HABER KIBRIS

Aşk ve İnanç

ads
25/02/2018


Başaran Düzgün


Aslında öykü kısa.

Ama, insanı kalbinden vuracak, tüm benliğini sarsacak denli mesaj yüklü.

“Cephede göğüs göğüse müthiş bir savaş sürüyormuş. Düşman mevziisine bomba atmak için öne fırlayan asker vurulup toprağa düşmüş.

Mermiler yağmur gibi yağıyor. Arkadaşları çaresizlik ve panik içinde ne yapacaklarını bilemiyorlar. Bir tanesi, “Ben gidip O’nu alacağım” demiş. Yanındakiler itiraz etmişler, “Gitme sen de ölürsün” demişler.

Fırlamış, mevziden çıkmış, kurşun yağmuru altında, vurulan arkadaşının yanına ulaşmış.

Vurulan arkadaşı son nefesini vermek üzere, mutlu bir ses tonuyla konuşmuş:

 - “Geleceğini biliyordum.”

Sanırım insanoğlunun geliştirdiği en büyük sevgi sözcükleridir bunlar.

Hele günümüzde bayağı anlamlar yüklenen ve o kadar sıradanlaşan sahte aşklara en güzel alternatif.

İnsanlararası ilişkilerde, pragmatizm muteber bir marifetmiş gibi rağbet görürken, kalleşlik neredeyse yüksek zeka mahsulü sayılırken “Geleceğini biliyordum” türünden bir sevginin kutsallığına hangi saf yürek dayanır ki...

Her koşulda sizi seven birinin olduğunu bilmek.

En kötü koşullarda kurşun yağmuru altında dahi O’nu beklemek.

Bundan kutsal bir duygu var mı...

 

                                               ****

 

İskoçların halk kahramanı Valles veya beyaz perdeye yansıyan meşhur ismiyle Cesur Yürek, İngiltere Kralı’na karşı baş kaldırdığında sıradan bir köylüydü

Kudüs’ü Hıristiyanlaştırmak için düzenlenen Haçlı Seferleri’nde kılıçla dövüş sanatının tüm inceliklerini öğrenmek ve savaş tekniklerinin ayrıntılarını bilmekten başka marifeti yoktu.

İskoç tarihi aslında bir kalleşlik ve entrikalar bütünüdür.

Birkaç bin dönüm daha fazla toprağa sahip olmak için İskoç feodal beyler sık sık İngiliz’le şer ittifakı kurup kendi halkını hançerliyordu.

Cesur Yürek işte böylesi bir ortamda başlattı büyük isyanı.

Ve kalleşliklerin envai çeşidinden nasibini aldı.

 Filmi izleyenler anımsayacaktır. İngiliz ordusunu her cephede darmadağın eden Cesur Yürek’i feodal beyler kurdukları kalleş bir tuzakla yakalayıp İngiliz Kralı’na teslim ederler.

Cesur Yürek, Londra’da bir meydanda, halkın gözleri önünde, türlü işkencelerden geçirilerek öldürülür. Parça parça olan bedeni ibret olsun diye ülkenin dört bir yanına gönderilir.

Filimde yer almamıştı ama bu tarihsel olayın geniş öyküsünü okumuştum bir dergide.

Cesur Yürek, her türlü entrikadan bunaldığı günlerde İrlanda kökenli arkadaşıyla dertleşirken, duygusal sözler sarf eder. Geleceğe dair umutsuzluk taşıyan tümcelerdir bunlar. Savaşı kaybetme korkusu falan.

İrlandalı müthiş bir moral motivasyon verir Cesur Yürek’e;

 - “Evet, biliyorum üzerinde güneş batmayan Büyük Britanya İmparatorluğu karşısında belki yenileceğiz, ama o gün ben mutlaka orada olacağım...”

 

 

                                               ***

 

   Sevginin ve inancın gücü yüzyıllar ötesinden taşıp günümüze kadar geliyor.

Çünkü insanı insan yapan en büyük erdemdir aşk ve inanç.

Ölürken en iyi dostun geleceğini bilmek gibi, yenilirken bile “ben mutlaka orada olacağım” demek gibi.

Aşk ve inanç varsa, varız…

ads
Bu habere tepkiniz:
TAGS: Aşk ve İnanç, Başaran Düzgün
MANŞETLER

HK Başaran Düzgün

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems