Bakanlıkların hangi partide olduğu çok mu önemli?
29/08/2013
Hasan Hastürer
KKTC kaç aydır değil kaç yıldır yanıyor. Dövizdeki son çıldırma her eve, her iş yerine ateş topu gibi düştü. Ülke yangın yeri.
Çalışanlar yıllardır maaşlarında erime yaşıyor. Verilen 100 TL’lik artışlar kaybedilen eşeğin kulağındaki kılın bulunması bile değil…
Rum tarafı battı deniyor.
Rumlar battıysa, sağlıklı bir değerlendirmeyle bakıldığı zaman bizim taraf ekonomik verilere göre yüz defa battı.
Hangi bakanlıkların hangi partide olduğu ya da kimin bakanlık koltuğuna oturacağı değil bu konulara yeni hükümetin çare bulup bulamayacağıdır önemli olan.
“ … UBP - DP hatta yanlarına TDP’yi ekleyerek oluşacak üçlü koalisyon bir seçenek mi?
Ancak kağıt üzerinde öteye geçme şansı en azından bugün için yok denecek kadar az…
Peki bu durumda geriye kalan seçenek nasıl tanımlanabilir?
‘CTP, DP’ye, DP de CTP’ye mahkum…’
Attila İlhan’ın ünlü Ben Sana Mecburum şiirinin son bölümü aklıma geldi:
‘Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin…’
… Madem ki yeniden bir seçim akıllardan geçirilmiyor, var olan seçeneklerden hangisi hayata geçirilme şansına sahipse o seçenek hayat bulacak.
Şu an için bu seçenek CTP-DP koalisyondur.
28 Temmuz akşamı sonuçlar ortaya çıktığı andan başlayarak koalisyon görüşmeleri ciddi ciddi başlatılmış olsaydı bugün yeni hükümet kurulmuş olurdu.
Özellikle CTP’nin kendi iç meseleleri ciddi kulis yapılmasını engellemiştir, kanaatindeyim.
… CTP’nin UBP ile koalisyon kurması bir olasılık mı?
Bir kez daha altını çizerek vurgu yapayım. UBP şu an için hükümet ortaklığını düşünecek halde değil.
Geriye kalan tek seçenek CTP-DP seçeneğidir.
Derinlikten yoksun bazı temaslar yapıldı.
Yapılan temaslar özellikle DP kanadı için uzlaşı adımı atmaya kolaylaştırmadan öte zora sokucu olarak nitelendi.
DP’ye yakın bazı kaynaklara göre CTP, koalisyon hükümetiyle DP’nin hükümet ortamında CTP’ye katılmasını istiyor.
Dört bakanlık verilecek.
Bakan olacak kişiler sadece Başbakan’a hesap verir olacak.
En önemlisi bakanlar göreve başlarken tarih bölümü boş istifalarını Başbakan Yorgancıoğlu’na verecek.
Eğer aktarılan bilgiler doğruysa DP kanadı, bu ön görüş yansımalarına rağmen koalisyon görüşmelerini başlamadan bitecek bir süreç olarak görmüyor.
CTP Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu’nun inisiyatif alıp kabul görecek uzlaşı formüllerini masaya getirmesi durumunda hükümetin kolayca kurulabileceği seslendiriliyor.
Anladığım kadarıyla DP, CTP’nin örgütsel yapısına saygı duymakla birlikte CTP Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu’nun parti için sıkıntıları aşarak genel başkandan öte lider olarak tavır koymasını bekliyor.”
CTP Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu’nun hükümeti kurma görevini almasının üzerinden 14 gün geçerken CTP ile DP koalisyon kurma konusunda uzlaştı.
Uzlaşı iki partinin kurultay sonrası en yetkili organı olan parti meclislerinde görüşülüp onaylandı.
Çok samimi olarak şunu sormak isterim: “Yorgancıoğlu’nun görevi almasında düne kadar geçen süreye gereksinim var mıydı?”
Soruyu sordum, kendime göre yanıtını da vereyim mi?
Hiç gerek yoktu.
Seçim sonuçlarının öncelikli mesajı CTP-DP koalisyonuydu.
UBP, seçimin hemen sonrasında hükümette olma olasılığı, aritmetiğin işareti olsa bile seçmenin ağırlıklı tepkisine uyumlu değildi.
Daha da önemlisi CTP ile DP ilk günden hükümet programında ciddi bir ayrılık içinde olmadı.
Esasa ilişkin konularda ayrılık yoksaydı yeni hükümet oluşumu için bunca gün neden harcandı?
Bu ülkenin kaderinde aynı hükümet içinde yer almayı kabul etmiş iki parti için paylaşım bu kadar önemli olmalı mıydı?
Kesinlikle olmamalıydı.
Bu süreçte bu köşede, politikaya televole kültürü ile asla yaklaşılmadığının mutlaka farkındasınız.
İnternet gazeteciliğinde ciddiyet anlamında en iddialı olanlar bile dedikodu yapmayı, başlıkları o dedikodulara göre atmayı tercih etti.
Böyle olunca o haber siteleri bilgiye dayalı habercilik yerine dedikoduların servisine öncelik verdi.
Dün akşam ekranlara taşan değerlendirmelere azıcık kulak verdim. Fark ettim ki çoğu asılsız dedikodular yorumlara malzeme olabiliyor.
CTP ve DP bakanlıkları nasıl paylaştığı önemli mi?
Hiç önemli değil.
Kimlerin bakan olacağı önemli mi?
Zerre kadar önemli değil.
Peki önemli olan nedir?
KKTC kaç aydır değil kaç yıldır yanıyor. Dövizdeki son çıldırma her eve, her işyerine ateş topu gibi düştü. Ülke yangın yeri.
Rum tarafı battı deniyor.
Rumlar battıysa, sağlıklı bir değerlendirmeyle bakıldığı zaman bizim taraf ekonomik verilere göre yüz defa battı.
Hangi bakanlıkların hangi partide olduğu ya da kimin bakanlık koltuğuna oturacağı değil bu konulara yeni hükümetin çare bulup bulamayacağıdır önemli olan.
Yazıma son noktayı 00.09’da koydum…
UBP’den nasıl bir ülke devralındığını herkes biliyor.
Vatandaşın kemerinde sıkılacak delik de kalmamıştır.
Yeni hükümete hayırlısı olsun dileklerimi aktarıyorum…
Ellerini çabuk tutsunlar, çalışandan işadamına kadar kimsenin dayanacak hali kalmamıştır.
Uzlaşı, pazarlıkla değil, samimi, toplumsal amaçlı görüşmeyle olur.
- Yirmi birinci yüzyılın köle diyarı...
- UBP’de sular, durulma yoluna girer...
- Bir kişi daha eksildik... Nurlar içinde uyu Münire öğretmen...
- Pasaport işlemi yapan Türk polisinin anımsatması...
- 'YÖDAK’ta yokluk ve sıkıntıları mazeret yapmadım…'
- Rekabet edebilirlik ve kaliteli eğitim vazgeçilmezdir
- Bizim hava yolumuza ihtiyacımız vardır…
- Zengin iş adamı karşısında, zavallı fakir devlet…
- Yerel yönetimler de rotasız…
- Vatandaşın derdi ve öncelikleri farklı olunca…
- TÜM YAZILARI için tıklayınız















































































































































