Advertisement

Advertisement

Kıbrıs, kimsenin umurunda değil...

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
01/09/2013


Hasan Hastürer Hasan Hastürer


Merak ettim, “Kıbrıs senin için nedir?” diye sordum.
Yanıt çok sadeydi. “Askerliğimi yaptığı yer.”
KKTC’nin cumhurbaşkanını, başbakanını sordum.
Sözlü sınavda sorulan soruya yanıt veremeyince utanan öğrenci gibi mahcup bir tavırlar, “Bilmiyorum abi. İnan bana benim gibi çoğu bilmiyor.”
“Neden?” diye bir soru daha ekledim iletişime yanıt çok okkalı geldi bana göre:  Kıbrıs kimsenin umurunda değil ki. Umurumuzda olsa mutlaka daha çok bilgimiz olacaktı.” 
İSTANBUL- İstanbul’da hayat hiç durmaz.
Yirmi dört saat capcanlı olan büyük şehirlerin sayısı dünyada çok fazla değildir.
İstanbul’da Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi’nde insansız zaman kesiti yoktur.
***
Dün sabah 07.00’de Ercan’dan havalanırken Atlasjet’in uçağının penceresinden güne uyanmaya çalışan Kuzey Kıbrıs’ı seyrettim.
Seyrederken de, seyrettiklerimden öte nelerin aklımdan geçtiğini sordum kendi kendime...
***
Önceki akşam Londra’dan gelen kardeşimle uzunca bir sohbet yapmıştık.
O sohbette 1960’lardan bugüne Kıbrıs Türkü olarak neleri yaşadığımızı irdeledik.
Akıp giden zaman içinde elle tutulur, gözle görülür değerler bakımından hayatımızda nelerin değiştiğini samimi olarak sorguladık.
1963 sonunda olaylarla birlikte K. Kaymaklı’dan göç ettiğimi zaman beş - altı bin insanın yaşadığı K. Kaymaklı’da özel arabası olanların sayısının iki elin parmakları kadar olmadığını saptayınca kendi kendimize hayret ettik.
Evinde televizyon olanların sayısı da daha fazla değildi.
Telefonun hayatımıza girmesi bir olaydı.
1963’ten 1974’e kadar Lefkoşa’nın Rum kesiminde Baf Kapısı yakınlarındaki CYTA’ya, yani Telefon Dairesi’ne gider, karşıdan ödemeli kayıt yaptırıp konuşurduk Londra’daki aile bireylerimize.
***
Yollarımız daracık ve kaliteden yoksundu.
Lefkoşa’da açık hava hapishanesinde yaşar gibiydik.
Boğaz’a gidip Yayla Bar’da ayran içmek lüks sınıfına girerdi.
Yazın denize değil Kırnı’daki bahçe havuzunda yıkanmaya giderdik.
İşin ilginç yanı o yılları anımsadığımız zaman, “Allah o zor günleri bir daha göstermesin” demiyoruz.
Bugün sahip olduklarımız o yıllarda sahip olduklarımızdan kat kat fazla, kat kat çağdaş...
Bir zamanlar altı bin kişilik köyde on araba vardı.
Şimdi beş hane evde on araba var...
Alsancak yakınlarında çift şeritli gidiş geliş yola girdiğiniz zaman Mağusa’ya kadar gidebiliyorsunuz.
Yıllar evvel Mesarya’da doğup ölene kadar yaşayıp da denizi görmeyen insanlar çoktu.
Yurt dışına gidip gelenler parmakla gösterilirdi.
Şimdi dünyayı gezip gören, bayram tatillerini dünyanın değişik köşelerinde geçiren insanlarımız nüfusumuzun önemli bir kesimidir.
***
Bunlar aklımdan geçerken uçak Beşparmaklar’ın üzerinden geçip Akdeniz’in üzerinde uçuyordu.
Toplumun refah düzeyi için ölçü kabul edilen değerler bakımından bayağı farklılaştık.
Farklılaşmasına farklılaştık da toplumsal ve bireysel mutluluk bakımından geri viteste yolculuğumuz devam ediyor.
En yalın tanımlamayla ne sevgi kaldı ne de saygı.
Hayatın her alanında en yakın insanlar bir birlerine ağır kaçacak ancak yine de yazacağım, “kazık” atıyor.
