Nerede eski Lefkoşam???

ads ads ads ads
28/08/2013

ads
ads
ads

Hasan Hastürer Hasan Hastürer


Öyle bir hale geldik, Samanbahçe’deki bir daracık sokağa, bandabuliyada geleneksel ürünler satan yaşlı teyzeye ya da polis sokağının kirletilen duvarına uzun süre bakıp eski bizim Lefkoşa’yı hayal ederek yaşamaya çalışabiliyoruz.

 

Öğretmen Koleji yıllarımızdaki rahmetli müdürümüz Reşat Ebeoğlu’nun konuşmalarını aradan geçen yaklaşık 40 yıla karşılık unutmadık. Batı hayranıydı.

Hayranlığının temelinde körü körüne bir hayranlık yoktu. Çok ilginç saptamalar vardı. “Osmanlı, uzun yıllar kemanı müzik dünyasına sokmadı. Neymiş efendim, iman tahtasına koyup çalmak günahmış!” derdi.

Viyana’ya hayrandı. Avusturya’nın başkenti Viyana’nın temizliğini en önemlisi yeşilliğini ve çiçeklerini anlata anlata bitirmezdi.

Aradan yıllar geçti, fırsat bulup Avrupa’nın pek çok kentiyle birlikte Viyana’yı da görme fırsatı buldum. Reşat Hocamızın dediği gibi Viyana farklı bir şehirdi.

K. Kaymaklı doğumluyum. Yani Lefkoşalıyım. Doğdum doğalı Lefkoşa’da yaşıyorum. Lefkoşa’daki her türlü değişimi, kulaktan dolma değil, yaşayarak biliyorum.

Acı bir gerçek ama zaman Lefkoşa’dan hep aldı götürdü. Lefkoşa, bırakın başkent olma özelliğini, sıradan güzel bir kent bile olamadı.

 Hep gözümüz boyanmak istendi. Biraz asfalt, birkaç park, çöplerin toplanması, al sana belediye!

Nerede çağdaş yerel yönetim anlayışı, nerede bizim Lefkoşa’da yüz yüze geldiğimiz yıllar, tanıdığımız yerel yönetim.

1974 sonrası Surlariçi Lefkoşa’da en önemli çağdaş değişim, yayalaştırma çalışmaları ve kanalizasyondu. Ancak Lefkoşa hiçbir zaman bütünlüklü olarak ele alınmadı.

***

Burada çağdaş yerel yönetim nedir?

Kent yaşayanlarının yaşamlarına hangi katkıları koyar?

Kenti bütün sorunlarıyla nasıl sahiplenir, nasıl çözüm yolları bulunur?

Bugün için bunları irdeleyecek değilim.

Ancak Lefkoşalının parasıyla Lefkoşa’daki yeşil alanların daraltılıp yok edildiğini de gördük.

Yeşil alan olacak yerlere dök çakılcık ya da beton olsun bitsin.

Bunları gördüğü zaman insanın gözleri değil yüreği ağlamaz mı?

Refüjlerin çimlendirilip çiçeklendirilmesi varken, beton dökülerek taşlandırılması resmen yeşile karşı cinayet olmaz mı?

***

Lefkoşa’nın öteki kentlere göre en önemli avantajlarından biri yeşil alanların sulanmasında kullanılabilecek, uygun özellikte yeraltı su kaynaklarına sahip olmasıdır. Lefkoşa’nın kuzey bölgelerinde, K. Kaymaklı dolaylarında gözü kapalı kuyu kazın mutlaka su bulursunuz. Tankerle su taşımacılığı yapanlar içinde su temin noktası K. Kaymaklı’da olanların sayısı az değil.

***

Bazı ev sahipleri tamamen kendi araştırmalarıyla evlerinin önündeki kaldırımlara az su ile yetişebilen ağaç türleri ekip yetiştirmişlerdir. Demek ki ciddi bir çalışmayla Lefkoşa’nın birkaç yıl içinde yemyeşil olması olasıdır.

Acı ama gerçek Lefkoşa’da yerel yönetim hala çöplerin toplanması sorununu aşıp, temiz bir Lefkoşa için uğraşıyor. O noktada bile sorun var.

Lefkoşa Belediyesi sınırları içinde birkaç köprünün demir korkuluklarının yardımlarla boyatılması bile “başarılmış iş” grubundadır.

Bu sıkıntıların kaynağı ne kadar geçmişe uzanır?

Tüm suç hala giden Cemal başkanda mı?
Bunlar bir yere kadar önemlidir.

Bunlar Lefkoşa’nın aşılamayan sorunlarının yansımaları.

***

Eğitim Bakanlığı ve Kamu Hizmeti Komisyonu Başkanlığı da yapan rahmetli Ali Süha’nın güzel bir sözü vardı: “Bir kenti kent yapan meydanları ve bu meydanların düzenlenmesidir.”

Hadi hep beraber Lefkoşa’yı şöyle bir turlayalım kaç meydan, insanların uğrak yeri olacak şekilde düzenlenmiştir. En ünlü meydanımız olan Sarayönü, Atatürk Meydanı’na, insanların uğrak yeri olması için sosyal etkinlikleri ne denli monte edebildik?

Atatürk Meydanı’ndaki tarihi dikilitaşın çevresi çöplük gibidir.

Umarsızlıkla meydan meydana hiç uymayan işletmelerce işgal edildi.

* * *

Şu anki Lefkoşa, akciğersiz bir organizma gibidir.

Uluslararası kaynaklar, akıl almaz bir gecikmeyle zar zor değerlendiriliyor.

…Restore edilen hisarlar ve hisar altları hem korunmalı hem de kentin gerçek yaşayanlarıyla buluşturulmalıdır. Yıllarca pis kokularını çekip, sivrisinekleriyle uykusuz gecelerde savaş verdiğimiz Kanlıdere, temizlendikten sonra kent insanının sürekli kullanabileceği alan özelliğiyle korunup, geliştirilmelidir.

Bunları yıllardır söyleriz yazarız.

Gençlik Gücü’nden başlayıp, Çetinkaya’ya kadar gelelim. Hisarlara ve hisar altlarına bakalım.

Çağlayan Çocuk parkının durumu ortada.

Yusuf Kaptan Sahası son yatırımla iyileşti. Ancak suni çim futbol sahası tarihi dokuyla ne kadar uyumludur? Uzmanları söylesin.

Mücahitler Parkı ile Kuğulu Park, geçmişine ihanet içinde.

***

Lefkoşa, Kuzey Kıbrıs’ın başkentidir. Lefkoşa insanı nankör değildir. Kendine hizmet getireni unutmaz. Hizmeti kimin yaptığı, yapacağı da önemli değildir. Yeter ki Lefkoşa, herkesin fark edeceği ve her yerde söyleyeceği kadar, güzel, yeşil ve özellikli olsun.

***

Bunları gündem önceliği ne olursa olsun her fırsatta yazar, her fırsatta seslendiririm.

Öyle bir hale geldik, Samanbahçe’deki bir daracık sokağa, bandabuliyada geleneksel ürünler satan yaşlı teyzeye ya da polis sokağının kirletilen duvarına uzun süre bakıp eski bizim Lefkoşa’yı hayal ederek yaşamaya çalışabiliyoruz.

 
Günün sözü:
 

Karanlık olmasaydı ışığın değerini kim bilirdi?..

 

28/08/2013 11:31
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: Nerede eski Lefkoşam???, Hasan Hastürer
MANŞETLER

HK Hasan Hastürer

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.