Rauf Denktaş’ın oğlu olmak…
24/07/2013
Hasan Hastürer
Erdoğan, baba Denktaş’ın yaptıklarını hiç unutmadı.
Baba Denktaş öldü ama Erdoğan, oğluyla ilişkileri düzeltme tercihini yapmadı.
Serdar Denktaş, Erdoğan ve AKP ile ilişkilerin sıkıntılı olmasından rahatsız mı?
Ancak, öyle “Özür dileyerek” ilişkileri düzeltme gibi bir niyeti de asla yok.
“Bizlerin Türk insanının siyasi iradesine hep saygılı olduk, eminim seçim sonrası ortaya çıkacak Kıbrıslı Türklerin iradesine de Ankara saygılı olacaktır.”
Serdar Denktaş için çok yazı yazdım bugüne kadar.
DP-UG Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın siyasete ilk adım attığı günler soyadı bir avantajdı.
Zaman içinde siyasi kimliğini bulurken siyasi avantajlarının dezavantaja dönüştüğüne inandım.
Babası Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, hayatta olup, siyaset ürettiği sürece Serdar Denktaş’ın siyaset üretme bağlamında manevra alanı dardı.
Sonuçta Kıbrıs’ı aşan bir siyasi karizmaya sahip babasından farklı düşünse bile farklılıkları ortaya koyması, istismar edilip, babasına karşı kullanılmaya kapı aralamaktı.
Serdar Denktaş, siyasi yolculuğunu sürdürürken soyadının sorumluluğunu unutmadı.
O günden sonra Serdar Denktaş’ı yeni bir dikkatle izledim.
Daha rahat, daha özgür olacağın yönünde bir öngörüm vardı.
Babasının ölümünün sonrasında Serdar Denktaş, babasının mücadele geçmişinin siyasi mirasını ya da sorumluluğunu da sırtladı.
Rauf Denktaş, artık hayatta değildi.
Yanlış yapsa ve babasına mal edilse, düzeltecek Rauf Denktaş yoktu artık.
Serdar Denktaş, babasının ölümünden sonra daha olgun bir siyasi kişiliğe sahip oldu.
Babasının özellikle yetmişli yaşlardan itibaren öne çıkan olgun, babacan, bir mücadeleye adanmış yaşamın bayrağını devraldı.
Serdar Denktaş, siyasi duruşu belli bir siyaset adamıdır.
En önemlisi kendisinin siyasi geçmişi var.
Siyasetteki geçmişi için yüzünü her gün zemzem suyuyla da yıkamamıştır elbette.
Artıları yanında eksileri mutlaka olmuştur.
Sevenleri kadar sevmeyenlerinin olması da çok doğal.
Konuştuğumuz zaman, şahsıma duyduğu güvenle saklamasız konuşur. Ya da saklamasız konuştuğuna inanırım.
Dün HAVADİS’te konuğumuzdu öğle saatlerinde.
Birkaç kısa soru sormanın dışında soru sormadan, görüş ortaya koymadan dinledim Serdar Denktaş’ı.
DP-UG Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın parti içinde ya da seçimle ilgili derin kaygısı, endişesi yok.
Yıllardı seçim yaşıyor.
Hem de genel başkan olarak.
Elinden geleni yaptıktan sonra sonuca saygılı olmanın dışında bir seçeneği en iyi bilen parti başkanıdır.
Bugüne kadar girdiği seçimlerde arzuladığı seçim başarısını tam olarak elde edebildi mi?
Henüz, birinci parti çıkıp hükümeti kurma görevini Başbakan adayı olarak alamadı.
Bir genel başkanın kendisinin seçilip seçilmemesi, partisinin elde edeceği sonuçla bağlantılıdır.
Serdar Denktaş, mevcut genel başkanlar içinde bu çerçeve içinde en rahat olandır.
Toplumsal gelecek için parti politikalarını ikilemsiz özetleme konusunda da Serdar Denktaş rahattır.
Partinin seçim bildirgesi ya da seçim sonrası sorunların geride bırakılmasına rehber olacak politikaları Serdar Denktaş, başını yıllardır vura vura öğrendi.
Bu da avantajıdır.
Serdar Denktaş’ın bu seçim sürecinde nedir en önemli sıkıntısı?
Türkiye ile ilişkiler.
Pardon yanlış yazdım.
Serdar Denktaş ve Serdar Denktaş’tan sıçrayarak partisi DP-UG’nin en önemli sıkıntısı Türkiye Başbakanı Erdoğan ve AKP ile bir türlü düzelemeyen ilişkilerdir.
Erdoğan’ın talimatıyla AKP’nin aktif desteğinin UBP’den yana olduğu gün gibi ortada.
CTP-BG, TDP ve BKP’nin bu destekten rahatsızlığı bir yere kadardır.
Merkezde ya da merkezin sağında Türkiye ile ilişkileri yaşamsal önemde gören iki parti UBP ve DP’dir.
AKP’nin UBP tercihi bir babanın evlatları arasında tercih yapması gibi de algılanabilir.
Rahmetli Rauf Denktaş, AKP ve Erdoğan’ın Kıbrıs politikalarını benimsemedi.
Karşı çıkarken Anadolu’yu kent kent gezip AKP ve Erdoğan’a karşı eylemsel tavır içinde oldu.
Erdoğan, baba Denktaş’ın yaptıklarını hiç unutmadı.
Baba Denktaş öldü ama Erdoğan, oğluyla ilişkileri düzeltme tercihini yapmadı.
Serdar Denktaş, Erdoğan ve AKP ile ilişkilerin sıkıntılı olmasından rahatsız mı?
Ancak, öyle “Özür dileyerek” ilişkileri düzeltme gibi bir niyeti de asla yok.
“Bizlerin Türk insanının siyasi iradesine hep saygılı olduk, eminim seçim sonrası ortaya çıkacak Kıbrıslı Türklerin iradesine de Ankara saygılı olacaktır.”
Türkiye’nin duyarlı olduğu ekonomik konuların tümüyle ilgili konuşarak buluşmaların sağlanabileceğine inanıyor.
Özelleştirmede UBP döneminde atılan adımların, özelleştirme değil tekelleşme olduğuna inancı sonsuz.
Ercan örneğini de altını çize çize anlatıyor.
Seçim sonrası DP-UG’nin koalisyon ortağı konusunda tercihi var mı?
Bunu da sorduk.
Serdar Denktaş’ın yanıtı çok açık… “Uygulanacak program konusunda bizimle birlikte hareket etmeye kim hazırsa o partiyle koalisyon kurarız. Bu parti BKP bile olsa fark etmez.”
…Ve Serdar Denktaş, UBP’nin DP ile koalisyon ortaklığına yönelik olası tavrına yaklaşımı da ilginç… “Bizimle koalisyon kurup kuramayacaklarını açıklasınlar. Bizimle birlikte toplum da bilsin.”
Tecrübe, konuşmanın rehberidir.
- Yirmi birinci yüzyılın köle diyarı...
- UBP’de sular, durulma yoluna girer...
- Bir kişi daha eksildik... Nurlar içinde uyu Münire öğretmen...
- Pasaport işlemi yapan Türk polisinin anımsatması...
- 'YÖDAK’ta yokluk ve sıkıntıları mazeret yapmadım…'
- Rekabet edebilirlik ve kaliteli eğitim vazgeçilmezdir
- Bizim hava yolumuza ihtiyacımız vardır…
- Zengin iş adamı karşısında, zavallı fakir devlet…
- Yerel yönetimler de rotasız…
- Vatandaşın derdi ve öncelikleri farklı olunca…
- TÜM YAZILARI için tıklayınız















































































































































