Yeme canını be Aziz Bey!!!
YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
10/08/2013
Hasan Hastürer
Aziz Kent: Kıbrıslı Türklerin en büyük zenginliği aklı başında insanlarıdır. Kıbrıs’ta veya dünyanın değişik yerlerinde çok başarılı her yaştan insanlarımızdan yararlansak inan bana tüm meselelerin üstesinden geleceğiz. Gelişmiş tüm memleketlerde düşünce kuruluşları var. Bizde neden yok? Yeni dönemde bunu başarmak için elimizden geleni yapalım.
Orhan Gencebay’ın şarkılarını bazıları arabesk deyip kenara itmeye çalışır.
Şu sözlere bakar mısınız:
“Hatasız kul olmaz, hatamla sev beni
Dermansız dert olmaz, dermana sal beni
Kaybettim kendimi, ne olur bul beni
Yoruldum halim yok, sen gel de al beni.
Feryada gücüm yok, feryatsız duy beni
Sevenlerin aşkına, ne olur sev beni…”
Dermansız dert olmaz, dermana sal beni
Kaybettim kendimi, ne olur bul beni
Yoruldum halim yok, sen gel de al beni.
Feryada gücüm yok, feryatsız duy beni
Sevenlerin aşkına, ne olur sev beni…”
***
Yaşama bakış açımla, herkesi hatasıyla sevdim.
Hatasız kul olmayacağına yürekten inandım.
Niyet temizliği olduğu sürece de hatalara hiç takılıp kalmadım.
İnsan, canlılar içinde sosyal yönden en gelişmiş olandır.
Hatta insan için EN GELİŞMİŞ HAYVAN da denir.
Yanlış mı bu tanımlama?
Elbette değil.
Sosyal zenginliği, ölçülebilir öteki değerlerle kıyasladığım zaman ikilemsiz ilk sıraya koyarım.
Sosyal iletişim içinde de temas ettiğim herkesi en az kendim kadar değerli ve bilgili görürüm.
Saygı ve sevgi akışkanlığında bunun önemli olduğuna inanırım.
Bazıları var, her şeyi bildiğini sanır.
İnsanın her şeyi bilmesi olası değil.
En gelişmiş bilgisayar bile kendine yüklenileni bildi, kapasite sınırları içinde bilgi yansıtıcıdır.
Bir insan her şeyi bilmez ama her insan bir şeyler bilir.
Önemli olan her türlü iletişimde öğrenmeyi hedeflemek, öğrenmeyi bilmektir.
***
Bir iletişimin daha en başında karşınızdakini olumsuz bir yaklaşımla sorgularsanız hayatta kimseyle keyifli, verimli iletişim kuramazsınız.
***
Aziz Kent ya da daha yaygın bilinen adıyla Con Aziz’i çok severim.
Genellikle “Abi” diye hitap ederim.
Hayata bizim kuşaktan çok önce “Merhaba” dediği için sevgimin öncesinde saygım var.
Daha doğrusu Con Aziz’i sevgi ve saygının en güzel karışımıyla kucakladım.
Con Aziz, Dillirodur.
Yani Dillirgalıdır.
1934 yılında doğdu, sekiz kardeşten biridir.
Çocukluk yıllarında ayakkabısı olmadığı için yalınayak çok dolaştı.
Çocukluğunu yaşamadı.
Çok küçük yaşta çalışmaya başladı.
Eli nasır tuttu ama yüreği hep yumuşak kaldı.
***
1956’da Londra’ya gitti.
Orada kolay olmadı hayatı…
Londra’nın merkezinde yeraltı dünyasıyla onların kurallarıyla mücadele etti.
Para kazanmadı mı?
Elbette kazandı.
Bir söz var, “Parayı nerede kazanır, karnım nerede doyarsa vatanım orasıdır.”
Bu söz Aziz Kent için geçerli olmadı.
Parayı uzaklarda kazandı ama Kıbrıs sevdası yüreğinden hiç eksilmedi.
Londra’da kazandı ama Kıbrıs’a yatırım hep aklının en önünde oldu.
1961 yılından başlayarak Kıbrıs’a farklı büyüklükte yatırımlar yaptı.
Kıbrıslı Türklerin bir tek doğru dürüst oteli yokken Aziz Kent, 1974 öncesi Lapta’da otel yapmaya karar verdi.
Aziz Kent, Celebrity Otel serüvenini şöyle anlatır:
“Lapta’da Dr. Ziyad ve Emekli Başhakim Metin Hakkı’nın arazisini satın aldım. Celebrity’nin olduğu yerler… O zamanlarda Kıbrıs’ta yaşayan Türkler bile Lapta’dan kaçmıştı. Bana deli gözüyle baktılar. Rahmetli Denktaş Bey bile bana ‘Allah yardımcın olsun’ dedi. Mimar Ezel Reşat’a da gel dedim, bir otel çizeceğiz.
