Hükümet gözünü dört açmalı

ads ads ads ads
23/07/2013

ads
ads
ads

Hasan Hastürer Hasan Hastürer


KKTC Hükümeti, Türkiye Cumhuriyeti’nden de katkı alarak kazayı raporlaştırıyor.

Raporun içeriğiyle ilgili ilk bilgi sızıntıları da kulaklara ulaşmaya başladı.

Çeşitli duyumlar endişelerimi artırıyor.
Neden?

Özellikle AKSA’yı zorda bırakacak bulguların raporlara yansıtılmayacağı yönünde ciddi duyumlar var.

Hatta en yetkili isimlere, raporda yer almayabilir diye sözlü aktarmalardan söz ediliyor.

 
 

Kalecik’te AKSA’nın elektrik santralini yakıt aktarımı sırasında denize akan tonlarca yakıtla ilgili dünkü yazım çok ses getirdi.

Duyarlı olanlar, olayın sadece TEMİZLEMEKLE BİTMEYECEĞİNİ çok net anladı.

Yazımı okuyanlardan çeşitli görüşler aldım.

Polisin soruşturmasında yer alan bir kişi benle şunları paylaştı: “Olayın nereden kaynaklandığını anlamak için uzman olmaya bile gerek yok. Kalecik’teki felaketin nedeni çok açık… Yazınızı okudum… Polis tarafından incelemeler kapsamında 3 gün Kalecik’te çalışmalar yaptım. Durum ortada. Bence AKSA’nın büyük hatası var.”

***
Bir kez daha yineleyeyim…

Kazanın mevcut yasalarımıza göre bir cezası var.

Ancak devamı önemli.

Yaşanan bir çevre felaketidir.

Doğal yaşama ciddi zarar verilmiştir.

Asla geri gelemeyecek yaşam tahribatı olmuştur.

Doğrudan etkilenme yanında dolaylı etkilenmelerin boyutu kolay hesaplanmanın ötesindedir.

Belki giden geri gelmeyecek ama yaşananların bir kez daha yaşanmaması için caydırıcılık anlamında yüz milyon doların çok üzerinde bir tazminat çok rahat söz konusu olabilir.

***

Kuzey Kıbrıs’ta bu boyutta bir kaza ilk kez yaşanıyor.

Devlette bu konuda uzman neredeyse yok.

Savcılık müessesemizde de deniz hukuku kapsamında bu tür kazalarla ilgili uzman savcının olmama olasılığı çok yüksek.

Uzman eksikliğimiz bir yere kadar sorundur.

Gözümüzü dünyaya çevirdiğimiz zaman felaketin boyutu eksiksiz saptayacak uzman kuruluş da buluruz, yasal haklarımızı sonuna kadar hatasız savunacak hukuk bürosu, avukat da…

Yeter ki sorumlu konumda olanların niyeti ve cesareti olsun.

***

Başbakan Sibel Siber’in yaklaşımlarını okudum.

Çevreden sorumlu bakan Harmancı’nın açıklamalarını dinledim.

Yeterli buldum mu?
İyi niyetlerinden kuşkum yok.

Ancak olayın tazminat boyutunun büyüklüğü niyetin, olayın üzerine gitme aşamasında engellerle karşılaşacağı gerçeğini de görmezlikten gelemem.

***

KIBRIS Gazetesi’nde çalıştığım yıllarda bir gün Asil Nadir’le sohbet ediyorduk.

Asil Nadir, İngiltere’de yaşadıklarıyla ilgili haklı olduğuna ve haksızlığına uğradığına inanıyordu.

En önemlisi adil bir yargılama olur ve haklılığı ortaya çıkarsa ardından İngiliz Hükümeti’nin milyarlarca sterlin tazminat ödemek zorunda kalacağını seslendiriyordu.

Bulunduğum yerden Asil Nadir’i yargılayacak konumda değildim elbette.

Dahası yoğun iletişimimizden de beslenen bir, “Suçsuzsa bir an önce adalet yerini bulsun” beklentim de vardı.

Ancak çok iyi anımsarım yıllar önce o sohbetimizde Asil Nadir’e, “Haklılığınızın kanıtlanmasının ardından alabileceğiniz milyarlarca sterlinlik tazminat bu süreçte avantajının değil dezavantajınızdır. Böyle bir tazminat hakkınızın doğacağını bile bile hangi İngiliz mahkemesi sizi suçsuz ilan edebilir?” demiştim.

***

“Asil Nadir davası ile Kalecik’te yaşanan çevre felaketinin ne alakası var?” sorusu akıllara gelebilir.

Hatasız benzetme olmaz elbette…

Benzeşme noktası tazminatın büyüklüğüdür.

Konuyla ilgili azıcık bilgisi olanlar Kalecik’teki felaket nedeniyle Kıbrıs’ın en yüksek tazminatının ödeneceğini hemen söyler.

Benzer kazada İspanya’da 500 milyon dolar tazminat ödenmesi kararı alındı.

Boyut kıyaslaması bir yana bizdeki kazanın tazminat boyutu da çok rahat yüz milyon doların üzerinde olabilir.

Başta AKSA bu tazminatın tarafıdır.

AKSA ile birlikte Kaptanoğlu Tankeri’nin bağlı olduğu denizcilik şirketi ve de sigorta şirketleri.

Neden sigorta ŞİRKETLERİ..?

Çünkü hem AKSA’nın hem de geminin sigorta şirketi var mutlaka...

Tazminatın kaderi bugünlerde netleşen raporların içeriğine bağlıdır elbette…

İşte bu nedenle raporların eksiksiz ve uluslararası kabul gören bir kuruluş aracılığıyla sağlanması yaşamsal önem taşır.

***

KKTC Hükümeti, Türkiye Cumhuriyeti’nden de katkı alarak kazayı raporlaştırıyor.

Raporun içeriğiyle ilgili ilk bilgi sızıntıları da kulaklara ulaşmaya başladı.

Çeşitli duyumlar endişelerimi artırıyor.
Neden?

Özellikle AKSA’yı zorda bırakacak bulguların raporlara yansıtılmayacağı yönünde ciddi duyumlar var.

Hatta en yetkili isimlere, raporda yer almayabilir diye sözlü aktarmalardan söz ediliyor.

 
 
Günün sözü:
 

İktidar toplumsal çıkarın da bekçisi olmalı.

23/07/2013 10:04
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: Hükümet gözünü dört açmalı, Hasan Hastürer
MANŞETLER

HK Hasan Hastürer

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.