İki fotoğraf
20/05/2012
Başaran Düzgün
Boş zamanlarımda eski fotoğraf albümlerini karıştırmayı çok severim.
Birkaç nesil ötesine giden aile tarihi parmaklarımın ucunda canlanıp odanın içine dolar sanki.
5 santime 7 santim siyah beyaz fotoğrafla başlar geçmişe yolculuk. Ya iki kişiliktir ve kadınların mutlaka ayakta durduğu bir pozdur ya da kalabalık aile. Fotoğraf makinesinin teknolojik geriliği nedeniyle kalabalıkta ancak kendini tanır insan.
Sonra stüdyo fotoğrafları dönemi başlar. Fotoğrafın arkasına yazılan dokunaklı cümleler ve bir tarih.
Renkli fotoğrafa geçişle birlikte yaşamın içine girdi fotoğraf makineleri.
Denizde yüzerken, piknikte neşe içinde ip atlarken nişanlarda, düğünlerde mutlulukla eğlenirken.
Sonra fotoğraf kartları büyüdü.
Albüm sayfaları sığmaz oldu fotoğrafları.
Ve ardından dijital felaket geldi.
Fotoğraf albümlerinin eski büyüsü kalmadı artık.
Dijital çağ birçok şey gibi o hazzı da alıp götürdü.
Şimdi fotoğraf makinesinin dijital kartlarında hapis fotoğraflar.
Ve bir bilgisayar ekranının soğuk camından bakarlar bize.
Bilgisayar tuşlarının metalik tıkırtısında asla canlanmazlar artık. Ve odanın içine doluşmaz geçmiş.
***
1971 yılı.
Limasol.
Elimde Türk bayrağı, bayramlık kıyafetlerle mutlulukla gülümsüyorum deklanşöre. Arakada haki elbiseli mücahitler, ellerinde silahlar gösteri yapıyorlar.
Bir 23 Nisan kutlamasıydı sanırım. Tepeden tırnağa askeri gösterilerle bezenmiş o kutlamada 7 yaşında bir çocuğun ne yaptığını hatırlamıyorum. Elimizde bayraklarla yürümüştük herhalde.
Yine 1971 yılı ve Limasol.
Bu kez 19 Mayıs.
Öntaç abim ve Dr. Salih zeybek oynuyorlar. Etrafta yine askerler.
Fotoğraf albümleri 23 Nisan ve 19 Mayıs fotoğraflarıyla dolu.
Zaman geçip gidiyor ama fotoğrafa konu olan olaylar değişmiyor.
Çocuk veya gençlik bayramında militarist gösterinin bir parçasıydık her zaman.
Bizim için olduğu söylenen bayramların mutlu çocukları ya da gençleri değil.
***
Türkiye’de 19 Mayıs törenlerinin şeklini değiştirme çalışmaları ciddi bir kavgaya dönüştü.
Tanklı-toplu-uçaklı eski törenleri isteyenler ayaklandılar.
“Bayrağı kapan gelsin” kampanyaları düzenliyorlar.
Müzmin AK Parti muhalifleri “zaten Mustafa Kemal zamanında da öyleydi” gibi bir kılıf bulmaya çalışıyor yapılanlara.
19 Mayısların, 23 Nisanların ortadan kaldırılacağı korkusu yayılıyor dalga dalga.
Kazım Karabekir’in “19 Nisan 1919’da Trabzon’a Çıktım” başlıklı anılarını okuduktan sonra resmi tarih büsbütün sarsıldı.
Cumhuriyetin kuruluşundan yıllar sonra gençliğe atfedilen bir 19 Mayıs yaratması.
Kutlanılan bayramın şekli önemli değil aslında. Topla tüfekle mi olacak yoksa gençlerin coşacağı şenliklerle mi?
İttihat ve Terakki geleneğinden kalma ağır bir milliyetçilik propagandasına maruz kaldık yıllarca ve nesiller boyu.
Önemli olan bu mantığın değiştirilmesi.
Buna hazır mıyız?
Aşırı milliyetçi militarist mantığın yarattığı tabloları fotoğraf albümlerinde birer anı olarak bırakmaya…
















































































































































