Görevini yapamayan sendikacılar da eve gidecek…
14/08/2013
Hasan Hastürer
Sendikalar mücadele ettiği oranda, hükümet edenler üzerinde en etkili baskı grubunu oluşturacaktır.
Bu başarıldığı zaman kötü gidiş yavaş yavaş iyiye doğru dönebilir.
Hükümet koltuğundan kim olursa olsun, dümenin istikametini toplumun örgütlü güçlerinin belirleyebileceğine yürekten inanılmalıdır.
Tam da bu nokta sendikaların yönetim kadrolarında yer alan isimlere çok büyük, çok önemli görevler düşüyor. Bu görevi yerine getirebilecek olanlar görevlerine devam edecek. Görevini yapamayan sendikacılar da eve gidecek.
Toplumsal muhalefet sivil toplum örgütleriyle, Meclis’teki muhalefetin birlikteliğiyle oluşur.
Geriye sokağın, sivil toplum örgütlerinin muhalefeti kaldı.
İşte bu nedenle sendikaların hiç ama hiç gecikmesiz toparlanması, mücadele bayraklarını dürmeden hatta gıcır gıcır ütülü hale getirmesi gerekir.”
Dünkü yazımdan bu bölümü öne çıkarmıştım.
Mücadeleyi sendikacılık sıralarında öğrendim.
Örgütlü mücadelenin olmadığı yerde hiçbir kazanım kalıcı olamaz.
Kuzey Kıbrıs’ta da örgütlü mücadele geriletildiği için tüm kazanımlar koşar adım geriye gitmektedir.
Tüzük ve programlarında ne yazarsa yazsın siyasal sorumluluğa talip tüm partiler liberal politikaların peşinden gitmeyi tek yol gibi görmektedir.
Yaygın söylemlerin etkisiyle EMEK EN YÜCE DEĞİL EN CÜCE DEĞER haline hızla getirilmiştir.
Çalışanın ve çalışma yıllarının ardından emekli çıkanların satın alma gücü hep geriye götürüldü.
Şu an için hiçbir politika geriye gidişi durdurup, yeniden ileriye gidişi hedeflememektedir.
Hayat pahalılığı ile maaşlar erimiyor mu?
Sadece akaryakıta yapılan zamlar dar ve sabit gelirlinin kazancına darbe vurmadı mı?
Bir bakıyorum, ağzını açanların çoğu hala çalışandan fedakarlık istiyor.
Eğer fedakarlığın adı kemer sıkmaksa, kemerde sıkılacak delik kalmadı.
Kıbrıs Türk insanı aile içi dayanışmayla ayakta duruyor.
Yeni kuşağın evliliklerinin kısa ömürlü olduğu sorgulanır...
“Bu gençler evlenmeden boşanır. Nedir bu hal?” denir.
Hiç kuşkusuz bir evliliğin yürümesinde pek çok neden var.
Ya da yürümemesinin nedenleri birden fazladır.
Ailenin ekonomik anlamda yeterliliği de çok önemlidir.
Anne-baba evinde sahip olunan koşulları genç çiftler evlerinde bulamayınca, evlilik bundan mutlaka olumsuz etkileniyor.
Bir de giderek sayıları artan tek, hadi iki çocuklu aileler var.
Kültür yüksekliğiyle birlikte sorumluluk bilinçleri de daha iyi.
Yaşam kalitelerinin daha iyi olmasını istemelerinden daha doğal ne olabilir?
Kuzey Kıbrıs’ta devletin sağlık ve eğitimdeki varlığı kağıt üzerinde kalmıştır.
Bu durumda genç çiftler neye güvenerek çok çocuk sahibi olsun?
Bunlar KKTC’de acıdan öte zehir gibi gerçekleridir.
Gerçekler böyleyken hükümet edenler DENK BÜTÇE adıyla çalışanın boğazını sıkmaktadır.
Ekonomi büyütülemiyor.
Kayıt dışı ekonomiden bir kısmının kayıt altına alınmasıyla bütçenin gelirleri artar gibi olunuyor.
Ancak denk bütçe için birinci hedef çalışanların maaşlarını dondurmadan öte derin dondurucuya sokmaktır.
Peki bu niyet sahiplerine karşı çalışanların örgütlü yapıları ne yapıyor, ya da ne yapacak?
Her hükümet oluşumunda, hükümeti kuran parti ya da partilerin kimliği hiç önemli değil, aynı teraneleri dinleriz.
Hükümete talip olanlar tarafını çok açık olarak belli ederek hükümet gömleğini giyecek.
Kuzey Kıbrıs’ta maaş ve ücretiyle ihya olan, köşeyi dönen bir Allah’ın kulu yoktur.
Çalışanlar bir eliyle alır, aldığı para avucunda ısınmadan öteki eliyle borç ya da taksit olarak çarşıdan birilerine ya da bankalara gidiyor.
Ancak hala lokması küçülsün diye hedef seçilen çalışanlardır, emeklilerdir.
Değişim adına yaşananlar ne olursa olsun, CTP, Kıbrıslı Türklere, Kıbrıslı Türk emekçi kesimlerine sırtı dönük siyaset yapamaz.
Bütün mesele sendikaların uyanık olması, ayakta olması, mücadele bayrağını elinden bırakmamasıdır.
Sendikalar mücadele ettiği oranda, hükümet edenler üzerinde en etkili baskı grubunu oluşturacaktır.
Bu başarıldığı zaman kötü gidiş yavaş yavaş iyiye doğru dönebilir.
Hükümet koltuğundan kim olursa olsun, dümenin istikametini toplumun örgütlü güçlerinin belirleyebileceğine yürekten inanılmalıdır.
Tam da bu nokta sendikaların yönetim kadrolarında yer alan isimlere çok büyük, çok önemli görevler düşüyor. Bu görevi yerine getirebilecek olanlar görevlerine devam edecek. Görevini yapamayan sendikacılar da eve gidecek.
Siyaset yaşamında değişim ve değiştirme gibi sendikal yaşamda değişim ve değiştirme olmalı.
- Yirmi birinci yüzyılın köle diyarı...
- UBP’de sular, durulma yoluna girer...
- Bir kişi daha eksildik... Nurlar içinde uyu Münire öğretmen...
- Pasaport işlemi yapan Türk polisinin anımsatması...
- 'YÖDAK’ta yokluk ve sıkıntıları mazeret yapmadım…'
- Rekabet edebilirlik ve kaliteli eğitim vazgeçilmezdir
- Bizim hava yolumuza ihtiyacımız vardır…
- Zengin iş adamı karşısında, zavallı fakir devlet…
- Yerel yönetimler de rotasız…
- Vatandaşın derdi ve öncelikleri farklı olunca…
- TÜM YAZILARI için tıklayınız
















































































































































