Güven yoksa, ortak noktada buluşma zorlaşıyor…
24/08/2013
Hasan Hastürer
Geçmiş koalisyon hükümetleri, büyük ve küçük parça hükümetlerin konfederasyonu gibi oldu hep.
Böyle olduğu içindir ki koalisyon hükümeti oluşum süreçlerinde en büyük pazarlık bakanlıkların veya etkili ekonomik kuruluşların paylaşılmasında yaşanıyor
Kıbrıs Türk çok partili siyasal yaşamıyla bağlantılı demokrasimizde ne kadar yol alındığı sorgulanabilir.
28 Temmuz seçimi ardından koalisyon görüşmeleri başladı.
Hükümeti kurma görevi CTP Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu’na verildi.
CTP önce DP ve UBP’ye hükümet oluşumunun yol haritası da diyebileceğimiz görüşlerini altı başlık altında iletti.
İki partiden alınan görüşler Parti Meclisi’nde görüşüldükten sonra koalisyon görüşmelerinin DP ile ileriye götürülmesi kararlaştırıldı.
Görüşmeler kritik aşamaya gelince ekiplere genel başkanlar, başkanlık etti.
O aşamada görüşme çok kısa sürdü.
Başkanlar anlaşamadıklarını açıkladı.
Önceki akşam CTP Parti Meclisi yeniden toplandı.
DP bakanlıkların ve dairelerini paylaşımıyla ilgili bir öneri iletti.
CTP, ilçe örgütleri de görüş alış verişine gitti.
Dün sabah da bir basın toplantısıyla yaşananlar kamuoyuyla paylaşıldı.
DP de kendi penceresinden yaşananları nasıl gördüğünü seslendirdi.
DP’nin Parti Meclisi’ni topladığını da yok saymamak gerekir.
Demokrasimiz, saydamlık, açıklık ve hesap verebilirlik bakımından ciddi anlamda mutlu oldum.
Başkan Yorgancıoğlu, sürecin siyasi değerlendirmesini yaptıktan sonra sözü Lefkoşa Milletvekili Tufan Erhürman’a verdi.
DP kanadının CTP’nin basın toplantısıyla ilgili söyleyecekleri mutlaka vardı.
Gecikme olmadan DP’nin süreçle ilgili bilgi ver görüşleri de basın toplantısıyla topluma aktarıldı. Üslup biraz daha sert olsa bile toplumla konuşulanların paylaşılması bakımından düzeyliydi.
DP’nin basın toplantısı için de, “Demokrasimiz, saydamlık, açıklık ve hesap verebilirlik bakımından ciddi anlamda mutlu oldum” ifadesini kullanırım.
DP’nin basın toplantısında ağırlıkla Yorgancıoğlu’na ya da CTP’den yükselen seslere yanıt verildi bence.
Erhürman, CTP heyetinin mensubu olarak koalisyon görüşmelerine katıldı.
CTP heyetinden görüşmelere katılmasına rağmen objektif duruşla konumunu koruduğundan hiç kuşkum yok.
Akademik birikimi nedeniyle CTP’den sorulara muhatap olduğu gibi DP’nin sorularına da muhatap olduğundan kuşkum yok.
Erhürman, politik yaşamımız için özlenen ama bir türlü sahip olunamayan politikacı örneği.
Belki çok erken ama Erhürman’ın duruşunda politikacıdan öte devlet adamı duruşu var.
Yazımın akışında bu görüşlerimi de sizlerle paylaşmak istedim.
Hükümet kurma aşamasında yapılan görüşmelerin kolay sonuçlanması beklenen mi?
Kolay sonuçlanması için geçmişten gelen bir uyum ve yakınlaşmaya gerek var.
Geçmiş koalisyon hükümetleri, büyük ve küçük parça hükümetlerin konfederasyonu gibi oldu hep.
Böyle olduğu içindir ki koalisyon hükümeti oluşum süreçlerinde en büyük pazarlık bakanlıkların veya etkili ekonomik kuruluşların paylaşılmasında yaşanıyor.
Bunun böyle olduğunu bilmeme rağmen koalisyon müzakereleri sürecinde sözcükleri seçerek kullananlar arasında yer aldım.
“Paylaşım” ifadesini kullanmak istemedim.
Ancak ortaya çıkan tabloya baktığımız zaman aynı hükümet çatısı altında yer alacak parti tarafları için bakanlıkların hangi partide olacağı çok önemli.
Halbuki, oluşacak hükümetin bir başı olmayacak mı?
O Başbakan tüm bakanlara sahip çıkmayacak mı?
Böyle olduğu zaman da hangi bakanlığın hangi partiden görevlendirilen isimle buluşturulduğunun ne önemi olabilir?
Aslında uzlaşı için masanın etrafında buluşan taraflar arasında güven yoksa, ortak noktada buluşma zorlaşıyor…
CTP-DP koalisyon görüşme sürecinde yaşananların altında yatan temel neden de budur.
Bu anlayıştan uzaklaşılmadığı sürece hangi partilerin koalisyon kuracağının hiçbir önemi olmaz.
Yılların yanlış alışkanlıklarından uzaklaşmadan tek takım ruhuyla koalisyon hükümeti kurulamaz.
Bir futbol takımı düşünün, yedisi farklı forma giysin.
Dördü kendi arasında, öteki yedisi kendi arasında oynasın. Böyle bir takımın sahadan galip gelmesi mümkün mü?
İşte bu nedenledir ki bizde koalisyon hükümetleri hep başarısız oldu.
Tek parti hükümetleri de güçlerini kötü niyetli kullanınca her türlü olasılık Kıbrıs Türkü için umutlu bekleyişten uzak algılandı.
Kişisel ve örgütsel çıkar önceliği, toplumcu düşüncenin önünde duvardır.
- Yirmi birinci yüzyılın köle diyarı...
- UBP’de sular, durulma yoluna girer...
- Bir kişi daha eksildik... Nurlar içinde uyu Münire öğretmen...
- Pasaport işlemi yapan Türk polisinin anımsatması...
- 'YÖDAK’ta yokluk ve sıkıntıları mazeret yapmadım…'
- Rekabet edebilirlik ve kaliteli eğitim vazgeçilmezdir
- Bizim hava yolumuza ihtiyacımız vardır…
- Zengin iş adamı karşısında, zavallı fakir devlet…
- Yerel yönetimler de rotasız…
- Vatandaşın derdi ve öncelikleri farklı olunca…
- TÜM YAZILARI için tıklayınız















































































































































