Iskartokrasi, demokrasiden önde olduğu sürece…

ads ads ads ads
14/07/2013

ads
ads
ads

Hasan Hastürer Hasan Hastürer


Aranızda narenciye paketleme evine gidenleriniz var mutlaka.

Narenciye, depo diye tanımlayacağımız bir yere boşaltılır. Paketlere konulana kadar sistem ıskarta ürünü devre dışı bırakır. En son noktada kaliteli olma özelliğine sahip ürünler paketleme kutularına yerleştirilir.
Eminim pek çok farklı üründe de sistem ıskartaları ayıklar.
Bizim ülke yönetimimizdeki sistem tam tersi çalışır.
Mevcut yapı kalitelileri dışarıda bırakıp ıskartaların bir yerlere gelmesine uygun.
Böyle olunca da her zaman için gelen gideni aratıyor.

 

 

Ulaşabilme ve yapabilme sınırlarım içinde olduğu sürece kendi işimi kendim yaparım.

 

Seçimlerle ilgili kamuoyu yoklaması yayımlama bakımında yasal süre dün doldu.

 

Bundan sonra yayımlanırsa yasalarımıza göre suçtur.

 

Yayımlanabilir mi?

 

Yüzde yüz yayımlanabilir.

 

Her seçim günü yasaları çiğneyen gazete ya da gazeteler olmuyor mu?

 

Şimdi internet ortamı var.

 

Orada kimin eli kimin cebinde belli değil.

 

Türkiye medya olanakları da cabası.

 

Anımsayın, 2009 genel seçimleri sırasında yasaklama sonrası hem seçime çok az kala, Kuzey Kıbrıs’ın “güvenilir” kamuoyu yoklaması yapan bir şirketin anket sonuçları NTV’de yayımlanmamış mıydı?

***

Her fırsatta altını çizme özenim var.

 

DEMOKRASİ KÜLTÜREL ANLAMDA BİR YAŞAM BİÇİMİ OLMADIĞI SÜRECE ALINACAK MESAFE ARPA BOYU ÖLÜ KRİTERLERİNİ AŞAMAZ.

İşte bir seçim dönemi yaşıyoruz.

Kalitesizlik diz boyunu çoktan aştı burun hizasını zorluyor.

Bizler de kalitesizlikleri nasıl kaliteli ele alabiliriz diye canımızı yiyoruz.

Gazeteciliğe 1971 yılında başladım.

O gün bugündür hiç kopmadım.

Yanılmıyorsam en az 15 yıldır da her gün yazıyorum.

Kalitesizliğin, rezilliğin, ıskartalığın parçası olmadan yazıp, konuşmak için her gün canımı yiyorum.

***

 

Bırakın partilerin bir birine belden aşağı vurmasını partilerin kendi içlerinde yaşananlar çok daha kirli.

 

Normalde ilericilerin, insan hakları savunucularının hassasiyet bekçiliği yapması gereken yaklaşım ve nitelemelerin en kötü örnekleri en ilerici geçinenler tarafında sessiz, fısıltı yaygınlığı ile gerçekleştiriliyor.

 

Onların sessiz rezilliğini teneke çalarak yazmamak için kendimi zor tutuyorum.

 

Çünkü onları rezil etmek için gürültü çıkarırsam onlara hizmet eder olmaktan korkuyorum.

***
 

Uzunca bir süredir yazılarımda iki noktaya inatla, ısrarlar, kararlılıkla vurgu yapıyorum. Bir... AHLAK... İki... KALİTE.
*               *           *
Ahlak ya da daha öz Türkçe’yle etik kan kaybederse, kansız ve zayıf düşerse orada tüm değerlerin erozyona uğraması kaçınılmaz bir yazgıdır.
Adaletsizlik, ahlaksızlığı mı, yoksa ahlaksızlık adaletsizliği mi doğurur?
Bu soruya yanıt vermek çok kolay değil.
Ancak bana göre ahlaki, etik çöküntünün olduğu yerde günlük hayatın her alanında adaletsizlik doruğa çıkar.
Yıllar önce sorumlu konumda sayılan biriyle muhatap olan birinden dinlemiştim. Kendine yapılan teklifi değerlendirirken başkalarıyla ilgili kaygılarını da dile getirince karşısındaki şöyle demiş: “Eşek olma. Devir değişti. Sen kendinden başka kimseyi düşünmeyeceksin. Sana sunulan olanakları da hiç sorgulamadan, kim ne der diye düşünmeden kabul edeceksin.”
Her fırsatta vurgu yaparım kirlilik hiçbir zaman aşağıdan yukarıya yayılma göstermez. Kirlilik yukarıdan aşağıya akar.

