Hükümet gözünü dört açtı mı???

ads ads ads ads
02/08/2013

ads
ads
ads

Hasan Hastürer Hasan Hastürer


O günden bugüne başka neler oldu?

Felaketin yaşandığı Kalecik’ten kilometrelerce uzaktaki sahillere, turistik tesislerin sahillerine denize dökülen yakıttan oluşan katran parçaları ulaştı.

Kuzey ve Güney Kıbrıs’a gelen turistler güneş banyosu değil katran banyosu yaptı.

Turistler denizi değil, denizdeki kirliliği seyredenleri seyretti.

Başka?

Sihirli ellerin dokunuşuyla konuyla ilgili kamuoyu duyarlılığı hızla aşağı kaydı. Kamuoyu duyarlılığı aşağı kayınca sorumlu konumda olanların önceliği de ötelere kaydı.

 
 

On bir önce yazılan bir yazı yeniden okurlara taşınır mı?

Eğer hatırlatmanın altının bir kez daha çizilmesi gerekiyorsa, taşınır.

Hatta bir müddet aradan sonra yine ve de yine de yayınlanır.

23 Temmuz 2013 Salı günü bu sayfada, “Hükümet gözünü dört açmalı” başlığıyla aşağıda tırnak içine aldığım yazımı okurlarla birlikte hükümetin bilgisine de aktarmıştım:

“Kalecik’te AKSA’nın elektrik santraline yakıt aktarımı sırasında denize akan tonlarca yakıtla ilgili dünkü yazım çok ses getirdi.

Duyarlı olanlar, olayın sadece TEMİZLEMEKLE BİTMEYECEĞİNİ çok net anladı.

Yazımı okuyanlardan çeşitli görüşler aldım.”

Polisin soruşturmasında yer alan bir kişi benle şunları paylaştı: “Olayın nereden kaynaklandığını anlamak için uzman olmaya bile gerek yok. Kalecik’teki felaketin nedeni çok açık... Yazınızı okudum… Polis tarafından incelemeler kapsamında 3 gün Kalecik’te çalışmalar yaptım. Durum ortada. Bence AKSA’nın büyük hatası var.”

***
Bir kez daha yineleyeyim…
Kazanın mevcut yasalarımıza göre bir cezası var.
Ancak devamı önemli.

Yaşanan bir çevre felaketidir.

Doğal yaşama ciddi zarar verilmiştir.

Asla geri gelemeyecek yaşam tahribatı olmuştur.

Doğrudan etkilenme yanında dolaylı etkilenmelerin boyutu kolay hesaplanmanın ötesindedir.

Belki giden geri gelmeyecek ama yaşananların bir kez daha yaşanmaması için caydırıcılık anlamında yüz milyon doların çok üzerinde bir tazminat çok rahat söz konusu olabilir.

***

Kuzey Kıbrıs’ta bu boyutta bir kaza ilk kez yaşanıyor.

Devlette bu konuda uzman neredeyse yok.

Savcılık müessesemizde de deniz hukuku kapsamında bu tür kazalarla ilgili uzman savcının olmama olasılığı çok yüksek.

Uzman eksikliğimiz bir yere kadar sorundur.

Gözümüzü dünyaya çevirdiğimiz zaman felaketin boyutu eksiksiz saptayacak uzman kuruluş da buluruz, yasal haklarımızı sonuna kadar hatasız savunacak hukuk bürosu, avukat da…

Yeter ki sorumlu konumda olanların niyeti ve cesareti olsun.

***
Başbakan Sibel Siber’in yaklaşımlarını okudum.

Çevreden sorumlu bakan Harmancı’nın açıklamalarını dinledim.

Yeterli buldum mu?
İyi niyetlerinden kuşkum yok.

Ancak olayın tazminat boyutunun büyüklüğü niyetin, olayın üzerine gitme aşamasında engellerle karşılaşacağı gerçeğini de görmezlikten gelemem.

***

KIBRIS Gazetesi’nde çalıştığım yıllarda bir gün Asil Nadir’le sohbet ediyorduk.

Asil Nadir, İngiltere’de yaşadıklarıyla ilgili haklı olduğuna ve haksızlığına uğradığına inanıyordu.

En önemlisi adil bir yargılama olur ve haklılığı ortaya çıkarsa ardından İngiliz Hükümeti’nin milyarlarca sterlin tazminat ödemek zorunda kalacağını seslendiriyordu.

Bulunduğum yerden Asil Nadir’i yargılayacak konumda değildim elbette.

Dahası yoğun iletişimimizden de beslenen bir, “Suçsuzsa bir an önce adalet yerini bulsun” beklentim de vardı.

Ancak çok iyi anımsarım yıllar önce o sohbetimizde Asil Nadir’e, “Haklılığınızın kanıtlanmasının ardından alabileceğiniz milyarlarca sterlinlik tazminat bu süreçte avantajının değil dezavantajınızdır. Böyle bir tazminat hakkınızın doğacağını bile bile hangi İngiliz Mahkemesi sizi suçsuz ilan edebilir?” demiştim.

***

“ Asil Nadir davası ile Kalecik’te yaşanan çevre felaketinin ne alakası var?” sorusu akıllara gelebilir.