Ama Rumlar o aşamada da karşıma çıktı. İki buçuk sene Rum ruhsat vermedi otel için. Kaymakam beni saatlerce bekletip hakaret edince Makarios’a gittim, elini öptüm. Dedim ki; ‘ben İngiltere’de yaşayan bir Kıbrıslı Türküm. Otel yapmak istiyorum, her türlü işlemi yaptım oteli inşa etmek için ama senin kaymakamın görevini yapmıyor’ dedim. Ve onun girişimiyle ruhsatı verdiler.
Ama iş bununla da bitmedi… Biz inşaatı başlattık, daha sonra Lapta Belediyesi bölgeyi istimlak etme kararı aldı. Böyle bir şey olmazdı… Birleşmiş Milletler’e şikayet ettim durumu.
Bir Rum gazeteci Andreas Gannavuros, Haravgi Gazetesi’nde ‘Yetmedi mi bu kadar bölge, bir Türk, bir otel yapacak, bırakın yapsın, nereden çıktı bu istimlak kararı’ diye yazdı. Onun da etkisiyle bundan vazgeçtiler ve oteli yapmaya başladık. 1974 Barış Harekatı sonrası oteli açtık. Adadaki ilk Türk oteliydi. İngiltere’deki adamlarımdan da getirdim. Celebrity Otel bir catering okuluna dönüştü ve turizm de gelişmeye başladı. Celebrity Kıbrıs Türk turizm tarihinde çok önemli bir kilometre taşıdır.”
***
Londra’da büyük işler başaran Aziz Kent, urup avuçluk Kuzey Kıbrıs’ta sistemle “dans etmeyi” beceremedi.
Sistemim olumsuzlukları Aziz Kent’in hatalarıyla birleşince pembe dizi korku filmine dönüştü.
Finans dünyasının “hortumcu” anlayışı denizde göz diye tanımlanan sarmalın insanları yutması gibi, faiz uygulama “gözü” de Aziz Kent’i yuttu.
Aziz Kent, meramını anlatamadı.
Kent’in hataları öne çıkarıldı… Halbuki Orhan Gencebay’ın dediği gibi, “Hatasız kul olmaz.” Seksenine merdiven dayadı… Gene de pes etmiyor…
Aziz Kent’i Kuzey Kıbrıs’ın statükosu korkuttu mu?
Kendisi ne derse desin KORKUTTU…
Konuşurken çok daha dikkatlidir...
***
Dün telefonla aradı...
Uzunca bir sohbet yaptık Aziz Kent’le…
Şikayet etmesine karşılık felaket tellallığı yapmıyor.
Umudu her zaman ki gibi ayakta.
“Kıbrıslı Türklerin en büyük zenginliği aklı başında insanlarıdır. Kıbrıs’ta veya dünyanın değişik yerlerinde çok başarılı her yaştan insanlarımızdan yararlansak inan bana tüm meselelerin üstesinden geleceğiz. Gelişmiş tüm memleketlerde düşünce kuruluşları var. Bizde neden yok? Yeni dönemde bunu başarmak için elimizden geleni yapalım” dedi.
***
Söylediklerine katılmamak elde değil.
Ancak bizim temel sorunumuz bir biçimde ülkenin kaderinde söz sahibi olanlar kendilerini en akıllı zanneder.
En akıllı zannettikleri için de akılların buluşmasını ihtiyaç olarak görmezler.
Aynanın karşısına geçip kendilerini korkusuzca gözleyebilseler pek çok sorun aşılacak. Ancak bizi yönetenler aynanın karşısına geçmez ki.
Geçeceklerse de yalancı ayna bulup, yalancı aynanın karşısına geçerler.
***
Aziz Kent’i dinledim… Telefonu kapatırken, “Yeme canını be Aziz Bey” diyecektim. Vazgeçtim… Çünkü Aziz Kent’in ilerlemiş yaşına rağmen var olan pozitif enerjisinin önünü kesmemek gerek.
Günün sözü: Doğruyu görmeyen, doğru yol gösteremez.
DİĞER YAZILARI
- Yirmi birinci yüzyılın köle diyarı...
- UBP’de sular, durulma yoluna girer...
- Bir kişi daha eksildik... Nurlar içinde uyu Münire öğretmen...
- Pasaport işlemi yapan Türk polisinin anımsatması...
- 'YÖDAK’ta yokluk ve sıkıntıları mazeret yapmadım…'
- Rekabet edebilirlik ve kaliteli eğitim vazgeçilmezdir
- Bizim hava yolumuza ihtiyacımız vardır…
- Zengin iş adamı karşısında, zavallı fakir devlet…
- Yerel yönetimler de rotasız…
- Vatandaşın derdi ve öncelikleri farklı olunca…
- TÜM YAZILARI için tıklayınız
YAYIN TARİHİ:















































































































































