Kimin bakan olacağı değil, kimin olması gerektiğidir önemli olan...
YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
18/08/2013
Hasan Hastürer
Dün akşam sosyal medya diye tanımlanan internet ortamında bir tur attım yazımı yazmadan.
Bazıları bakanlıkları partilere dağıttı.
Bazıları daha da ileri gitti kimlerin bakan olacağını yazdı.
Okurken yüzümdeki ifadeyi kontrol ettim.
Güleyim mi, ağlayım mı?
Bilemedim.
Bildiğim bir tek şey var, toplumun her bakımdan adam olması için milyonlarca fırın ekmek bile yetmez.
CTP-BG Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu, hükümeti kurma görevi aldı.
Temaslarını sürdürüyor.
Kulaklara fısıldananlara göre CTP-BG ile DP-UG’nin koalisyon kurma olasılığı daha yüksek.
Burası Kuzey Kıbrıs, görüşmeler sonuçlanıp, Bakanlar Kurulu listesi Cumhurbaşkanı’na sunulana kadar her türlü yeni gelişme mümkün mü?
Niye mümkün olmasın...
CTP-DP yakınlaşmasının ivme kazanmasının ardından, UBP’de de “Biz de varız sesleri” yükselmeye başladı.
CTP ile İrsen Küçük’lü görüşen UBP’de Özgürgün’ün genel başkan alternatifi olarak öne çıkmasının ardından, UBP, CTP ile İrsen Küçük’süz de görüştü.
Yine de CTP-DP koalisyon olasılığı daha önde görülüyor.
***
Hükümet, topluma hizmet amacı için en önemli aracın kurumsal yapılarından biridir.
Araç, amaca döndüğü an o ortamda toplum için hizmet akışı asla mümkün değildir.
Yıllardır bizim coğrafyamızda en önemli sorunların kaynağı aracın, amaca dönüşmesidir.
Araçla amaç yer değiştirmez aslında.
Aracın amaca dönüşmesi demek, araçla- amacın birilerinin çıkarı için birleştirilmesidir.
Araçla- amacın birleşmesi hiçbir zaman toplumsal kazanım için olmaz.
***
Bu anlayış değişmediği sürece yüksek beklenti içine girmek yanlış olur.
Şu ana kadar devam eden temaslarla bağlantılı önyargı ürünü kötümserliğe hiç gerek yok.
Temkinli bir şekilde gelişmelerin somutlaşmasını bekleyip göreceğiz.
***
Kimseye tarihi bir rol biçmem.
Sıradan bir tiyatro değil ki herkese rol dağıtalım.
Aslında tiyatronun sanatsal ciddiyeti içinde her rol hak eden sanatçıya verilir.
Siyasal yaşamımız tiyatro dünyamıza sürekli konu akıtıyor.
Tiyatro sanatçılarımız da yaşanan rezillikleri, sanatsal yetenekleriyle sahneye taşırlar. Sahneye taşırken aslında yaptıkları, toplumun acı gerçeklerine ayna tutmaktır.
***
Göz kendinden başka her şeyi görür.
Bir göz kendini görmek isterse ayna karşısına geçmeli.
Siyasetimizin önde gelen isimleri kendilerini konu verdiği, konu olduğu tiyatro oyunlarının kaçını izledi?
Ya da bu tür oyunları izlemeye cesaretleri ne kadar yetti?
***
Tavuk mu yumurtadan, yoksa yumurta mı tavuktan çıktı?
Çocuklara bu soru sorulur.
Soranın da gözleri parlar yanıtı beklerken.
Çünkü geriye doğru ilk neden durağına varana kadar sırasıyla biri diğerinden çıkmaktadır.
***
Toplumun geniş kesimi ve medya için en kolay olan politikacılara yüklenmektir.
Öyle bir noktaya gelindi ki, siyasetin profesyonelleri, neredeyse genelev patronuyla kıyaslanacak.
Peki ama bu insanları takım tutar gibi tutup, yere göğe sığdırmayanlar gene bir biçimde medyada olanlar değil mi?
