Görevini yapamayan sendikacılar da eve gidecek…

ads ads ads ads
14/08/2013

ads
ads
ads

Hasan Hastürer Hasan Hastürer


Sendikalar mücadele ettiği oranda, hükümet edenler üzerinde en etkili baskı grubunu oluşturacaktır.

Bu başarıldığı zaman kötü gidiş yavaş yavaş iyiye doğru dönebilir.

Hükümet koltuğundan kim olursa olsun, dümenin istikametini toplumun örgütlü güçlerinin belirleyebileceğine yürekten inanılmalıdır.

Tam da bu nokta sendikaların yönetim kadrolarında yer alan isimlere çok büyük, çok önemli görevler düşüyor. Bu görevi yerine getirebilecek olanlar görevlerine devam edecek. Görevini yapamayan sendikacılar da eve gidecek.

 
Peki bu dönem muhalefetsiz mi olacak?
Geniş cepheli muhalefet bu dönemde bir süre zor.

Toplumsal muhalefet sivil toplum örgütleriyle, Meclis’teki muhalefetin birlikteliğiyle oluşur.

Toplumsal muhalefetin Meclis kanadı, şu an için kırık.

Geriye sokağın, sivil toplum örgütlerinin muhalefeti kaldı.

İşte bu nedenle sendikaların hiç ama hiç gecikmesiz toparlanması, mücadele bayraklarını dürmeden hatta gıcır gıcır ütülü hale getirmesi gerekir.”

Dünkü yazımdan bu bölümü öne çıkarmıştım.

***

Mücadeleyi sendikacılık sıralarında öğrendim.

Örgütlü mücadelenin olmadığı yerde hiçbir kazanım kalıcı olamaz.

Kuzey Kıbrıs’ta da örgütlü mücadele geriletildiği için tüm kazanımlar koşar adım geriye gitmektedir.

***

Tüzük ve programlarında ne yazarsa yazsın siyasal sorumluluğa talip tüm partiler liberal politikaların peşinden gitmeyi tek yol gibi görmektedir.

Emeğe saygı giderek sözde kalmıştır.

Yaygın söylemlerin etkisiyle EMEK EN YÜCE DEĞİL EN CÜCE DEĞER haline hızla getirilmiştir.

***

Çalışanın ve çalışma yıllarının ardından emekli çıkanların satın alma gücü hep geriye götürüldü.

Şu an için hiçbir politika geriye gidişi durdurup, yeniden ileriye gidişi hedeflememektedir.

Hayat pahalılığı ile maaşlar erimiyor mu?

Sadece akaryakıta yapılan zamlar dar ve sabit gelirlinin kazancına darbe vurmadı mı?

***

Bir bakıyorum, ağzını açanların çoğu hala çalışandan fedakarlık istiyor.

Daha nereye kadar fedakarlık?

Eğer fedakarlığın adı kemer sıkmaksa, kemerde sıkılacak delik kalmadı.

Kıbrıs Türk insanı aile içi dayanışmayla ayakta duruyor.

Genç kuşak anne-baba hatta nene-dede desteğiyle kımıldanabiliyor.
***

Yeni kuşağın evliliklerinin kısa ömürlü olduğu sorgulanır...

“Bu gençler evlenmeden boşanır. Nedir bu hal?” denir.

Hiç kuşkusuz bir evliliğin yürümesinde pek çok neden var.

Ya da yürümemesinin nedenleri birden fazladır.

Ailenin ekonomik anlamda yeterliliği de çok önemlidir.

Anne-baba evinde sahip olunan koşulları genç çiftler evlerinde bulamayınca, evlilik bundan mutlaka olumsuz etkileniyor.

***

Bir de giderek sayıları artan tek, hadi iki çocuklu aileler var.

Neden daha fazla çocuk sahibi olunmuyor?
Yeni kuşağın kültürel düzeyi yüksek.

Kültür yüksekliğiyle birlikte sorumluluk bilinçleri de daha iyi.

