız… Zaten onlar halkın unutkanlığı üzerinden hareket ediyor, onların istediğini yapmamalıyız… Utanmazların yüzündeki eşek derisini çekip almalıyız…
- DP ve YDP gerçekten karşıysa iki seçim bir arada yapılamaz…
- GAZETECİLERE HAPİS ÖNGÖREN YASAL DÜZENLEMEDE ISRAR ETMEK BİR MEYDAN OKUMADIR
- Şeytanın bile aklına gelmeyecek kötülükleri yapıyorlar bize…
- Herkese yalan söylemek, kandırmak marifet midir?
- İşlenmeyen cezayı bile affeden yasa tasarısı şimdilik geri çekildi…
- BU KADARI GERÇEKTEN FAZLA
- Tıpta uzmanlık eğitimi hafife alınacak bir iş değil
- Siz sorunlarla cebelleşirken, onlar “tarih yazdık” diyebiliyor…
- Sürekli bir konuşma hali var ama soruna çözüm üretme yok…
- Rüşvet aşırı arttı ve ‘’Yeter Artık’’ dedirtti
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































