Sportif goller Türkiye’den, siyasi goller Rumlarda…
YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
21/09/2013
Hasan Hastürer
Rumlar politika değişikliğiyle, Türkiye’ye, “ Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tanımadığın laftadır. İşte kuzu kuzu tanıyorsun” demeyi spor üzerinden beceriyor..
Türkiye, Rumlara, “Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımıyorum. Bu nedenle sizlerle karşılaşmam” diyemiyor.
Gerçek bu iken, gerçekle yüzleşme olmadığı zaman Türkiye’nin siyasileri iç tribünlere yönelik parlak ama içi boş nutuklar atıp, demeçler verebiliyor.
Spor ambargosu Kıbrıslı Türklere uygulanan ambargolar içinde insan haklarına aykırı olanların başında gelir.
Neden?
Aktif sporun bir yaş sınırı.
Tüm spor dallarında yaş ilerledikçe verimlilik düşer.
Bir yerden sonra müsabaka sporu anlamında sahada yer alınmaz.
Bir gün spor ambargosu kalkar ya da yumuşarsa geriye dönük uygulanma şansı olamaz.
Bir zamanların yıldız futbolcularıyla takım oluşturup uluslar arası karşılaşmalara çıkamayız.
***
Spor ambargosu devam ederken Türk ekiplerinin Kıbrıslı Rumlarla karşılaşması en yalın tanımlamayla “ağırımıza” gidiyor.
Türkiye’nin ev sahipliğindeki uluslar arası etkinliklerde Kıbrıslı Rum ekipleri, sporcuları yarışırken bizlerin uzaktan seyretmemizin de hazmı kolay değildir.
***
“Bize spor ambargosu uygulandığı sürece Türkiye, Kıbrıslı Rumlarla karşılaşmasın. Rum ekiplerin Türkiye’de yarışmasını kabul etmesin.”
Derinlikli düşünme olmadan bunlar söylenebilir.
Bu satırların yazarı olarak böyle bir düşünceyi seslendirmem.
Ancak Kıbrıslı Türklere uygulanan spor ambargosuna karşı bizim etkili bir mücadele politikamız olmadığı, Türkiye’nin bu konuda ciddiyi bırakın sıradan aktif desteğinin bile olmadığı da gerçek değil mi?
***
Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün bedelini biz Kıbrıslı Türkler öderiz.
Kıbrıs Rum liderliğinin bu konulardaki tavrı da sahtedir, siyasi tutarsızlıktan yoksundur.
Kıbrıslı Rumlara göre adayı “işgal” eden Türkiye…
Adanın fiilen bölünmesini sağlayan Türkiye…
Adanın demografik yapısını bozan Türkiye…
Adada, anayasal sayının çok üzerinde asker bulunduran Türkiye…
Peki sıra ambargolara gelince, dişleri Türkiye’yi kesemediği için gariban Kıbrıslı Türkleri keserler…
Ambargoların her türlüsü bize…
1985’te APOEL, Beşiktaş’la eşleştiği zaman, “Kıbrıs’ı “işgal” eden ülkenin takımıyla oynamayız” deyip ilk malçta İstanbul’a gitmeyip elendiler.
Sportif anlamda yaptıkları yanlıştı ama siyasi duruşla beraber okunduğu zaman kişilikli bir tavırdı.
Zamanla o tavrı terk ettiler…
Türkiye ile her alanda ilişkileri normalleştirmeyi tercih ettiler.
Uluslar arası alanda Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni ve temsilcileri yok sayamadı.
Hatta onları rahatsız etmemek için KKTC temsilcileri ya hiç davet edilmedi ya da laf ola gölgede olunacak davetler yapıldı.
Rumlar politika değişikliğiyle, Türkiye’ye, “ Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tanımadığın laftadır. İşte kuzu kuzu tanıyorsun” demeyi spor üzerinden beceriyor..
Türkiye, Rumlara, “Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımıyorum. Bu nedenle sizlerle karşılaşmam” diyemiyor.
Gerçek bu iken, gerçekle yüzleşme olmadığı zaman Türkiye’nin siyasileri iç tribünlere yönelik parlak ama içi boş nutuklar atıp, demeçler verebiliyor.
İşin özü sportif golleri Türkiye atarken siyasi gollerin Rumlar tarafından atıldığıdır.
***
Gelelim en son Trabzonspor’un Apollon’la karşılaşmasına...
Bu Trabzonspor’un üçüncü deneyimi J
Trabzonspor’un Kıbrıs’a direk ve dolaylı mı geldiği, karşılaşmanın karşılıklı siyasi tanımayla bağlantılı yanında neredeyse hiç önemli değil.
Yunanistan’da kayıtlı özel hava yolu şirketi her türlü ekonomik düşünceyle uçar.
Trabzon’dan kalkmanın ardından Larnaka öncesi Rodos’a inip kalkmış olsaydı bunun bilmek kaç bin dolarlık bir faturası olacaktı.
Yolcu indirip, yolcu almayacağı için havada uçuş numarasını değiştirip yoluna devam etti.
Buna benzer uçuşlar Londra ile Ercan arasında pek çok kez olmadı mı?
Londra’dan Ercan’a gelirken inecek ya da alınacak yolcu yoksa pilot İzmir ya da Antalya’daki kuleyle anlaşıp yoluna devam etti.
Trabzon – Larnaka uçuşunun ara duraksız yapılmasının siyasi bir irade eklentisiyle yapılmadığına inanıyorum.
Ancak uçuş gerçekleştikten sonra bunun siyasi yorumları tarafların duruşu bakımından ipucu verdi.
Trabzon- Apollon rövanş maçı 28 Kasım 2013 Perşembe akşamı saat 20.00’de Trabzon’da… O maça Apollon, uçarken büyük olasılıklı Rodos veya bir başka Yunanistan havaalanına dokunmatik iniş yapacak. Dönüşte, direk Larnaka’ya uçar mı? Olabilir…
***
Trabzon – Apollon maçı spor ambargosuna yoğunlaşmamıza bahane oldu. Keşke bu yoğunlaşma kesintisiz bir çabanın tetikleyici olsa… Kendi kendimize söylenmek yerine kararlı olarak mücadele versek spor ambargosuna karşı mesafe alınacağına yürekten inananlardanım.
Günün sözü:
Bir karışlık düşünceyle, bir arpa boyu yol alınabilir
DİĞER YAZILARI
- Yirmi birinci yüzyılın köle diyarı...
- UBP’de sular, durulma yoluna girer...
- Bir kişi daha eksildik... Nurlar içinde uyu Münire öğretmen...
- Pasaport işlemi yapan Türk polisinin anımsatması...
- 'YÖDAK’ta yokluk ve sıkıntıları mazeret yapmadım…'
- Rekabet edebilirlik ve kaliteli eğitim vazgeçilmezdir
- Bizim hava yolumuza ihtiyacımız vardır…
- Zengin iş adamı karşısında, zavallı fakir devlet…
- Yerel yönetimler de rotasız…
- Vatandaşın derdi ve öncelikleri farklı olunca…
- TÜM YAZILARI için tıklayınız
YAYIN TARİHİ:















































































































