Hatırlayın seçime sayılı saatler kala ekranlarda, gazete köşelerinde yırtınan, “gazetecileri.”
***
Gene bet ofislerde bahis yatırıp kazanmak için bekleyenlerden farksız bir yaklaşımla siyasi tercihini somutlaştırıp, etik değerlerden yoksun hareket eden vatandaşların, seçmenlerin, bireylerin, eleştirilen, hakaret edilen siyasilerden ne farkı var Allah aşkına...
28 Temmuz seçimlerinin sonuçlarına göre UBP, kaybetti.
UBP ile birlikte İrsen Küçük de kaybetti.
UBP kaybetti ya, bazıları fare gibi UBP’yi terk ediyor...
Biraz daha bu istifa edenler her gün gazetelere ilan verip, “Düne kadar geçerli olan siyasi kimliğimi yırtıp attım, bundan sonra yeni siyasi tercihimin kimliğini kullanacağımı gördüğüm lüzum nedeniyle açıklıyorum. Daha önce herhangi bir siyasiyle birlikte olduğum, ya da tarafımı belli eden fotoğrafların bundan böyle hiçbir geçerliliği olmadığını yüce Kıbrıs Türk halkına duyururum” derse vallahi hiç şaşmam.
Çünkü az sayıda “seçkin” yüzsüzün kaynağı, çok sayıda yüzsüzün desteğidir.
Seçim öncesi, UBP Genel Başkanlık yarışı günlerinde İrsen Küçük’e yalakalık boyutlarını aşan üslupla övgüler düzen UBP’li vekillerin, Küçük’ü kaybetmesinin ardından söyledikleri...
Dinlerken, okurken inanın “Yuhhhh” çektim.
***
Dün akşam sosyal medya diye tanımlanan internet ortamında bir tur attım yazımı yazmadan.
Bazıları bakanlıkları partilere dağıttı.
Bazıları daha da ileri gitti kimlerin bakan olacağını yazdı.
Okurken yüzümdeki ifadeyi kontrol ettim.
Güleyim mi, ağlayım mı?
Bilemedim.
Bildiğim bir tek şey var, toplumun her bakımdan adam olması için milyonlarca fırın ekmek bile yetmez.
***
Kimin bakan olacağı değil, kimin olması gerektiğidir önemli olan...
Yazıp, çizenler nitelik, kapasite bakımından hiçbir sorgulama yapmıyor.
Örneğin DP’ye dönük bakanlıklar iki kritere göre dağıtılıyor.
Bir... DP ve Ulusal Güçler’e dönük denge.
İki... Farklı ilçelere birer bakan arabası gitmesi.
Gerçek teknokrat kabine Kıbrıs Türk insanının özlemidir.
Bu şu an için olası mı?
Hayır, olası görülmüyor.
Günün sözü:
Kişisel çıkarlar, örgütsel çıkarlarda, örgütsel çıkarlar toplumsal çıkarlardan değerliyse orada toplumsal kazanım olamaz
DİĞER YAZILARI
- Yirmi birinci yüzyılın köle diyarı...
- UBP’de sular, durulma yoluna girer...
- Bir kişi daha eksildik... Nurlar içinde uyu Münire öğretmen...
- Pasaport işlemi yapan Türk polisinin anımsatması...
- 'YÖDAK’ta yokluk ve sıkıntıları mazeret yapmadım…'
- Rekabet edebilirlik ve kaliteli eğitim vazgeçilmezdir
- Bizim hava yolumuza ihtiyacımız vardır…
- Zengin iş adamı karşısında, zavallı fakir devlet…
- Yerel yönetimler de rotasız…
- Vatandaşın derdi ve öncelikleri farklı olunca…
- TÜM YAZILARI için tıklayınız
YAYIN TARİHİ:















































































































































