Gençlere özür borcumuz yok mu?
03/09/2011
Mete Tümerkan
Bugünlerde küçük oğlum Berk’in Üniversite’ye gidişi için hazırlıklara başladık.
Gideceğini biliyorduk ama evde hazırlıklar başlayıp da iş ciddileşince, insan ister istemez bir tuhaf oluveriyor.
Evden önce Mert uçtu. Bu uçuşun artık bizden kopuş olduğunu biliyordum.
O kendi ayakları üzerinde durma yolunda ilk adımlarını atarken, biz de onun artık bizden her geçen gün biraz daha uzaklaşmakta olduğu gerçeği ile yüzleşerek yola devam etmeyi öğrenmeye çalıştık.
Ama Berk bizimle birlikte olmaya devam ediyordu.
İlk iki yıl Mert tatillerde gelip gitti.
Üçüncü yılın sonunda staj, iş için mülakatlar derken Mert’i tatillerde de göremez olduk.
O da bizden kopmaya ve kendi kendine yetme yolculuğuna çıkmaya hazırlanıyor bugünlerde…
Ve biz de eşimle başa dönüyoruz artık.
Çocuklar kendi hayatlarını kurma yolunda adımlarını sıkılaştırarak atarken, biz baş başa kalıyoruz…
Bizim anne ve babalarımız için de benzer süreçler yaşandı.
Bizler günün sonunda adaya dönüp burada kendimize gelecek aradık bir şekilde…
Ama bugünkü koşullarda yurt dışında eğitim alan gençler için adaya dönüş ve burada gelecek arama, koşullara bakıldığı zaman çok müsait değil.
Yani gençler eğitim için yurt dışına uçarken, aslında başka yerlerde gelecek arama yolculuğunun da ilk adımını atmış oluyorlar bir yerde…
Yaşanan kopuş sadece aileden olmuyor.
Gençler giderken memleketten de kopuyorlar bilerek ya da bilmeyerek.
Kıbrıs meselesi ve buradaki düzen mevcut şekliyle devam ettiği sürece kopmaya devam edecekler maalesef…
Bizim siyasilerimiz oraya, buraya bağlılık nutukları atıp iş yapmamaya devam ettikleri sürece de bu durum değişmeyecek.
Belirsizliklerin sürdüğü, vizyonun olmadığı, hukuksuzluktan herkesin şikayet ettiği yerde gelecek de olmaz.
Planı, programı ve hedefi olmayan siyasi oluşumlarla da bir yere varılamaz.
Bilgiye, birikime önem vermeyen toplumların yok olmaya mahkum oldukları gerçeği ile yüzleşiyoruz biz bugünlerde…
Ama esas sorunlar ve erimenin gerçek nedenleri göz ardı ediliyor.
Sorunlar çözülmediği için de erimenin önüne geçilemiyor.
Ekonomi Bakanı’na göre bizim ekonomimiz Rum ekonomisinden iyi olabilir ama mevcut durum gençlere gelecek vaat etmiyor.
Gençler olmadan da bu ülkede gelecek olmaz.
***
1998 yılında da benzer bir yazı yazmıştım.
Berk’i üniversiteye göndermeye hazırlanırken bu yazımı bir kez daha okudum.
Ve zamanın ne kadar çabuk geçip gittiğini bir kez daha anladım.
Hayatın süratli temposuna kendimizi o kadar bir kaptırıyoruz ki zamanın nasıl geçtiğinin farkına bile varmıyoruz.
Bir bakıyorsunuz “daha dün” dünyaya gelen çocuklar, boyunuzu aşmış, kocaman adamlar olmuşlar.
Ama bu ülkedeki sorunlar değişmemiş, hatta artmış…
Elbette ki günün sonunda önemli olan sağlık…
Ve tabii ki gençlerin mutluluğu ve güvenli bir yerlerde yaşamlarını sürdürmeleridir.
“Gelinen aşamada dünya nasılsa küçüldü. Küreselleşme sonucu küçük bir köye dönüştü” diyerek biz aileler kendimize teselli yaratacağız anlaşılan.
Gönlümüzde onların özlemi hep olacak.
Tek beklentimiz ise önce sağlık sonra da başarı dolu haberlerini almak…
Bugünlerde benzer heyecan birçok evde yaşanıyordur.
Ben üniversitelerde okuyan ve üniversiteye gitmeye hazırlanan tüm gençlere başarılar diliyorum.
Onlara bu ülkede gelecek yaratamadık.
Bunda benim ne kadar sorumluluğum var bilmiyorum ama kendi adıma özrü bir borç biliyorum…
Umarım bu işin esas sorumluları da durumun bir an önce farkına varırlar.
- Guterres mandasını iade etmeli
- Mete Tümerkan yazdı: Haber Kıbrıs 13 yaşında
- Mete Tümerkan: Siyaset adrese teslim işler yapmaktan vazgeçmeli
- Anastasiades’in Maraş rahatsızlığı
- Haber Kıbrıs büyümeye devam edecek
- Bir de böyle deneyelim
- Rahat uyu babam
- Diplomasi’nin yeniden kurgulanması ve Antalya forumu
- Guterres’e Rum engeli
- Eşitlik müzakere konusu değil
- TÜM YAZILARI için tıklayınız















































































































