Hatasız benzetme olmaz elbette…
Benzeşme noktası tazminatın büyüklüğüdür.

Konuyla ilgili azıcık bilgisi olanlar Kalecik’teki felaket nedeniyle Kıbrıs’ın en yüksek tazminatının ödeneceğini hemen söyler.

Benzer kazada İspanya’da 500 milyon dolar tazminat ödenmesi kararı alındı.

Boyut kıyaslaması bir yana bizdeki kazanın tazminat boyutu da çok rahat yüz milyon doların üzerinde olabilir.

Başta AKSA bu tazminatın tarafıdır.

AKSA ile birlikte Kaptanoğlu Tankeri’nin bağlı olduğu denizcilik şirketi ve de sigorta şirketleri.

Neden sigorta ŞİRKETLERİ?

Çünkü hem AKSA’nın hem de geminin sigorta şirketi var mutlaka…

Tazminatın kaderi bugünlerde netleşen raporların içeriğine bağlıdır elbette…

İşte bu nedenle raporların eksiksiz ve uluslar arası kabul gören bir kuruluş aracılığıyla sağlanması yaşamsal önem taşır.

***

KKTC Hükümeti, Türkiye Cumhuriyeti’nden de katkı alarak kazayı raporlaştırıyor.

Raporun içeriğiyle ilgili ilk bilgi sızıntıları da kulaklara ulaşmaya başladı.

Çeşitli duyumlar endişelerimi artırıyor.
Neden?

Özellikle AKSA’yı zorda bırakacak bulguların raporlara yansıtılmayacağı yönünde ciddi duyumlar var.

Hatta en yetkili isimlere, raporda yer almayabilir diye sözlü aktarmalardan söz ediliyor.”

***

O günden bugüne neler oldu?

Mersin Orta Doğu Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsü’nden gelen bilirkişi ekibi raporunu açıkladı.

 “Pembe ve siyah” renklerin raporda dengesi görülüyor.

İşte rapor haberinden kesitler:

Rapora göre kazanın olduğu ilk 1 km’de kayalarda ve kumsalda yaşayan deniz canlıları tamamen yok olduğu gözlenmiş, petrol etkisinin bentik üzerine etkisinin kısmen azalarak doğuya doğrun devam ettiği gözlenmiştir. Ayrıca raporda petrol kirliliği sadece kıyıya gelmemiş; açık denizde, deniz yüzeyinde, deniz kolonu ve deniz tabanında gözlenmiştir.

… Kirliliğin deniz suyuna etkilerinin gözlemi, Kuzey Kıbrıs ekosistemine olan etkilerinin ne kadar olduğunun ve bu etkilerin ne zamana kadar süreceğinin araştırılması önemli olup; ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü, bu konuda detaylı bir proje önerisini bakanlar kurulunda tartışılmak üzere Turizm, Çevre ve Kültür Bakanlığı’na sunmuştur.

… Bafra bölgesinde hizmet veren Kaya Artemis Hotel ve Nuh’un Gemisi Hotel’in sahillerinden alınan numuneler Devlet Laboratuvarı tahlil sonuçlarına göre temiz çıktığı görülmektedir. Ayrıca Gazimağusa bölgesindeki 10 farklı sahilden alınan numunelerin sonuçları ise Devlet Laboratuvarı’na gönderilmiş ve sonuçları beklenmektedir.”

***

O günden bugüne başka neler oldu?

Felaketin yaşandığı Kalecik’ten kilometrelerce uzaktaki sahillere, turistik tesislerin sahillerine denize dökülen yakıttan oluşan katran parçaları ulaştı. Kuzey ve Güney Kıbrıs’a gelen turistler güneş banyosu değil katran banyosu yaptı.

Turistler denizi değil, denizdeki kirliliği seyredenleri seyretti.

Başka?

Sihirli ellerin dokunuşuyla konuyla ilgili kamuoyu duyarlılığı hızla aşağı kaydı. Kamuoyu duyarlılığı aşağı kayınca sorumlu konumda olanların önceliği de ötelere kaydı.

***

Ülkemizin önemli sigortacılarından biriyle konuştum.

Dünyadaki benzer kazaları örnek gösterip, “Önemli hata yapılmaz ve takip edilirse en az yüz milyon dolarlık tazminat söz konusu olabilir” dedim.

Önce gülüp, sonra ne dedi bilir misiniz?

“Ben sana şok olacağın bir iddiada bulunayım. Tazminat ödemesi gereken tankerin sigortası ve ait olduğu şirket, tanker soruşturma nedeniyle olay yerinde tutulduğu için tazminat ister ve alırsa şaşma.”

…Yavaş hareket ve profesyonel destekten yoksun hareket edildiği için sigortacı dostumun söylediği gerçek olabilir.

O zaman da iki elimiz ihmali olanları yakasında yapışık kalır.

 
Günün sözü:
 
Felakete göz yuman, felaketin suç ortağıdır.
 

02/08/2013 12:05
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: Hükümet gözünü dört açtı mı???, Hasan Hastürer
MANŞETLER

HK Hasan Hastürer

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.