Yaşam kalitelerinin daha iyi olmasını istemelerinden daha doğal ne olabilir?

Kendilerini düşünürken çocuklarını da düşünürler.
Çocuk yetiştirmek para ister.

Kuzey Kıbrıs’ta devletin sağlık ve eğitimdeki varlığı kağıt üzerinde kalmıştır.

Sağlıkta da eğitimde de özele yöneliş ortada.
Sosyal devlet anlayışı sıfıra yakındır.

Bu durumda genç çiftler neye güvenerek çok çocuk sahibi olsun?

***

Bunlar KKTC’de acıdan öte zehir gibi gerçekleridir.

Gerçekler böyleyken hükümet edenler DENK BÜTÇE adıyla çalışanın boğazını sıkmaktadır.

Ekonomi büyütülemiyor.

Kayıt dışı ekonomiden bir kısmının kayıt altına alınmasıyla bütçenin gelirleri artar gibi olunuyor.

Ancak denk bütçe için birinci hedef çalışanların maaşlarını dondurmadan öte derin dondurucuya sokmaktır.

***
Hükümet edenlerin niyeti bu.

Peki bu niyet sahiplerine karşı çalışanların örgütlü yapıları ne yapıyor, ya da ne yapacak?

“Yeni hükümet kurulacak… Şans verilmelidir.”

Her hükümet oluşumunda, hükümeti kuran parti ya da partilerin kimliği hiç önemli değil, aynı teraneleri dinleriz.

Hükümete talip olanlar tarafını çok açık olarak belli ederek hükümet gömleğini giyecek.

Kuzey Kıbrıs’ta maaş ve ücretiyle ihya olan, köşeyi dönen bir Allah’ın kulu yoktur.

Altmış, yetmiş bin çek çıkarmış.
Olabilir.
Peki bu çeklerin karşılığı olan paralar nereye gider?

Çalışanlar bir eliyle alır, aldığı para avucunda ısınmadan öteki eliyle borç ya da taksit olarak çarşıdan birilerine ya da bankalara gidiyor.

Gerçek budur.

Ancak hala lokması küçülsün diye hedef seçilen çalışanlardır, emeklilerdir.

Hükümet edecek olanların niyeti budur?
Özellikle CTP açısında bu niyet değiştirilebilir mi?
Bence değiştirilebilir.

Değişim adına yaşananlar ne olursa olsun, CTP, Kıbrıslı Türklere, Kıbrıslı Türk emekçi kesimlerine sırtı dönük siyaset yapamaz.

Bunu CTP’de herkes bilir.

Bütün mesele sendikaların uyanık olması, ayakta olması, mücadele bayrağını elinden bırakmamasıdır.

Sendikalar mücadele ettiği oranda, hükümet edenler üzerinde en etkili baskı grubunu oluşturacaktır.

Bu başarıldığı zaman kötü gidiş yavaş yavaş iyiye doğru dönebilir.

Hükümet koltuğundan kim olursa olsun, dümenin istikametini toplumun örgütlü güçlerinin belirleyebileceğine yürekten inanılmalıdır.

Tam da bu nokta sendikaların yönetim kadrolarında yer alan isimlere çok büyük, çok önemli görevler düşüyor. Bu görevi yerine getirebilecek olanlar görevlerine devam edecek. Görevini yapamayan sendikacılar da eve gidecek.

Bu ülkenin kronik hastalıklarındandır.
Herkes kendi dışında değiştirme ister.

Siyaset yaşamında değişim ve değiştirme gibi sendikal yaşamda değişim ve değiştirme olmalı.

Hayatta kimse bulunmaz Hint kumaşı değildir.
Hele yapması gereken işi yapamayanlar hiç değildir.
 
Günün sözü:
İş yapmadan bir koltukta oturan, koltuğu yıpratır.
 
 

14/08/2013 10:22
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: Görevini yapamayan sendikacılar da eve gidecek…, Hasan Hastürer
MANŞETLER

HK Hasan Hastürer

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.