Lider Olmak

ads ads ads ads
22/09/2020

ads
ads
ads

Mete Tümerkan Mete Tümerkan


Lider olan kişi toplumunu, halkını güvenli yarınlara götürmek için çalışır.

Halkının varlığını korur ve kollar.

Halkı için ne gerekiyorsa onu yapar.

Halkının varlığını riske atmaz.

Onu kaybedeceği kesin olan kavgaların bir parçası  yapmaz.

Onun varlığını, kazanımlarını riske atmaz.

Lider olmak kolay değildir.

Zoru başarabilmektir.

Halkının varlığını ve çıkarlarını her koşulda koruyabilmektir.

Kıbrıs Türkü bu ada üzerinde yüzyıllardır varlığını sürdürmeyi başarmış bir toplumdur.

Bunda hiç kuşkusuz bugün aramızda olmayan ve toplumuna liderlik yapan Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş gibi tarihe mal olmuş liderlerin büyük bir katkısı olmuştur.

Bu liderler Kıbrıs Türkünü korudu ve kolladı.

Varlığını güçlendirerek sürdürebileceği koşulların oluşmasını sağladı.

Türkiye’nin “Bizim Kıbrıs diye bir davamız yoktur” dediği günlerden bugünlere kolay gelinmedi.

Kıbrıs davası Türkiye ile birlikte ulusal bir dava olarak benimsendiği için adadaki Kıbrıs Türk varlığı korundu.

Kıbrıs’ta Enosis hedefinin önü kesildi.
Ama mücadele bitmedi.

Devam ediyor.

Kıbrıs Türk halkı uluslararası alanda hak ettiği yeri alana kadar da devam edecek.

Önemli olan da bu.

Gelinen aşamada Kıbrıs meselesi Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmeler sonucu artık minor bir sorun oldu.

Türkiye ve Yunanistan arasındaki çok daha karmaşık sorunlar ve bunların yarattığı gerilimler Kıbrıs sorununun önüne fazlası ile geçti.

Bu sorunlar çözülmeden Kıbrıs meselesi yeniden öne çıkmaz.

Bu süreçte Kıbrıs Türkü hak ve çıkarlarını korumak için Türkiye ile daha çok dayanışma içinde olmak zorundadır.

Tarih boyunca yaşanan gelişmeler ve aklın yolu bunu gerektirir.

Kıbrıs meselesinde yarım asrı aşan bir zaman diliminde yapılan tüm toplumlararası görüşmeler sonuçsuz kaldı.

Çözüm hedefi olarak belirlenen federal çözüme ulaşılamadı.

En son deneme 2017 yılında Crans Montana’da yapıldı.

Rum Lider Nikos Anastasiades’in “Halkım Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğini kabul etmeye hazır değil” deyip masadan kalktığı anda süreç çöktü.

Tıpkı ondan önceki onlarca süreç gibi.

Bu sürecin çökmesi sonrasında Kıbrıs meselesini doğrudan ilgilendiren birçok gelişme yaşandı.

Özellikle de Doğu Akdeniz’de…

Kıbrıs Rum tarafı kendi elini güçlendirmek ve olu-bittiler yaratmak için birçok anlaşmaya imza koydu.

Bunları yaparken de ne BM parametrelerini ne de Kıbrıslı Türklerle federal bir çözüme ulaşma hedefini dikkate aldı.

Adaya ve adadaki zenginliklere tek başına hakim olabileceği koşulları yaratma hedefine varma yolunda kendince ileri mevziler kazanma dürtüsü ile hareket etti.

Bu koşullarda Kıbrıs Türk halkı olduğu yerde kalamaz.

Rum tarafının attığı adımları dengeleyecek adımlar atmak, politikalar geliştirmek durumundadır.
Ezberleri bozmak zorundadır.

Tek başına  BM parametrelerine sahip çıkarak bundan Kıbrıs Türkü adına bir takım sonuçlar beklemek gerçekçi değildir.

Annan Planına Kıbrıs Türk tarafının ezici bir çoğunlukla evet dediği, Rumların ise bu planı reddettiği koşullarda bile Kıbrıs Türkünün lehine hiçbir şeyin değişmediği gerçeği ortadayken, BM parametrelerine katıksız bağlılıktan bir şey beklemek doğru olmaz.

Kısacası mümkün de olmaz.

İşte liderlik böyle dönemlerde gereklidir.
Ezberlere bağlı kalarak, halkı olmayacak hayallerin peşinden götürmeye çalışmak liderlik yapmak değildir.

Aynı yolu yürümekte ısrar sizi farklı bir yere götürmez.

Bir de sonucu önceden belli olan kavgalara toplumu sürüklemek de akıl işi değildir.

Lider bu koşullarda gemiyi yüzdürebilendir.

Halkını ve halkının hak ve çıkarlarını koruyabilendir.

Gerisi boş laf ve slogandan ibarettir ve halka bir fayda sağlamaz.

Ancak bunu savunan kişiye bir fayda sağlar, bedelini de halk öder.


 

22/09/2020 11:56
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad

TAGS: mete tümerkan, yazar, yorum, kıbrıs, müzakere, Kıbrıs konusu
MANŞETLER

HK Mete Tümerkan

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.