Atatürk Öğretmen Akademisi’nin geçmişini ve misyonunu bilmeyenlere sözüm yok!!!

ads ads ads ads
20/09/2013

ads
ads
ads

Hasan Hastürer Hasan Hastürer


Devlet Planlama Örgütü gibi kuruluşlar bile yokken Öğretmen Koleji’ne, olası öğrenci artışı ve emekliye çıkacak öğretmenler hesaplanarak öğrenci alınırdı.

Böyle olduğu için de mezun olanların iş garantisinde sorun olmazdı.

Bu hesaplamalarda yanılgı olursa sınırlı sayıda nitelikli geçici öğretmenle sorun halledilirdi.

Yani Öğretmen Koleji’nden mezun olan öğretmen adayları asla ortada kalmazdı.

Zamanla, siyasi hesapların da etkisiyle Atatürk Öğretmen Akademisi’ne öğrenci alımında hesap kitap unutuldu.

Ya da alınan öğrencilerin muhalif duruşu, yolu bulunarak dışarıda kalma sonucunu yarattı.

 
 

Konu “Vatan-Millet-Sakarya” ise özellikle başımızdakiler tırnak içinde “tarih profesörüdür.”

Gerçekte geçmişimizi sosyal, kültürel, toplumsal değerlerle birlikte ne kadar biliyorlar?

Bu sorunun yanıtı eğer geçer not sınırıyla birlikte değerlendirilecekse geçer not kaç kişi alır bilemem.

Ancak çok azının geçme sınırının az üzerine çıkabileceğinden de eminim.

***
Fanatizme, hayatın her alanında karşıyım.

Fanatizmin, barışçıl bir yaklaşımla olabildiğince geniş açıdan bakışa engel olacağına inanırım.

Dahası fanatizm, ortak akıl anlayışıyla konuların ele alınmasına da engeldir.

Dünün Öğretmen Koleji, bugünün Atatürk Öğretmen Akademisi’ne de fanatik bir duruşla yaklaşmayacağım.

***

Tarafsızlığı, ahlaksızlığa denk görürüm.

Gazeteciler tarafsız olmalıymış…

Bir gazeteci taraf olması gereken yerde taraf olamayacaksa ne işi var bu meslekte?

Gazeteci taraf olması gereken yerde hiç ikilem geçirmeden taraf olmalı.

Taraf olma cesaret ve kültürü yoksa da eve gidip başka çalışma tercihi için şans hamlesi yapmalı.

Hiç kuşkusuz her koşul altında objektiflik de çok önemli ve vazgeçilmez bir ilkedir.

Objektiflik ilkesi taraf olunması gereken yerde taraf olmaya asla engel değildir.

***
Bu kadar giriş yeter.
Konumuz Atatürk Öğretmen Akademisi…
Atatürk Öğretmen Akademisi’nin geçmişi 1937’ye kadar uzanır.
Neden?

Kıbrıs’ta öğretmen yetiştiren kurumsal yapılaşmanın başlangıcı o yıldır.

İngiliz sömürge döneminde öğretmen yetiştiren okul olarak Öğretmen Koleji var edildi.

***

Kıbrıs Adası’ndan sıcak gelişmeler gün geldi Öğretmen Koleji’ni Kıbrıs Türk Öğretmen Koleji yaptı.

Sonrasından da Atatürk Öğretmen Akademisi oldu. Atatürk Öğretmen Akademisi pek çok insan gibi benim gözümde de Öğretmen Koleji olarak kaldı. Bu algı kalıcılığı hiçbir şekilde okulun statüsünü geriye doğru yerinden oynatma düşüncesini beslemedi.

Öğretmen Koleji ya da bugünün Atatürk Öğretmen Akademisi, Kıbrıs Türk Toplumu’nun ilkokul öğretmen gereksinimi karşıladı.

Öğretmen Koleji, bugünkü AÖA binasına sahip olana kadar göçmen gibi değişik mekanları gezdi.

***
Ayrıcalık vurgusu şeklinde algılanmasın…

İlkokul öğretmeni yetiştiren Öğretmen Koleji ya da devamı olan Atatürk Öğretmen Akademisi’ni yüksek öğrenim için tercih edenler çağ nüfusunun üst başarı grubundaki lise mezunu gençler oldu.

Neden?

Çünkü okuldan mezun olanların işi garantiydi.

Bu güvence nedeniyle tıp fakültesi ya da başka popüler meslek sahibi olacağı bölümü kazanıp da Öğretmen Koleji’ni tercih edenler olmuştur.

Farklı nedenlerle ilkokul öğretmeni olan sınırlı sayıda öğretmen hariç ilkokul öğretmenlerimiz öğrenim süreçlerini Kıbrıs’ta tamamlayarak öğretmenlik mesleğine adım atmışlardır.

***

İlkokul öğretmenleri, Kıbrıs Türk toplumunda sendikal örgütlenmeyle muhalif duruşu sergileyen ilk meslek grubudur.

1968’de İlkokul Öğretmenler Sendikası olarak kurulan Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası, Kıbrıslı Türklerin demokratik yaşamında siyasal partilerin önünde tarihi görevler yerine getirmiştir.

1974 sonrası toplumda değer yargılarının bozulmasına rağmen ilkokul öğretmenlerinin yeni kuşakları da hem eğitimin hem de demokrasi mücadelesinin neferi olmuştur.

Bu durum siyasi erki elinde tutanları hep rahatsız etmiştir.

Bu rahatsızlık, aktif meslek icra edenler yanında öğretmen olmak için okul sıralarında bulunan öğretmen adaylarını kapsadı.

Atatürk Öğretmen Akademisi gerçek anlamda sahiplenildi mi?
Bence sahiplenilmedi.

Siyasi bulaşmalar, Atatürk Öğretmen Akademisi’ne bulaşıklık taşıdı.

***

Devlet Planlama Örgütü gibi kuruluşlar bile yokken Öğretmen Koleji’ne, olası öğrenci artışı ve emekliye çıkacak öğretmenler hesaplanarak öğrenci alınırdı.

Böyle olduğu için de mezun olanların iş garantisinde sorun olmazdı.

Bu hesaplamalarda yanılgı olursa sınırlı sayıda nitelikli geçici öğretmenle sorun halledilirdi.

Yani Öğretmen Koleji’nden mezun olan öğretmen adayları asla ortada kalmazdı.

***

Zamanla, siyasi hesapların da etkisiyle AÖA’ya öğrenci alımında hesap kitap unutuldu.

Ya da alınan öğrencilerin muhalif duruşu, yolu bulunarak dışarıda kalma sonucuyla buluşturuldu.

Geçen yıl sınavı geçip, kadrosuzluk nedeniyle dışarıda kalanlara bu yılda çelme takmak için kitabına uygun Ali Cengiz oyunları oynanmaya çalışılıyor.

İstenildiği kadar, mevzuat izahı yapılmaya çalışılsın, aklım kabul etmez.

Öğrencilere, hatta ilkokul öğretmenlerine duyulan düşmanlıkla genç öğretmen adayları daha da ötesi kurumsal yapı olarak Atatürk Öğretmen Akademisi cezalandırılıyor.

***

Şimdi bazıları, “öteki bölümlerden mezun olanların iş garantisi mi var?” sorusunu sorabilir.

İlk bakışta bu soru haklı da gelebilir.

Ancak konuya 1937’den günümüze doğru bakıldığı zaman farklılık çok kolay anlaşılır.

Yeter ki barışçıl ve Kıbrıs Türk halkının değerlerine saygı açısından bakılsın.

 
Günün sözü:
 

Anlamak istemeyene, anlatmaya çalışmak deveye hendek atlatmayı deneme benzer.

20/09/2013 12:06
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: Atatürk Öğretmen Akademisi’nin geçmişini ve misyonunu bilmeyenlere sözüm yok!!!, Hasan Hastürer
MANŞETLER

HK Hasan Hastürer

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.