En yakınına bile insanlar arkalarını dönmekten korkuyor.
***
Uçak İstanbul’a indi.
Atatürk Havaalanı’ndan pasaport kontrolüne yürürken 1970’lerin, 1980’leri Yeşilköy Havaalanı aklıma geldi.
Otobüs terminalini çağrıştıran ama uçakların iniş kalkış yaptığı bir alandı.
Tuvaletler pislik içindeydi ama kapısında girip çıkanlardan para alan tuvaletçiler vardı.
Türkiye, özellikle demokrasi bağlamında sıkıntılı bir ülke.
Ekonomik gelişmeye paralel demokrasisi de gelişmiş olsa dünya Türkiye’ye gerçekten parmakla gösterecek.
***
İstanbul’un nüfusunun yirmi milyon sınırında olduğu söylenir.
Bunun anlamı, Türkiye’de yaşayan ortalama her dört kişiden biri hatta biraz fazlası İstanbul’da yaşıyor.
İstanbul, pek çok Avrupa ülkesinden büyük.
Bir ucundan öteki ucuna trafik sorunu bile olmasa gitmek için bir buçuk saate ihtiyacınız olan kocaman bir şehir.
Anadolu’nun her yanından insan yaşıyor.
Bırakın Anadolu’nun her yanından insan yaşamasını ekonomide uluslararası ilişkiler, şirketlerin uluslararası evlilikleriyle birlikte İstanbul’da yetmiş iki buçuk milletten insan var.
***
Havaalanından otele giderken direksiyon başındaki şoförle konuşuyorum.
Ana- babası Karadenizli, ama kendi doğma büyüme İstanbul çocuğu...
Askerliğini de Kuzey Kıbrıs’ta Akdoğan’da yapmış.
Askerlik sonrası Kuzey Kıbrıs’a hiç gelmemiş, zaman zaman bilgisayarda uydu görüntülerinden görev yaptığı bölgeleri yakınlaştırıp izlediğini anlattı.
Merak ettim, “Kıbrıs senin için nedir?” diye sordum.
Yanıt çok sadeydi. “Askerliğimi yaptığı yer.”
KKTC’nin cumhurbaşkanını, başbakanını sordum.
Sözlü sınavda sorulan soruya yanıt veremeyince utanan öğrenci gibi mahcup bir tavırlar, “Bilmiyorum abi. İnan bana benim gibi çoğu bilmiyor”
“Neden?” diye bir soru daha ekledim iletişime yanıt çok okkalı geldi bana göre: “Kıbrıs, kimsenin umurunda değil ki. Umurumuzda olsa mutlaka daha çok bilgimiz olacaktı.”
***
İstanbul’da sokağın siyasi nabzını da tutmaya çalıştım.
Peşinen şunun altını çizeyim.
İstanbul’da herkes ekmek derdinde.
İşadamından, en vasıfsız çalışana kadar herkes kazancını sağlamak için günde en az on iki saat çalışıyor.
Adanalı bir taksici günde yirmi saat çalıştığın söyledi.
Bir tezgahtarın, sabah çalışmaya başladıktan sonra evine ancak akşamın onunda gittiği anlatıldı. Fazla mesai filan da yok. Aldığı para asgari ücret.
İş gücü bana göre hala çok ucuz.
Sendikal örgütlenme olmadığı için emek çok kolay sömürülüyor.
İstanbul’u terk edip, doğduğu topraklara geri dönmek isteyenlere sekiz yüz TL, dolayında bir yardım yapıldığını söyleyen, sözünü tamamlamadan devam etti: “Tamam abi o parayı alıp, bir kamyon tutup memleketime taşınayım. Taşınayım da orada iş yok. Türkiye bütün bölgeleri dengeli kalkınmıyor. İstanbul, Avrupa, bizim oralar geri kalmış Afrika... Bugün İstanbul’da çalışıp Anadolu’daki fakir ailesine yardım eden çok insan var.”
***
AKP’yi sorgulayıp eleştirenler yok mu?
Çok var.Ancak AKP’nin siyasi ömrünü uzatan, alternatifi boş verin rakibinin henüz ortalarda görünmemesi.
Günün sözü:
Organize olmadan büyüme, derdi de beraber büyütür. 
YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: hasan hastürer
MANŞETLER

HK Hasan Hastürer

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.