Oluşacak koalisyon bir bütün olmalı

ads ads ads ads
21/08/2013

ads
ads
ads

Hasan Hastürer Hasan Hastürer


Peki bakanlar hangi kriterlere göre belirlenmeli?

Kalıcı ve uzun ömürlü bir hükümet hedeflenirken, oluşacak hükümetin gerçek anlamda teknokrat olması neden sağlanmasın?

Şu an görüşen taraflar olduğu için parti ismi vererek yazacağım.

CTP ve DP’nin doğrudan ve ulaşabilme alanı içinde gerçek teknokrat nitelikli insan kaynağı yok mu?

Elbette var.
 
 

CTP-DP koalisyon hükümeti kurma görüşmeleri dün resmen başladı.

CTP Parti Meclisi, toplumsal beklentinin ağır basan tarafına saygılı bir karar verdi.

Görüşmeler başladığına göre başarısızlıkla sonuçlanma olasılığı, başarıyla sonuçlanma olasılığından azdır.

Daha açık ifadeyle CTP ile DP’nin temel konularda ciddi ayrılığı olmadığına göre yolun sonunda anlaşmaları gerekir.

***

Bakanlıkların partilere göre düzenlenmesi yapılırken samimiyet varsa hiç sorun olmaz.

Bilerek “bakanlıklar paylaşılırken” ifadesini kullanmıyorum.

Sonuçta koalisyon hükümetine hayat verecek partiler, bakanlıkları alıp partilerine taşımayacak.

Yıllardır, koalisyon ortaklıklarında bakanlıkların, partilerin kurtarılmış bölge olmasının bedeli ödenmiştir.

Oluşacak koalisyon bir bütün olmalı.

Öyle algılanmalı.

Hükümet takım ruhuyla sahiplenme ve birlikte hareket etmeyi başarmalı.

***

Dün öğleden sonra Genç TV’den Aysu Basri Akter’in programına telefonla konuk oldum.

Soruları yanıtlarken bir kez daha anlattım.

Eğer koalisyonun küçük ortağı dört bakanlık alacaksa, daha önemli kabul edilen sekiz bakanlık, dört çift olarak eşlendirilir…

Her çiften birini alan parti, ötekinin koalisyon ortağında olacağını kabul eder.

***
Peki bakanlar hangi kriterlere göre belirlenmeli?

Kalıcı ve uzun ömürlü bir hükümet hedeflenirken, oluşacak hükümetin gerçek anlamda teknokrat olması neden sağlanmasın?

Şu an görüşen taraflar olduğu için parti ismi vererek yazacağım.

CTP ve DP’nin doğrudan ve ulaşabilme alanı içinde gerçek teknokrat nitelikli insan kaynağı yok mu?

Elbette var.
***

Bakanlar Kurulu’nda Başbakan ve Başbakan Yardımcısı, milletvekili olur, geriye kalan bakanlar, Parlamento dışından teknokrat nitelikli isimlerden belirlenirse, böyle bir tercih Anayasa’nın kuvvetler ayırımına da saygı olur.

Mevcut duruma bakarsak, ne görürüz?

Genelde Bakanlar Kurulu milletvekillerinden oluşuyor.

Böyle olunca elli milletvekilinin on biri, yasama organı üyeliği yanında kuvvetler ayırımının bir diğer ayağını yürütmenin de üyesi oluyor.

Bu durum kuvvetler ayırımına aykırıdır.

Anayasa, Başbakan’ın milletvekili olmasını emrediyor. Bu nedenle Başbakan ve ona vekalet edecek Başbakan Yardımcısı vekil olsun ama bakanlar, Meclis dışından seçilsin.

Böyle bir tercih benimsenirse milletvekilleri milletvekilliği, bakanlar ise bakanlık yapar.

Bakanların Meclis nisabına etkileri ortadan kalkar.

Dıştan bakan yapılanlar, elbette kendilerine o görevi öneren siyasi partiye karşı sorumluluk taşıyacağını bilecek.

Meclis dışından bakan atanması, atanacak isimlerin siyasi anlamda sorumluluk taşımayacağı anlamını taşımaz.

***

Seçmen baskısından uzak bakanların çok daha rahat çalışabileceğinden de kuşkum yok.

Bugüne kadar pek çok kez tanık olduk.
Neye mi?

Seçim sonrası bakan olan milletvekilinin kapısına dayanan seçmenler, sekreterin “Biraz bekleyin içeride birileri var” dediği an, “ Eğer içeride oturuyorsa benim oylarımla oturuyor. Beklemeyi kabul etmem” sözleriyle tepkisini ortaya koyuyor.

Kişisel seçim hesabı olmayanlar çok daha rahat bakanlık yapar.

Bakanlar bir sonraki seçimde aday olursa ne olacak?

Seçilmişler bakan olamayacağını bildiği gibi bakan olanlar da milletvekili adayı olmayacağını bilecek.

Bu kadar basit.
Mevcut Anayasamız bu yazdıklarımın hayata geçmesine uygun mu?
Kesinlikle uygundur.

Yeter ki siyasi erki elinde tutanlar böyle bir yaklaşım için karar verip uygulamak için adım atsın.

***

Yazımın burasında ara verdim.

Bazı işlerim vardı.

Dışarı çıktım, birkaç yere uğradım.

Yazdıklarımı o iletişim ortamlarında seslendirdim.

İş adamı bir arkadaşım, biraz da gülerek, “Sana yetki verilse dışarıdan bakan olarak kimleri önerirsin?” sorusunu sordu.

Nedenini bilmem ilk aklıma gelen isim Dimağ Çağıner oldu… Dimağ Çağıner, genç kuşaktan çok başarılı bir turizmci.

Acapulco, Çağıner ailesinin yarattıklarının en gözle görüneni.

Altı buçuk milde deniz kenarındaki bir galifi devralıp dünya ölçeklerinde büyük bir turizm değeri yarattılar.

Baba Ünal Çağıner’in yaptıkları ortada.

İçim Çağıner Kavuklu, ailenin kızı. Eli hep taşın altında oldu. Başarıda payı var…

Dimağ Çağıner, ailenin dünyaya açılımında, turizm ihracında örnek olacak başarının mimarıdır denebilir.

Kuyunun dibinde kalıp, gökyüzünü kuyunun ağzı kadar sanmadı.

Elimde yetki olsa Kıbrıs Türkü’nün turizmde yetiştirdiği, her bakımdan donanımlı Dimağ Çağıner’i Turizm Bakanı yaparım.

Lokomotif sektör olan turizmin Dimağ Çağıner’in bakanlığında gerçek lokomotif olacağından da hiç kuşkum olmaz.

Dimağ Çağıner’i örnek verirken yaklaşımımı bireye indirgemedim. Bu örneğim insan kaynağımızın varlığını somutlaştırmak için.

Turizmde dünden bugüne başarılı işler yapanlardan da danışma kurulu kurulsun… Görün bakalım nasıl işler tıkır tıkır yoluna girer…

…Yazım nereden başladı, nereye geldi?.. Sonuçta ne düşünürsek düşünelim sonunda toplumu düşünerek ayağımızı yer basmamız gerekiyor.

 
Günün sözü:
 

Geniş düşünenin seçenekleri çok ve doğru olur.

21/08/2013 10:49
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: Oluşacak koalisyon bir bütün olmalı, Hasan Hastürer
MANŞETLER

HK Hasan Hastürer

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.