Son yıllarda yaşananlar bunun örneği değil mi?
*              *            *
Kalitesizliğe gelince.
Kalitesizlik, kötüden beterdir.
Kötünün bile kendi içinde bir kalite düzeyi var.
Ama kalitesiz demek pek çok açıdan olumsuzlukların toplamı demektir.
Toplam kalite hedef olmakla birlikte bizde fiili durum toplam kalitesizliği yansıtır.
Toplam kalitesizlik TOPLAM ISKARTALIK demektir.

*                  *                  *
Kuzey Kıbrıs’ta, Kıbrıs Türk toplumunda nitelikli insanlar için kısıtlı iş olanakları çok nitelikli insanlarımızın yurt dışında kalmasına neden oldu.

Yurt dışında yüksek öğrenimini tamamlayıp Kuzey Kıbrıs’a gelen gençlerimizin, rezil gerçeklerimizle karşılaştığı zaman nasıl bir psikolojik deprem geçirdiğini pek çok sayıda yaşayarak öğreniyor.

 

***
Bir dönem ülkemiz siyasal yaşamında yer alan Raşit Pertev’i tanıma fırsatı bulan kimse toplam kaliteli duruşu için bir şey söyleyemez.

Yaptığımız bir sohbet sırasında söz insan kaynaklarımıza ve kaliteye gelince Sevgili Raşit Pertev, KKTC’deki durumu bir tek sözcükler harika bir şekilde özetlemişti: “ISKARTOKRASİ.”     
Yani ıskarta olanların önde, üstte ve etkin konumda olması.
Arada istisnalar mutlaka var.
ISKARTOKRASİ tanımlamasından incinecek olanlar için bir tek yaklaşımın olur. YARASI OLAN GOCUNSUN.

*                      *                 *
Aranızda narenciye paketleme evine gidenleriniz var mutlaka.
Narenciye, depo diye tanımlayacağımız bir yere boşaltılır. Paketlere konulana kadar sistem ıskarta ürünü devre dışı bırakır. En son noktada kaliteli olma özelliğine sahip ürünler paketleme kutularına yerleştirilir.
Eminim pek çok farklı üründe de sistem ıskartaları ayıklar.
Bizim ülke yönetimimizdeki sistem tam tersi çalışır.
Mevcut yapı kalitelileri dışarıda bırakıp ıskartaların bir yerlere gelmesine uygun.
Böyle olunca da her zaman için gelen gideni aratıyor.
Yukarıdaki kalitesizlik doğal olarak hayatın her alanını olumsuz etkiler.
Buna çare bulunup, narenciye paketleme evindeki sistemi, insan kaynaklarından yararlanma bağlamında devlet politikası haline getiremediğimiz sürece her şey daha kötüye gidecek, daha iyiye asla gitmeyecek.
*             *            *
Bunlar ülkemizin acı gerçekleri. Yıllar evvel köy muhtarlarının ada genelinde sahip olduğu itibara bugünün milletvekilleri, bakanları sahip değilse, sorumlu konumda olanların durup ciddi ciddi düşünmesi gerekir.
*                      *                 *
Bunları kimsenin ruhunu karartmak için yazmıyorum...

 

Hatta bu konu, aralıklarla yazmayı görev saydığım bir konu.
Sonucu ne olursa herkes için, iş, güç, uğraşma eksik olmasın... Yeter ki sağlık olsun... Benim işim yazmak ve konuşmak... Politikacı değilim ama sonuçta yaptığım politika... Toplam kalite yerine toplam kalitesizliğin bu denli yaygın olduğu bir coğrafyada isminin önüne “Sayın” koymayı kabullenemediğiniz insanları “adam yerine” koyup değerlendirmek gerçekten ağır bir işçilik... Bir ülke düşünün insansız makam odaları insanlısından daha çok saygı yansıtıyor... Neyse boş verin bunları... Burası Yavruvatan değil bu yazdıklarım bağlamında “Küçük Türkiye”... Kendinize iyi bakın, kendinize yetecek mutluluğu üreteceğiniz minik bir “parseliniz”, dünyanız varsa Kıbrıslı vurgusuyla TAMAMDIR... Yüreğinizde sevgi, bedeninizde sağlık varsa gerisini fasa fiso görüp boş verin…

 

…Iskartokrasi, demokrasiden önde olduğu sürece gidecek daha çok yolumuz var…

Günün sözü:

Kalitesizlik kurumlaşırsa, yaşam kalitesiz olur.


14/07/2013 13:03
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: Iskartokrasi, demokrasiden önde olduğu sürece…, Hasan Hastürer
MANŞETLER

HK Hasan Hastürer

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.